‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’üncü gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

İddianamede Subaşı’nın, Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden itibaren açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasının ardından açık hava reklam işlerinin usulsüz ihaleler yoluyla kendisine verildiği ve elde edilen haksız gelirin örgüte aktarıldığı öne sürüldü.

Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ile Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş.’den usulsüz işler aldığı, Murat Ongun ve Fatih Keleş’e bağlı hareket ettiği ve suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığı da iddianamede belirtildi.

“İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir”

Subaşı, hakkındaki suçlamaları kabul etmediği savunmasında şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu belirterek, kamu zararı oluşmadığını savundu.

Subaşı,

“Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.'ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir” dedi

Devir görüşmelerini anlattı

Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi yönündeki görüşmeleri anlattı. Görüşmeler sırasında ticari açıdan baskı gördüğünü öne süren Subaşı, bazı reklam yerlerinin indirildiğini belirtti.

Subaşı,

“Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi'nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey'in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.'ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık” ifadelerini kullandı.

“Örgüt üyeliğini kabul etmiyorum”

Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin arkasında olduğunu belirten Subaşı, ancak bu ifadelerinin örgüt üyeliği şeklinde değerlendirilmesini kabul etmediğini söyledi.

Subaşı,

“Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum” dedi.

Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu

Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın 16 Mayıs tarihli ifadesinde yer alan “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu.

Okul saldırısı davasında hakimlerin görev yeri değiştirildi!
Okul saldırısı davasında hakimlerin görev yeri değiştirildi!
İçeriği Görüntüle

Mahkeme başkanı,

“3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu'nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler' Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu yöneltti.

Subaşı ise

“Fatih Keleş'le tanışıklığım söz konusu. 2019'dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor” yanıtını verdi.

Para iddiaları da soruldu

Çapraz sorguda savcı tarafından Subaşı’ya, alınacak işler karşılığında yüzde 10 pay istendiği ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin ifadeleri soruldu.

Savcının

“Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu'nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş'e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?” sorusuna Subaşı, “Para Florya'da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi” dedi.

Savcının Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın'a elden verilen paralar olduğunu belirtmesi üzerine Subaşı, “Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere” yanıtını verdi.

Savcının,

“Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan'a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?” şeklindeki beyanını hatırlatması üzerine Subaşı, “Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan'a verilen para tamamlandı mı?' ifadesini kullandılar” dedi.

Kaynak: İHA