Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen Çerçeve Yasa hakkında sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Canpolat, toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

"Kalıcı barış demokratik kurumlarla mümkün"

Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini ifade eden Canpolat, kalıcı barışın adalet ve hukuk ilkeleriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Farklı kimlik, kültür ve inançların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesinin önemine dikkat çeken Canpolat, Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözünü hatırlattı.

Canpolat, Türkiye'nin farklı kültür ve inançların tarih boyunca birlikte yaşadığı köklü bir ülke olduğunu belirterek, toplumun farklı kesimlerinin aynı vatanın eşit ve onurlu yurttaşları olduğunu vurguladı.

Ortak vatandaşlık vurgusu

Cumhuriyetin vatandaşlık anlayışının köken, dil, mezhep, inanç veya yaşam biçimi ayrımı gözetmeden hukuk önünde eşitlik ilkesine dayandığını belirten Canpolat, demokratik hukuk devletinin temel görevlerinden birinin hiçbir yurttaşın kendisini dışlanmış veya ikinci sınıf hissetmediği bir düzen oluşturmak olduğunu ifade etti.

Altın fiyatlarında son durum: Gram altın uçuşa geçti!
Altın fiyatlarında son durum: Gram altın uçuşa geçti!
İçeriği Görüntüle

Canpolat, eşit yurttaşlığın anayasal bir ilkenin ötesinde toplumsal güven ve ortak aidiyet açısından da önem taşıdığını kaydetti.

"Barış, silahların susmasından ibaret değil"

Barışın kapsamına ilişkin değerlendirmesinde Canpolat, şu ifadeleri kullandı:

"Barış, yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; hukukun üstünlüğünün sağlandığı, insan haklarının korunduğu, adaletin tarafsız biçimde işlediği ve herkesin geleceğe umutla bakabildiği bir toplumsal düzenin inşa edilmesidir."

Canpolat, barış ortamının çocukların korkusuz büyümesi, gençlerin gelecek kaygısı yaşamaması, kadınların güven içinde yaşaması ve emekçilerin hak ettikleri yaşam koşullarına ulaşması anlamına geldiğini belirtti.

Demokrasi ve hukuk devleti mesajı

Demokrasinin yalnızca seçimlerden oluşmadığını belirten Canpolat; çoğulculuk, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğünün demokratik düzenin temel unsurları olduğunu ifade etti.

Canpolat, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği, basının bağımsız çalışabildiği, yargının tarafsız hareket ettiği ve kamu yönetiminin hesap verebildiği toplumlarda vatandaşların devlete güveninin arttığını söyledi.

Hukukun üstünlüğünün, güçlü olanın değil hakkın üstün tutulduğu bir düzen anlamına geldiğini belirten Canpolat, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olmasının toplumsal huzurun temel dayanaklarından biri olduğunu kaydetti.

"Kardeşlik; aynı düşünmek değil"

Toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Canpolat, farklılıkların ortak yaşam kültürünün bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Canpolat, açıklamasında şu ifadeye yer verdi:

"Kardeşlik; aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmektir."

Toplumların gerçek zenginliğinin çeşitliliklerinden kaynaklandığını ifade eden Canpolat, kültürel farklılıkların ayrışma değil, ortak medeniyetin yapı taşları olduğunu savundu.

"Hiçbir çatışma sonsuza kadar sürmez"

Dünyanın farklı bölgelerinde uzun süren çatışmaların ardından diyalog ve uzlaşının tercih edildiğini belirten Canpolat, kalıcı çözümlerin şiddet yerine diyalog, ötekileştirme yerine karşılıklı anlayış ve baskı yerine demokratik uzlaşmayla sağlanabileceğini ifade etti.

Canpolat, toplumsal sorunların çözümünde ortak akıl ve demokratik müzakerenin önemine dikkat çekti.

Atatürk'ün barış anlayışına vurgu

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözünün yalnızca bir dış politika ilkesi olmadığını belirten Canpolat, bu anlayışın toplumsal huzur, hukuk devleti, demokratik yaşam, insan haklarına saygı, uluslararası iş birliği ve ortak geleceği kapsayan bir vizyon olduğunu söyledi.

Canpolat, Atatürk'ün ortaya koyduğu bu ilkenin Türkiye'nin demokratik gelişimi ve uluslararası itibarı açısından yol gösterici olduğunu belirterek, Türkiye'nin en büyük gücünün genç nüfusu olduğunu ifade etti.

Kaynak: Basın Bülteni