İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması kapsamında açılan davada 77’nci duruşma görüldü. Aralarında görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 50’si tutuklu 414 sanık hakim karşısına çıktı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren duruşma saat 10.00’a ertelendi.
İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis talebi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlandı. Soruşturma kapsamında 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede ‘Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi.
İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
‘İhalelerin tamamı belgeli’
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen tutuksuz sanık Eyüp Subaşı, savunmasında şirketleri ile İBB ve iştirakleri arasındaki ihalelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Subaşı,
“Panoffect Medya, kamu kaynaklarından kuruş almadan ticari riske atarak kurduğum bir şirkettir. Girmiş olduğumuz ihalede şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptık. Kamu zararı bunun neresinde var? Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın vebalini üzerimde taşıyorum. İddianamenin temelini şirketlerim ile İBB ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir. Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırı’nda Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri dikte edildi. Emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. İşimin elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Ongun’un yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Etkin pişmanlık kapsamında, ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriği itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmiyorum. Mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım” dedi.
‘Danışmanların ağzından duydum sistem deniliyor’
Mahkeme başkanı, Subaşı’na savunmasında kullandığı “sistem” ifadesiyle neyi kastettiğini ve bu kelimenin kim tarafından kullanıldığını sordu.
Subaşı,
“Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir sistem olduğunu çıkarabiliyoruz. Bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor” dedi.
‘Üzerime baskı kurulmaya çalışıldı’
Etkin pişmanlıktan yararlanan İBB Reklam Yönetimi Müdürü tutuksuz sanık Adem Tuncay da duruşmada savunma yaptı.Tuncay, cezaevinde bulunduğu dönemde bazı belediye yöneticileri ve milletvekillerinin kendisini ziyaret ettiğini belirterek, bu görüşmeler sırasında üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü.
Adem Tuncay,
“Cezaevinde bulunduğum süreçte, özellikle Hakan Karaköse’nin tahliye edilmesinden sonra, bugüne kadar beni hiç ziyaret etmeyen belediyenin üst düzey, kendilerini meclis üyesi olarak tanıtan kişiler, hatta bir iki tane de milletvekili birebir ziyaretime gelmeye başladılar. Bunlardan birisiyle görüştüm, birisiyle görüşmek istemediğimi de bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirdim. Hatta ismini Ülkü olarak hatırladığım, kendisini meclis üyesi olarak tanıtan bir hanımefendi de beni cezaevinde Karaköse’nin tahliyesinden sonra ziyaret ettiğinde, özellikle Karaköse’nin ifadesinin bana ulaşıp ulaşmadığını, ‘Ne söylemiş olabilir ki, iftira atmıştır’ şeklinde birtakım beyanlarda bulunduktan sonra, konuyla alakasız bir şekilde bana belediye lojmanında oturup oturmadığımı sordu. O günkü şartlarda bu durumun konuştuğumuz konuyla çok bir alakası bulunmuyordu. Bunu sıradan bir merak sorusu olarak da algılamadım. Yaşam alanımın bilindiğini, aile düzenimin bilindiğini böyle hissettiren üstü kapalı bir mesaj olarak algıladım. Yani özetle Hakan Karaköse’nin tahliyesinden sonra bana dolaylı bir telkin ve üzerimde baskı kurulmaya çalışıldı” dedi.
Duruşma saat 10.00’a ertelendi
İBB’ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında 50’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı 77’nci duruşma, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Mahkeme, duruşmayı saat 10.00’a erteledi.





