AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 2025 yılına ilişkin ekonomik tabloyu değerlendirerek, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin istikrarını koruduğunu ve dirençli bir büyüme ortaya koyduğunu söyledi.

MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, MÜSİAD önceki dönem İzmir Şube Başkanı ve iş insanı kimliğiyle de bilinen Saygılı, yaptığı yazılı açıklamada, 2025’in dünya ekonomisi açısından yüksek faiz ortamı, jeopolitik riskler, ticaret yollarındaki kırılmalar ve küresel yatırım iştahındaki düşüşle anıldığını hatırlattı.

Bu zorlu küresel konjonktürde Türkiye’nin ayrıştığını vurgulayan Saygılı, “Böylesine zor bir küresel tabloda Türkiye, büyümesini sürdüren, üretim ve ihracat kapasitesini artıran, enflasyonu kontrol altına alma sürecine giren ve yatırımcı güvenini yeniden inşa eden nadir ülkelerden biri olmuştur” dedi.

Altında yön aşağı döndü: 9 Ocak 2026 Cuma çeyrek, gram altın fiyatları
Altında yön aşağı döndü: 9 Ocak 2026 Cuma çeyrek, gram altın fiyatları
İçeriği Görüntüle

“2025, kolay değil dirençli büyümenin yılıdır”

Türkiye ekonomisinin 2025 boyunca çeyrekler bazında büyümeyi sürdürdüğüne dikkat çeken Saygılı, TÜİK verilerine işaret ederek, “TÜİK verilerine göre ekonomimiz yılın ikinci çeyreğinde yüzde 4,9, üçüncü çeyreğinde ise yüzde 3,7 büyümüştür. GSYH’nin cari fiyatlarla 17,4 trilyon TL seviyesine ulaşması, sadece büyümeyi değil, ekonomimizin ölçek olarak da güçlendiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.
Büyümenin temelinde üretim odaklı bir yapı olduğunun altını çizen Saygılı, sanayi, hizmetler ve turizm sektörlerinin bu süreci sürüklediğini, sanayi üretimindeki yüzde 6,5’lik artışın da bu tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu kaydetti.

“Enflasyonda yön aşağı dönmüştür”

2025’in en dikkat çekici başlıklarından birinin dezenflasyon sürecinin görünür hale gelmesi olduğunu belirten Saygılı, “Kasım ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 31 seviyelerine gerilemesi, 2022’de yaşanan yüksek oranlarla kıyaslandığında son derece önemlidir. Enflasyon bitmemiştir ancak artık kontrol altına alınma patikasına girmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Merkez Bankası’nın öngörülebilir ve kararlı para politikalarının piyasa beklentilerini olumlu etkilediğini ifade eden Saygılı, bunun yatırım kararları açısından kritik bir eşik olduğunu vurguladı.

“İhracatta tarihi rekor”

Dış ticaret performansına da değinen Saygılı, 2025’in ihracat açısından güçlü bir yıl olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin 273,4 milyar dolarlık ihracatla tarihi bir rekora imza attığını hatırlattı.

“Küresel ticaretin yavaşladığı, özellikle Avrupa talebinin zayıfladığı bir dönemde bu rakamlar, Türkiye’nin pazar çeşitliliği, üretim kabiliyeti ve esnek tedarik zinciri yapısının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. İhracat, büyümenin en sağlam sütunlarından biri haline gelmiştir” dedi.

“Turizm ekonomik dengeleyici güç oldu”

Turizmin 2025 yılında ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirten Saygılı, üçüncü çeyrekte 24 milyar doların üzerinde gelir elde edilmesini ve 23 milyondan fazla ziyaretçinin ağırlanmasını, sektörün artık kalıcı bir denge unsuru haline geldiğinin göstergesi olarak değerlendirdi.

“Yatırımcı güveni yeniden inşa edildi”

Küresel doğrudan yatırımların daraldığı bir dönemde Türkiye’ye gelen yabancı sermaye girişinin artmasının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Saygılı, “2025’in ilk 9-10 ayında 11 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım girişi, Türkiye’nin üretim gücüne, lojistik avantajlarına ve büyük iç pazarına duyulan güvenin açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“İstihdamda denge korundu”

İşsizlik oranının yüzde 8,6 seviyesinde kalmasının büyümenin toplumsal yansımalarını gösterdiğini belirten Saygılı, tek haneli işsizliğin korunmasının uygulanan ekonomi politikalarının sahadaki karşılığını ortaya koyduğunu söyledi.

“2025 bir sonuç değil, güçlü bir başlangıçtır”

Açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde uygulanan ekonomi politikalarına dikkat çeken Bilal Saygılı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Üretimi önceleyen, istihdamı koruyan, ihracatı teşvik eden ve mali disiplini esas alan bu politika çerçevesi, Türkiye’yi kırılganlıktan çıkararak daha öngörülebilir ve dirençli bir yapıya kavuşturmuştur. 2025 yılı bir sonuç değil, daha güçlü bir dönemin eşiğidir. Türkiye ekonomisi artık bugünü yöneten değil, yarını planlayan ve geleceğini inşa eden bir istikrar alanı haline gelmiştir.”

Kaynak: BASIN BÜLTENİ