- Haberler
- Gündem
- Dorukhan Büyükışık davasında yeni gelişme: 2018'de intihar denmişti, 2025'te müebbet istemi geldi
Dorukhan Büyükışık davasında yeni gelişme: 2018'de intihar denmişti, 2025'te müebbet istemi geldi
Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan'ın ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada 'kasten öldürme' şüphesiyle kamu davası açıldı.
İzmir’in Narlıdere ilçesinde, 13 Mayıs 2018 tarihinde inşaat alanında cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın ölümüyle ilgili soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Başlangıçta “intihar” olarak kayıtlara geçen olayda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı “kasten öldürme” şüphesiyle müebbet hapis istemiyle kamu davası açıldığını duyurdu.
CANSIZ BEDENİ İNŞAATTA BULUNDU
Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu olan Dorukhan Büyükışık, Bulut Orman Evleri adlı projeye ait inşaat alanında ölü bulunmuştu. Ölüm sonrası hazırlanan bilirkişi raporları ve tercümelerle ilgili iddialar üzerine bazı astsubaylar yargılanırken, soruşturma sürecinde yeni delillere ulaşıldı.
BİLİRKİŞİ RAPORLARINDAKİ ŞÜPHELER DERİNLEŞTİ
Ethem Büyükışık, polislerin parmak izi silme ve sahte delil üretmeden dolayı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından disiplin soruşturmasında suçlu bulunduğunu açıklarken, bilirkişi ve tercümanlık raporlarındaki çelişkiler de gündeme geldi. Olayın ardından yürütülen soruşturma kapsamında, “gerçeğe aykırı bilirkişi raporu” ve “gerçeğe aykırı tercümanlık” iddialarıyla yargılanan astsubaylar, suçlamaları reddetti.
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI: “ÖLÜM DÜŞMEYLE UYUMLU DEĞİL”
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamada olayın tüm yönleriyle incelendiğini, kamera görüntüleri, otopsi, adli tıp, dağcılık federasyonu raporları ve cep telefonu analizlerinin değerlendirildiğini belirtti. Yapılan analizler neticesinde ölümün 27 metre yükseklikten düşmeyle uyumlu olmadığı, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğu tespit edildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklaması şu şekilde:
"Maktul Dorukhan BÜYÜKIŞIK'ın 13/05/2018 tarihinde inşaat şantiyesinde ölü olarak bulunması üzerine olayın aydınlatılması ve faillerin tespit edilmesi için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca titizlikle ve detaylı bir şekilde soruşturma yürütüldü.
Bu kapsamda olay yerine ilişkin kamera görüntüleri temin edilerek incelendi, 112 ihbar hattına olayın ihbarını ileten telefon abonesi tespit edildi, cenaze üzerinde Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığınca yapılan otopside elde edilen bulgular da dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurullarından kesin ölüm sebebinin tespitine ilişkin rapor temin edildi, olay yerinde bulunan inşa halindeki 27 metre yükseklikteki binadan düşme halinde cenazenin düşebileceği muhtemel mesafe belirlenmek üzere Türkiye Dağcılık Federasyonu görevlilerine inceleme yaptırıldı ve mütalaaları alındı, olay yerinde bulunan ve maktule ait olduğu değerlendirilen cep telefonu üzerinde parmak izi ve diğer vücut izlerine ilişkin incelemeler yapıldı, maktule ait cep telefonu HTS ve GPRS kayıtları incelendi, elektronik posta adresinde bulunan yazışmaların tespiti ile ilgili çalışmalar yapıldı, maktulün kıyafetleri üzerinde gerekli kriminal incelemeler yapıldı, maktulün bulunduğu şantiye alanı detaylı bir şekilde incelenerek şüphelilerin olay tarihinde şantiyede hangi alanda görev yaptıklarının ve bu görev yerlerinin birbirleriyle olan mesafeleri tespit edildi, şüphelilerin Cumhuriyet Başsavcılığımızca ayrıntılı olarak savunmaları temin edildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının tüm bu yoğun çalışmaları neticesinde temin edilen kamera görüntülerine göre maktulün aracını park ettikten sonra şüpheli H. K'nin bulunduğu bekçi kulübesi gözlem sahasındaki yoldan yürüyerek inşaat sahasına girdiği; inşaat sahasında bekçi olarak şüpheliler H.K, H.A, T.Ç ile çalışan olarak B. Ç ve yakın şantiye sahasında bekçi olarak şüpheli A.G'nin bulunduğu tespit edilmiş, şüphelilerin değişik tarihlerde alınan beyanlarında çelişkilerin bulunması, maktulün ölümüne neden olan icrai davranışların hangi şüpheli tarafından ne şekilde gerçekleştiğinin tespit edilememesi, yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen raporlarda ölümün yüksekten düşme ile gerçekleşmesi ihtimaliyle uyumlu olamayacağının tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümün maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir aletle vurma ile gerçekleştikten sonra cesedin bulunduğu konuma getirilmiş olabileceği kanaatine varıldı.
Bunun neticesinde olay mahallinde bulunan şüphelilerin iştirak halinde kasten öldürme suçunu işledikleri hususunda haklarında dava açılmasına yeterli delil ve şüphe bulunduğu değerlendirilerek şüpheliler hakkında TCK' nın 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları talebiyle İzmir Ağır Ceza Mahkemesine Kamu davası açıldı."
MÜEBBET TALEBİYLE DAVA AÇILDI
Açıklamada, olay sırasında şantiyede bulunan H.K., H.A., T.Ç., B.Ç. ve A.G. adlı şüphelilerin ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, maktulün ölümüne neden olan eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenememesine rağmen iştirak halinde kasten öldürme suçuna dair yeterli şüphe oluştuğu belirtildi. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nun 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis istemiyle dava açıldığı açıklandı.