İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik “Yolsuzluk” davasında, görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 53’ü tutuklu 436 sanık, 95’inci duruşmada hâkim karşısına çıktı. Duruşmada, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bazı iş insanlarının yanı sıra tutuksuz sanıkların ifadeleri de alındı. Mahkeme, duruşmayı 12 Ekim Pazartesi gününe erteledi.
İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis talebi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından, 11 Kasım 2025’te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede “örgüt lideri” olarak adı geçen İmamoğlu’nun; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, suç gelirlerinin aklanması, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet alma, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, Orman Kanunu’na muhalefet ve Maden Kanunu’na muhalefet suçlarını işlediği iddia edildi.
İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Binali Sarıtaş: Ödemeleri düzenli alamadım
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık iş insanı Binali Sarıtaş, Ağaç A.Ş. tarafından 2023 yılında düzenlenen ihalelere ilişkin beyanda bulundu. İhalelerden birini kazandığını ve teslimatları eksiksiz yaptığını belirten Sarıtaş, hak ediş ödemelerini düzenli alamadığını söyledi.
Sarıtaş, Ümit Polat’ın kendisini çağırarak hediye ve yardım kartları getirmesi hâlinde ödemelerini alabileceğini söylediğini öne sürdü. Bunun üzerine Boyner ve Şok kartlarını Polat’a teslim ettiğini anlatan Sarıtaş, sonraki ihalenin ardından da kendisinden ödeme istendiğini iddia etti.
Sarıtaş, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:
“Ödememi alabilmem için yüzde 10'unu Ali Sukas'a vermem gerektiğini söyledi. Bu dönemde ekonomik olarak zor durumdaydım. Yaptığım ve teslim ettiğim işlerin karşılığı olan alacaklarımı tahsil etmek ve ticari hayatımı devam ettirmek zorundaydım. Bu nedenle bu isteğini kabul ettim. Bu şekilde yaklaşık olarak 4.5 milyon TL gibi bir parayı hazırlayarak Ali Sukas'ın odasına götürüp teslim ettim”
Derya Dağdeviren: Kamu görevlisi adına para istemedim
Dilek İmamoğlu’nun yeğeni olan tutuksuz sanık Derya Dağdeviren, Orhan Yıldırım tarafından gönderilen paraların teslimine ve rüşvet verilmesine aracılık ettiği yönündeki iddiaları kabul etmedi.
Dağdeviren, herhangi bir kişiye nüfuz sağlama veya menfaat temin etme durumunun söz konusu olmadığını belirterek, para transferlerinin borç ilişkisi ve eşi Murat Dağdeviren’in çalışmasıyla bağlantılı olduğunu savundu.
İddianamede, 5 Mart 2020 ile 8 Haziran 2022 arasında Yıldırım tarafından Dağdeviren’in hesabına 26 işlemde toplam 1 milyon 896 bin TL gönderildiği belirtildi.
Savcının para transferlerinin neye ilişkin olduğunu sorması üzerine Dağdeviren, eşinin eski şirketinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle ödemelerin kendi hesabına yapıldığını ifade etti.
Ahmet Sari: Ödemeleri alabilmek için para vermek zorunda kaldım
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık iş insanı Ahmet Sari, 2022 yılının sonlarına doğru Ertan Yıldız ve Fatih Keleş ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sari, görüşmede hak ediş ödemelerini alabilmesi için para ödemesi gerektiğinin kendisine söylendiğini öne sürdü. İlk ödemeyi kasım ayının sonunda yaptığını belirten Sari, para vermesinin amacının ihale kazanmak değil, tamamladığı işlerin karşılığını tahsil etmek olduğunu savundu.
Sari, “Ödemeleri alabilmemi sağlamaları için Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’e para vermek zorunda kaldım. İhale kazanmak için ödeme yapmadım. Alacaklarımın tahsili noktasında ödeme yapmak zorunda bırakıldım ve üzerimde sürekli bir baskı kuruldu” dedi.
Ali Nuhoğlu: Sistemin devamını sağlamak için
Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren iş insanı Ali Nuhoğlu da duruşmada villa ve para alışverişine ilişkin soruları yanıtladı.
Nuhoğlu, kamuoyunda “Bedavaya villa verildi” şeklinde değerlendirmeler yapıldığını belirterek, “Kayıtlara bakıldığında kabak gibi ortada. 48 milyonun 32 milyonunu Beylikdüzü’nde villa, 15 milyonunu cari olarak aldım” dedi.
Savcının, ifadesinde geçen “sistemin devamını sağlama” sözleriyle ilgili Fatih Keleş’in bu sistemde rolü olup olmadığını sorması üzerine Nuhoğlu, “Evet, öyle” yanıtını verdi.
Villaları vermediği takdirde baskı hissedip hissetmediği sorulan Nuhoğlu ise “Ekonomik açmazda, büyük bir krizde işinizi çözmek için mecburen o tarz şeylere giriyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Deniz Dörtyol reklam alanlarıyla ilgili konuştu
Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren tutuksuz sanık iş insanı Deniz Dörtyol, şirketine ait reklam alanlarının İBB zabıtaları tarafından söküldüğünü ileri sürdü.
Dörtyol, reklam alanlarını kullanmaya devam edebilmek için Kültür A.Ş. tarafından kesilen faturaları ödemek zorunda kaldıklarını iddia etti. 2019-2021 yılları arasında bu ödemeleri yaptıklarını belirten Dörtyol, buna rağmen bazı reklam alanlarını kullanmalarına izin verilmediğini savundu.
Reklam alanlarına ilişkin izin süreçlerinde Medya A.Ş. üzerinden Elif Güven ile iletişim kurduğunu söyleyen Dörtyol, izin süreçlerinin Murat Ongun’a iletildiğini öne sürdü.
Dörtyol, bazı reklam alanlarının kullanımı için belirlenen bedelleri ödemek zorunda kaldıklarını ifade ederek, ihale süreçleriyle ilgili de açıklamalarda bulundu. Fatoş Ayık’ın kendisine WhatsApp üzerinden hangi ihalelere yan teklif vereceğini bildirdiğini iddia eden Dörtyol, kendisine söylenen şekilde hareket ettiğini söyledi.
Duruşma 12 Ekim’e ertelendi
İBB’ye yönelik “Yolsuzluk” davasında 95’inci duruşmada sanıkların beyanları dinlendi. Duruşma, 12 Ekim Pazartesi gününe ertelendi.





