Bornova Belediyesi, 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında afet riskleri ve dirençli kentler konusunu uzmanların katıldığı kapsamlı bir panelle gündeme taşıdı. “Afet Gerçeği ve Dirençli Kentler” başlıklı panelde, deprem başta olmak üzere çoklu afet riskleri bilimsel veriler ışığında değerlendirildi.
Nevzat Kavalar Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa akademisyenler, kamu yöneticileri, meslek odaları temsilcileri ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Panel, depremde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Moderatörlüğü Bornova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Müdürü Sinancan Öziçer üstlendi.

“Afet öncesine odaklanmalıyız”

Bornova’daki Deprem Panelinde Kritik Mesaj (1)

Panelin açılışında konuşan Moderatör Sinancan Öziçer, Türkiye’nin birden fazla afet riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Afet bilincinin erken yaşta kazanılması gerektiğini belirten Öziçer şöyle konuştu:
“Özellikle bir deprem ülkesi olan ülkemizde afete karşı bilinçli ve hazırlıklı olmalıyız. Deprem, sel, yangın ve heyelan ciddi riskler oluşturuyor. Hem kurumlar hem de vatandaşlar olarak çocukluktan itibaren temel bilgilere sahip olmamız gerekiyor. Afet sonrası kadar afet öncesine de odaklanmalı, özellikle yapı stoğu konusunda riski azaltacak çalışmaları hayata geçirmeliyiz. Kurumlar arası dayanışma, birlikte hareket etmek çok önemli. İzmir bu anlamda örnek ve umut verici bir konumda.”

“Dünyanın en tehlikeli deprem kuşaklarından birindeyiz”

Bornova’daki Deprem Panelinde Kritik Mesaj (3)

Dokuz Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Ayşe Çırmık, Türkiye’nin bulunduğu deprem kuşağına ve risk düzeyine ilişkin teknik bilgiler paylaştı. Çırmık, depremlerin yalnızca yaşandığı dönemlerde hatırlandığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Deprem ülkesiyiz ama depremine yazık ki depremden depreme hatırlıyoruz. Alp-Himalaya deprem kuşağındayız; bu, dünyanın en tehlikeli kuşaklarından biri. 6 Şubat’ta yaşadığımız depremler, dünyada kısa aralıklarla peş peşe meydana gelen en şiddetli depremler arasında yer aldı. Üstelik depremlerimiz hem sığ derinlikte hem de karada gerçekleşiyor. Japonya’da ise depremler 90 kilometre derinlikte ve okyanusta oluyor. Biz hem kara hem deniz faylarından etkileniyoruz. Bu çok daha tehlikeli bir durum. Bilim ve mühendisliğin izinden ayrılmadan önlem almalı, can ve mal kayıplarını en aza indirmeliyiz.”

“18 milyon insan etkilendi”

İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürü Nazif Ekinci ise 6 Şubat depremlerinin etkilediği alan ve nüfusa ilişkin verileri paylaştı. Müdahale sürecinin büyüklüğüne işaret eden Ekinci şöyle konuştu:
“Deprem sonrası yaraları sarmak için ülke olarak topyekûn bir seferberlik yaşadık. Rakamlar neden ‘asrın felaketi’ denildiğini açıkça gösteriyor. 6 Şubat’a kadar en büyük felaket olarak 17 Ağustos’u konuşuyorduk. 6 Şubat depremlerinden yaklaşık 18 milyon insan etkilendi. Bölgedeki çalışmalar tamamlandığında, baştan sona Portekiz büyüklüğünde bir alan yeniden inşa edilmiş olacak.”
Arama kurtarma kapasitesine de değinen Ekinci, şu ifadeleri kullandı:

“6 Şubat depreminde 1 milyon 900 bin profesyonele ihtiyaç vardı. Oysa dünyada şu anda toplam 750 bin profesyonel bulunuyor. Bu, arama kurtarmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Enkazın mahremiyeti sağlanmalı, profesyoneller dışında kimse enkaza girmemeli. İzmir’de şu an 22 akredite ekip var, bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Afetin siyaseti olmaz; İzmir’de belediyeler dahil tüm kurumlarla dayanışma içinde çalışıyoruz.”

“Afet bir olay değil, sonuçtur”

İnşaat Yüksek Mühendisi ve İnşaat Mühendisleri Odası Afet Komisyonu Üyesi Fevzi Tavus, depremlerin neden büyük yıkımlara dönüştüğünü yapı güvenliği ve yerleşim tercihleri üzerinden değerlendirdi:
“Depremler afete dönüşmeden sadece bir doğa olayı olarak kalabilir miydi? Afet bir olay değil, sonuçtur. Maalesef bizde doğa olayları afete dönüşüyor. Herkes üzerine düşeni yapsaydı, resmi kurumlar ve vatandaşlar sorumluluklarını yerine getirseydi çok daha az kayıpla çıkabilirdik. Yerleşim yerlerini yanlış yerlere yaparsak doğa bizi affetmez. 1975 yönetmeliğine göre yapılan binalar artık ömrünü doldurdu.”
Tavus, konuşmasında yapıların teknik standartlara uygun inşa edilmesinin hayati önem taşıdığını da anlattı.

“Güvenlik olmadan hayat kurtaramazsınız”

Tınaztepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uzman Dr. Ülkümen Rodoplu ise afet yönetiminde güvenlik, eğitim ve hazırlık başlıklarına dikkat çekti. Rodoplu, müdahale sürecinde düzen ve güvenliğin kritik rol oynadığını belirterek şunları söyledi:

“17 Ağustos depreminin aksine Kahramanmaraş depreminde deprem bölgesinde tek bir asker ve polis görmedim. Güvenlik yoksa hayat kurtaramazsınız; çünkü kaos olur. Her yıl aynı fay haritasına bakıyoruz ama sadece bakıyoruz. Enkazdan çıkarılanların bir kısmı yaşamını yitiriyor, bir kısmı ise engelli olarak hayatına devam ediyor. Biz hep afet sonrası iyileşmeyle uğraşıyoruz.”

Eğitimin afet zararlarını azaltmadaki rolüne değinen Rodoplu şöyle devam etti:

“İspanya ve Portekiz’de yangınlar bize göre çok daha az zarar verdi. Çünkü riskli bölgelerde yaşayan vatandaşlara eğitim verildi, yangınlar büyümeden söndürüldü. Bu çok daha düşük maliyetli. Aynı yaklaşımı deprem için de benimsemeliyiz.”

Seferihisar 6 Şubat’ı unutmadı
Seferihisar 6 Şubat’ı unutmadı
İçeriği Görüntüle

Rodoplu ayrıca deprem çantasının içeriğine ve ilk müdahale uygulamalarına ilişkin örnekler paylaştı:

“Deprem çantasında özellikle kanamayı durdurmaya yönelik malzemeler mutlaka bulunmalı.”

Panel yoğun katılımla tamamlandı

Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, AFAD ve Bornova Kent Konseyi desteğiyle düzenlenen panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi. Program boyunca afetlere hazırlık, risk azaltma ve bilim temelli planlama başlıkları öne çıktı.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