Son yıllarda öne çıkan modellerden biri ise hafta içi ağırlıklı olarak bitkisel beslenmek, hafta sonlarında ise kaliteli hayvansal proteinleri kontrollü miktarda tüketmek.
Araştırmalar, bitki temelli beslenmenin kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, obezite ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkiler sağlayabileceğini ortaya koyarken, uzmanlar uzun vadede başarı için katı yasaklardan ziyade sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.
Uzun yaşam (longevity) alanındaki çalışmaları değerlendiren Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, zeytinyağı ve kuruyemişlerin temelini oluşturduğu beslenme düzenlerinin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini desteklediğini belirtiyor. Baş, özellikle hafta içi bitkisel ağırlıklı beslenmenin, hafta sonlarında ise et, balık ve diğer hayvansal proteinlerin ölçülü şekilde tüketilmesinin hem uygulanabilir hem de uzun süre sürdürülebilir bir model sunduğunu ifade ediyor.
Hafta içi bitkisel beslenme öne çıkıyor
Bitkisel ağırlıklı beslenmenin vücudun dengesini yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, uzun yaşamın tek bir besine ya da katı diyet kurallarına bağlı olmadığını vurgulayarak, “Uzun yaşam araştırmalarında karşımıza çıkan en önemli ortak nokta, bitkisel besinlerin beslenmenin merkezinde yer almasıdır. Hafta içi ağırlıklı olarak sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllara yönelmek; lif alımını artırırken bağırsak mikrobiyotasını destekliyor, inflamasyonu azaltıyor ve metabolik sağlığı güçlendiriyor" diyor.
Yoğun çalışma temposunda sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının önemine de değinen Baş, "İnsanların büyük bölümü katı diyetleri uzun süre devam ettiremiyor. Bu nedenle uygulanabilir ve yaşam tarzına dönüşebilen modeller çok daha değerli" şeklinde konuşuyor.
Hayvansal gıdalar tamamen çıkarılmamalı
Prof. Dr. Murat Baş, sağlıklı beslenme konusunda uç yaklaşımların doğru olmadığını belirterek, hayvansal gıdaların tamamen hayatın dışına çıkarılmasının gerekli olmadığını ifade ediyor.
Baş, “Toplumda sıklıkla iki uç yaklaşım görüyoruz; ya her gün yüksek miktarda hayvansal gıda tüketiliyor ya da tamamen bırakılması gerektiği düşünülüyor. Oysa bilim bize dengenin daha önemli olduğunu gösteriyor. Hafta sonlarında kaliteli ve kontrollü miktarda hayvansal protein tüketmek, birçok kişi için hem uygulanabilir hem de sürdürülebilir bir seçenek olabilir” diyor.
Bu beslenme modelinin, bitkisel beslenmenin sağladığı lif avantajlarını korurken, bireylerin sosyal yaşamlarını ve günlük beslenme alışkanlıklarını daha rahat sürdürebilmelerine de katkı sunduğu belirtiliyor.
Bağırsak sağlığı uzun yaşamı destekliyor
Uzmanlar, bağırsak sağlığı ile kronik hastalıklar arasında güçlü bir ilişki bulunduğuna dikkat çekiyor. Liften yetersiz beslenmenin bağırsak bariyerini zayıflatabileceği, yararlı bakterilerin azalmasına ve kronik inflamasyonun artmasına neden olabileceği ifade ediliyor.
Prof. Dr. Murat Baş, "Sebzeler, meyveler, baklagiller ve tam tahıllardan gelen lifler yalnızca sindirim sistemimizi değil, bağışıklık ve metabolik sağlığımızı da destekliyor. Bu nedenle hafta içi bitkisel ağırlıklı beslenme modeli, uzun yaşam açısından son derece değerli bir yatırım olarak görülmeli" diyor.
Uzun yaşamın temeli sürdürülebilir alışkanlıklar
Uzmanlara göre hafta içi bitkisel, hafta sonu ise kontrollü hayvansal gıda tüketimine dayanan beslenme modeli; lif tüketimini artırıyor, bağırsak dostu bakterileri destekliyor, doymuş yağ alımını azaltabiliyor ve metabolik esnekliğin korunmasına katkı sağlayabiliyor.
Prof. Dr. Murat Baş, “Uzun yaşamın sırrı mükemmel diyetlerde değil, sürdürülebilir alışkanlıklarda saklı. Beslenmede önemli olan her şeyi yasaklamak değil; doğru dengeyi kurabilmek. Hafta içi bitkisel, hafta sonu ölçülü hayvansal beslenme yaklaşımı da bu dengenin kurulmasına yardımcı olabilecek pratik modellerden biri olarak öne çıkıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.




