2010 yılında gerçekleştirilen Jandarma Genel Komutanlığı Astsubaylıktan Subaylığa Geçiş Sınavı'nda başarısız sayılan 3 astsubayın açtığı dava, yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından sonuçlandı. Sınav işleminin iptal edilmesinin ardından 2 yıllık subaylık eğitimini tamamlayan astsubaylar, Ağustos 2026'da teğmen rütbesiyle göreve başladı.
Dava 2010 yılında başladı
Ankara'da 2010 yılında yapılan sınavın ardından bazı personeller sınavda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yargı yoluna başvurdu. Sınav soruları ve cevap anahtarlarının yayımlanmadığı, adaylara sonuçlara itiraz etmeleri için 2 saatlik süre tanındığı belirtildi.
Sınavı kazanan adayların büyük bölümünün 90-95 arasında puan aldığı, bazı adaylar dışında diğer personelin ise 85 puanın altında kaldığı tespit edildi.
12 davacı astsubay, sınavdaki işlemin iptali için 4 Mart 2010'da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde (AYİM) dava açtı. AYİM Üçüncü Dairesi, 21 Nisan 2011'de davayı reddetti. Karar düzeltme talebi de aynı daire tarafından kabul edilmedi.
Davacılar daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Mahkeme, 3 kişi dışındaki başvuruları 2013 yılında reddetti.
AYİM heyetinin FETÖ bağlantısı ortaya çıktı
15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsünün ardından, davanın görüldüğü dönemde görev yapan AYİM mahkeme heyetinin çoğunluğunun FETÖ/PDY üyeliği gerekçesiyle meslekten ihraç edildiği ortaya çıktı.
Bunun üzerine 8 astsubay, Ekim 2016'da AYİM'e başvurarak yargılamanın yenilenmesini istedi. Ancak 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle AYİM'in görevi 27 Nisan 2017'de sona erdi. Dosya Danıştay İkinci Dairesine gönderildi.
Sınav evrakları mahkemeye gönderilmedi
Dosyada yer alan bilgilere göre davacılar, sınavda çok sayıda usulsüzlük bulunduğunu savundu. Sınav soruları ve puanların açıklanmadığını belirten davacı, kendisine yalnızca 2 saatlik itiraz süresi tanındığını ifade etti.
Davacı ayrıca yürütülen savcılık soruşturmalarında, sınav sorularının bazı adaylara sınavdan önce verildiğine ilişkin itirafların bulunduğunu ileri sürdü.
AYİM'deki yargılama sırasında kendi sınav kağıdını inceleyen davacı, cevap kağıdındaki birçok cevabın değiştirildiğini ve 10 sorunun hatalı olduğunu da iddia etti.
Dairenin ara kararlarına rağmen Milli Savunma Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sınav soruları, cevap anahtarları, davacıya ait soru kitapçığı ve cevap kartının mahkemeye gönderilmediği tutanaklara yansıdı.
Danıştay değerlendirmesinde, yazılı sınav soruları ile cevap anahtarlarının ilan edilmemesi ve puanlar açıklanmadan 2 saatlik itiraz süresi verilmesinin etkili bir itiraz hakkı tanımadığı belirtildi.
İşlem oyçokluğuyla iptal edildi
Danıştay İkinci Dairesi, davacının 2010 yılında gerçekleştirilen Jandarma Genel Komutanlığı Astsubaylıktan Subaylığa Geçiş Sınavı'nda başarısız sayılmasına ilişkin işlemi oyçokluğuyla iptal etti.
Kararın ardından 3 astsubay, 2 yıllık subaylık eğitimini tamamladı.
16 yıl sonra teğmen oldular
Yaklaşık 14 yıllık yargılama sürecinin ardından 3 personel, Ağustos 2026'da teğmen rütbesiyle göreve başladı. Teğmen olan personellerden birinin yaş haddinden emekli olduğu, diğer 5 personelin dosyasına ilişkin Danıştay incelemelerinin ise sürdüğü bildirildi.
