60 yaş ve üzerindeki bireylerin aktif yaşlanmasını destekleyen proje, ömür boyu öğrenme ve sosyalleşmeyi odağına alıyor.
Türkiye’ye örnek olan model yeni dönemde

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı bünyesinde yürütülen Üçüncü Yaş Üniversitesi, 2026-2027 eğitim-öğretim yılına coşkulu bir açılışla merhaba dedi. 2016 yılında hayata geçirilen ve Türkiye’de bu alanda öncü modeller arasında yer alan projenin açılış dersi, EÜ Tıp Fakültesi Muhiddin Erel Amfisi’nde gerçekleştirildi.
Programa Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Üçüncü Yaş Üniversitesi Yürütücüsü Prof. Dr. Sevnaz Şahin, EÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emin Karaca, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Açılışta, öğrenmenin yaşam boyu devam ettiği mesajı öne çıktı.
Rektör Alcı’dan toplumsal fayda vurgusu
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, projenin 60 yaş ve üzerindeki bireylerin bilişsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerine katkı sunduğunu belirtti. Alcı, modelin kuşaklar arası etkileşimi güçlendirdiğini ve yaşlı bireylerin toplumsal yaşama aktif katılımını teşvik ettiğini ifade etti.
Prof. Dr. Musa Alcı, “Ege Üniversitesi olarak bilimi toplumla buluşturma misyonumuzun en kıymetli halkalarından biri olan Üçüncü Yaş Üniversitemiz, 60 yaş ve üzerindeki bireylerin bilişsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerini destekleyen öncü bir projedir. Kuşaklar arası etkileşimi güçlendiren ve toplumsal yaşama aktif katılımı teşvik eden bu modelimiz, yükseköğretim kurumlarına ve yerel yönetimlere örnek teşkil etmektedir. Üniversitemizin bilimsel birikimini toplumsal faydaya dönüştüren bu yapıda emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize teşekkür ediyor, yeni dönemin öğrencilerimiz için başarılarla dolu geçmesini diliyorum” dedi.
İlk derste genetik ve koruyucu hekimlik anlatıldı
EÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emin Karaca, açılış dersinde genetik ve koruyucu hekimliğin önemine değindi. Hastalıklar ortaya çıkmadan önce genetik yatkınlıkların dikkate alınması gerektiğini belirten Karaca, katılımcılara bu konuda bilgi vereceğini söyledi.
Karaca, “Ben de 401. öğretim üyesi olarak aranıza katıldım. Sizlere gen ve genetik hakkında, aslında bilmediğiniz bazı gerçekleri anlatacağım. En doğru hekimlik koruyucu hekimliktir. Bizlerin, hastalıklar henüz ortaya çıkmadan önce DNA yapımıza, yani genetik yatkınlığımıza göre önlem almamız gerekir. En etkili hekimliği ancak bu şekilde yapabiliriz. Hastalık oluştuktan sonra elbette müdahale ediyoruz ancak bu önlemler her zaman yeterli olmayabiliyor. Bu bakımdan sizleri bu konuda aydınlatmaya çalışacağım. İyi ki Egeli oldunuz, iyi ki burada buluştuk. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, çok teşekkür ederim” diye konuştu.
2016’da başlayan yolculuk İzmir geneline yayıldı
Üçüncü Yaş Üniversitesi Yürütücüsü Prof. Dr. Sevnaz Şahin, 2016 yılında başlayan projenin zaman içinde büyüyerek Türkiye’de referans gösterilen bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Ege Geriatri Derneği ile yürütülen iş birliğinin projenin üniversite sınırlarını aşarak İzmir geneline yayılmasına katkı sağladığını aktardı.
Şahin, “2016 yılında yola çıktığımızda, merakın ve öğrenmenin ömür boyu sürdüğünü göstermek gibi bir hayalimiz vardı. Bugün binlerce öğrenciye ulaşmış, Türkiye’de bu alana öncülük eden referans bir okul haline gelmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Ege Geriatri Derneği ile kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde bu model, üniversite sınırlarını aşarak İzmir geneline yayıldı. Bilgiyi sevgiyle harmanlayan akademik kadromuz, öğrencilerimizin hayat tecrübesiyle zenginleşen eşsiz bir iklim yarattı” diye konuştu.
Sağlıklı yaşlanmada sosyal yaşamın rolü
Sağlıklı yaşlanmanın yalnızca fiziksel sağlık göstergeleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Sevnaz Şahin, bireylerin bağımsızlığını korumasının, öğrenmeye devam etmesinin ve toplumsal ilişkilerini sürdürmesinin önemine dikkat çekti. Sosyal izolasyonun beyin sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Şahin, Üçüncü Yaş Üniversitesi’nin bu açıdan önemli bir işlev üstlendiğini belirtti.
Şahin, “Sağlıklı yaşlanmak artık yalnızca tansiyonun, şekerin dengede olması demek değildir; asıl mesele işlevselliği korumaktır. İşlevsellik ise bağımlı olmamak, öğrenmek, kararlar almak, uygulamak, ilişkileri sürdürmek ve topluma karışmak, katkıda bulunmaktır. Bilim bize çok net bir şey söylüyor: Sosyal hayattan kopmak ve yalnız kalmak, beyin sağlığımızın en büyük düşmanı. 2024 Lancet Raporu, izolasyonun demans üzerindeki doğrudan etkisini açıkça gösteriyor. İşte tam bu yüzden buradayız. Üçüncü Yaş Üniversitesi, bu izolasyonu bilgi ve sevgiyle yıkan en büyük gücümüzdür” dedi.
Mezunlar projeye gönüllü destek veriyor
Projenin devamlılığında gönüllülüğün önemli bir yere sahip olduğunu belirten Şahin, mezunların kayıt işlemlerinden ders organizasyonuna kadar pek çok aşamada katkı sunduğunu dile getirdi.
Şahin, “Mezun olduktan sonra bağını koparmayan, kayıt sürecinden ders organizasyonuna kadar her detayı sırtlayan gönüllü mezunlarımız, bu dayanışma ruhunun en güzel kanıtıdır. Onların vefası olmasaydı bu çarklar bu kadar kusursuz dönemezdi” diye konuştu.
Öğrencilere seslendiği konuşmasında yaş almış bireylerin deneyim ve birikimlerinin önemini de vurgulayan Şahin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Sizler amfilerimizin kapısından içeri adım attığınız andan itibaren buranın havası, rengi, ruhu değişiyor. Sizler burada sadece ders dinlemiyor; yılların emeğini, yaşanmışlıklarını, bilgeliğini ve o hiç solmayan hayat sevincini bu sıralara taşıyorsunuz. Gençler hızlı gidebilir ama rotayı bilen yaşlılardır. Sizler bizim pusulamızsınız. Amfilere taşıdığınız bu öğrenme coşkusu ve bitmeyen enerjiniz, biz akademisyenler için en büyük motivasyon kaynağıdır. Yeni akademik yılımızın sağlıkla, yeni keşiflerle ve sıcacık dostluklarla dolu geçmesini diliyorum. Yeni dönemimiz kutlu olsun” diyerek sözlerini noktaladı.




