İBB’ye yönelik “Yolsuzluk” davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve tutuksuz sanık, davanın 13’üncü haftasında hakim karşısına çıktı. 53’üncü duruşmada sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından savcılık ara mütalaasını açıkladı.

Savcılık, 5 sanığın tahliyesini talep etti.

3 bin 809 sayfalık iddianame

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen “Yolsuzluk” soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.

İddianamede İmamoğlu’nun “örgüt lideri” olarak yer aldığı belirtilerek şu suçlamalar yöneltildi:

‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’.

İmamoğlu hakkında 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası istendiği bildirildi.

42 sanık tahliye edildi

İlk duruşmadan bu yana mahkeme heyeti toplam 42 sanığın tahliyesine karar verdi.

Aziz İhsan Aktaş davasında Çaykara: ‘Belediyeyi tek kuruş zarara uğratmadım!’
Aziz İhsan Aktaş davasında Çaykara: ‘Belediyeyi tek kuruş zarara uğratmadım!’
İçeriği Görüntüle

Tahliye edilenler arasında çok sayıda İBB personeli, belediye yöneticileri, iş insanları ve çeşitli görevlerde bulunan isimler yer aldı.

“Dayanak olarak gösterilen tek delil HTS kayıtlarıdır”

İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten savunmasında, suçlamaların görev kapsamında yapılan idari işlemlere dayandığını belirterek şunları söyledi:

"Suçlama, somut bir fiile değil, tamamen hukuka uygun davranmamın suç gibi gösterilmesine dayanmaktadır. Nitekim müşteki beyanlarında ve etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadelerde adım geçmemektedir. İddianamede bile yer verilmeyen gizli tanık Ladin’in beyanında ismim geçmektedir. Beyanın da bilirkişi incelemesiyle dayanaksız olduğu ortaya konulmaktadır. İrtikap suçuna ilişkin etkin pişmanlık, müşteki ve tanık beyanlarının hiçbirinde ismim geçmemektedir. Eyleme konu edilen imar planını hazırlayan birim İmar Müdürlüğü değil, başka bir müdürlüktür.

Sözkonusu tarihte, yani imar planının hazırlanarak Meclis’e gönderildiği süreçte ben İmar Şube Müdürü olarak görev yapmaktaydım; ancak İmar Şube Müdürlüğü’nün imar planı hazırlama veya bu planları Meclis’e sevk etme gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Sözde örgüt yöneticisinden talimat aldığım ileri sürülmektedir. Fatih Keleş ile herhangi bir irtibatım yoktur. Soruşturma makamı, bu iddiayı destekleyecek tek bir iletişim kaydını ortaya koyamamıştır. Örgüt üyeliği iddiasına dayanak gösterilen hususlar; 5 yıl İmar Müdürü, 1 yıl da İmar ve Şehircilik Daire Başkanı olarak yürüttüğüm görevlerin gereği olan iş ve işlemlerden ibarettir. İddia edilen hususlar, görevim kapsamında yürüttüğüm idari faaliyetler ve kamu görevimin doğal sonucu olan mesleki temaslardan başka birşey değildir. Dayanak olarak gösterilen tek delil ise HTS kayıtlarıdır. Oysa bu kayıtların tek başına herhangi bir suç isnadına dayanak oluşturması mümkün değildir. Kaldı ki iletişim kurduğum kişiler; uzun zamandır mesleki ilişkiler içinde bulunduğum kamu görevlileridir. Birlikte görev yaptığımız kişilerle kamu hizmetlerinin aksamaması için iletişim kurmamızdan daha doğal bir şey yoktur. Fatih Keleş ile aramda tek bir iletişim kaydına dahi yer verilmemiştir. Birçok görüşme örgütsel ilişki kurma amacıyla yapılmış gibi delil olarak sunulurken, hiyerarşik olarak bağlı olduğum iddia edilen kişiyle hiçbir iletişim kaydının bulunmaması, isnadın çelişkisini açıkça ortaya koymaktadır" dedi.

“Önümüzdeki pazar ilk babalar günüm”

Gülten savunmasının devamında kişisel yaşamına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

"Kızımın dünyaya geldiğini, doğumdan tam 10 saat sonra avukat görüş kabininde öğrendim. Sonraki hafta, şansımıza açık görüş haftasıydı. Henüz 1 haftalık olan kızımla 1 saatliğine tanışabildik. Biberonunun içeri alınabilmesi için bile mücadele etmek zorunda kaldık. Bugün kızımız Maya 11 aylık. Birçok ilkini kaçırdım; saymakla bitmez. İlk kez 'Baba' dediğini ise mahkeme salonunda eşimin aktarımıyla öğrendim. Önümüzdeki pazar ilk Babalar günümüz. Sırada ilk yaşı, ilk adımları ve daha nice ilkleri var. Bugün bu mahrumiyetin içinde elimden gelen tek şey, kızıma iki masal kitabı hediye etmek oldu. Hücremin avlusunda gelişini izlediğim yavru kuşlardan ilham alarak, kızımın dünyaya gelişini müjdelemek için yaptığı yolculuğu ilk masal kitabımda anlattım. Aslında bu iki kitap; bir babanın özlemi, bir annenin fedakarlığı ve bir ailenin birbirine tutunma çabasıdır. Her zorluğun üstesinden gelen eşim de bu masal kitaplarını resmetti. Biz, birlikte yaşayamadığımız anıları unutulmasın diye masallara dönüştürmek zorunda kaldık" dedi.

5 sanık için tahliye talebi

Savcılık ara mütalaasında ayrıca Medya A.Ş'nin eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın ve reklamcı Yunus Göçer’in tahliyelerini talep etti.

Mahkeme heyeti, tahliye taleplerinin değerlendirilmesi için duruşmaya ara verdi.

Kaynak: DHA