Davacı astsubayların avukatı Kadir Gündoğan, sürece ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"2010 yılı dönüm noktasıdır. FETÖ'nün devlete girme, sızma çalışmalarının en yoğun olduğu dönemdir. 2010 yılında Jandarma Astsubay Okulu'nda, Jandarma Genel Komutanlığı'nda astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavı yapılıyor. Sınav sonuçlarından sonra 12 tane müvekkilim bana geldi. ‘Sınavda bir gariplik var' dediler. Sınav verilerini incelediğimde, normalde sınav soruları ve cevap anahtarının yayınlanması ve 2 haftalık bir süre içerisinde itiraz hakkı verilmesi gerekirken burada soruları ve cevap anahtarlarını vermediler, personele 2 saatlik itiraz hakkı verdiler"
Gündoğan, sınav sonuçlarına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:
"Sınavı kazananların hepsinin 90 üzeri, 93-95 arası puan aldığını, kendilerinden sonra 3-5 personel dışında bir kopukluk olduğunu, diğer personelin ise 85 ve altında puan aldığını gördük. Daha sonra incelediğimizde, o aradaki personelin de bir yıl sonra giren, yine FETÖ örgütü personeli olduğu değerlendirmesini yaptık. Bütün bu değerlendirmeleri yapınca sınavın iptali için 2010 yılında dava açtık. Yargılama sürecinde bütün delillerimizi sunduk ancak sınav evraklarının hiçbirisi mahkemeye gelmedi. Bazı fotokopiler geldi, onların da gerçek belgeler olmadığını gördük. Sınav evraklarının imha edildiği söylendi ve davamız reddedildi."
"AYİM'deki mahkeme heyetinin çoğunluğunun FETÖ örgütüne üyelikten atıldığını tespit ettik"
Gündoğan, AİHM sürecinin ardından yargılamanın yenilenmesi için Danıştay'a başvurduklarını belirterek şöyle konuştu:
"Sınavda davası reddedilen personelden 8 kişi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittik. Bu 8 personelden 5'iyle ilgili kısa sürede cevap geldi, diğer 3 personelin başvurularıyla ilgili herhangi bir cevap gelmedi. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra yapılan incelemede AYİM'deki mahkeme heyetinin çoğunluğunun FETÖ örgütüne üyelikten atıldığını tespit ettik ve yargılamanın yenilenmesi için Danıştay'a gittik. Danıştay, özellikle itiraz hakkının verilmemiş olması ve dosyaların incelenmemesi nedeniyle hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Ancak 5 kişi için değil, sadece 3 kişi için karar verildi"
Gündoğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmalar kapsamında bazı şüphelilerin sınav sorularının sınavdan önce kendilerine getirildiğini söylediklerini belirterek, bu kişilerin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ceza aldığını ifade etti.
"3 arkadaşımız 2 yıl eğitim gördü, 2026 yılı Ağustos ayında teğmen çıktılar"
Gündoğan, 3 astsubayın yeniden subaylık eğitimine alınmasının ardından yaşanan süreci ise şöyle anlattı:
"2024 yılında bu karar verilince Jandarma Genel Komutanlığı'na başvuruda bulunduk. Bu arkadaşlarımızı yeniden subay yapmalarını istedik ve kabul ettiler. 3 arkadaşımız 2 yıl eğitim gördü, 2026 yılı Ağustos ayında teğmen çıktılar. Yani işin özü 16 yıl sonra adalet yerini buldu. Ancak 5 arkadaşımızın halen dosyası Danıştay'da devam ediyor. Arkadaşlar 16 yıl önce teğmen olsalardı şu anda binbaşıydılar. Daha da üzücü olan, bu 3 arkadaştan birisinin teğmen olduğu gün yaş haddinden emekli edilmesi. Eğer 2010 yılında teğmen olsaydı şimdi binbaşıydı, yaş haddine takılmayacak ve görevine devam ediyor olacaktı. O arkadaşların gerek rütbe, gerek kıdemleriyle ilgili, emeklilikleriyle ilgili davalarımız da halen devam etmektedir"




