2023 yılında Türkiye’de 681 bin iş kazası meydana gelirken 1.966 kişi yaşamını yitirdi. Uzmanlar, iş sağlığı ve güvenliğinde kalıcı çözümün yalnızca mevzuatla değil, toplum geneline yayılacak bir “güvenlik kültürü” ile mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
İş kazalarına ilişkin güncel veriler
İş sağlığı ve güvenliği alanına ilişkin değerlendirmelerde 2023 yılına ait Sosyal Güvenlik Kurumu verileri dikkat çekiyor. Buna göre Türkiye’de yıl içinde 681 bin iş kazası meydana gelirken, 1.966 kişi hayatını kaybetti. Uzmanlar, bu tablonun iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca işyeri değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesi olduğunu ortaya koyduğunu ifade ediyor.
En riskli sektörler
İş kazaları ve meslek hastalıklarının en yoğun görüldüğü alanların başında inşaat sektörü geliyor. Sağlık çalışanları ise ergonomik riskler ve biyolojik etkenlere bağlı meslek hastalıklarıyla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca hizmet sektöründe yaşanan yangınlar ile taşımacılık alanında uzun yol sürücülerinin karşılaştığı trafik kazaları, riskin yalnızca belirli sektörlerle sınırlı olmadığını gösteriyor.
6331 sayılı kanun ve yasal çerçeve
2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, alanda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu düzenlemeyle risk değerlendirmesi yapılması, çalışanlara eğitim verilmesi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi zorunlu hale getirildi. Ancak uzmanlara göre mevzuatın uygulanması kadar içselleştirilmesi de büyük önem taşıyor.
Güvenlik kültürü vurgusu
İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, kalıcı çözümün “güvenlik kültürü” ile mümkün olacağını belirtiyor. Temur’a göre güvenlik kültürü, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca prosedürlerden ibaret değil, yaşamın her alanına yayılan bir davranış biçimi haline gelmesini ifade ediyor. Bu yaklaşımın işyeri dışına da taşınması gerektiği vurgulanıyor.
Eğitim ve toplumsal dönüşüm
Uzmanlara göre güvenlik kültürünün yaygınlaşması için eğitim sürecinin erken yaşlarda başlaması gerekiyor. Okullar, işyerleri ve günlük yaşam alanlarında güvenli davranışların benimsenmesiyle toplumsal dönüşümün mümkün olacağı ifade ediliyor. Bu süreçte eğitim, iletişim ve örnek davranışların temel rol oynadığı belirtiliyor.
İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan korunmasını amaçlıyor. Mevcut yasal düzenlemeler işyerlerinde çeşitli yükümlülükler getirse de uzmanlar, asıl etkinliğin güvenlik bilincinin toplum geneline yayılmasıyla sağlanabileceğini ifade ediyor.
Uzman değerlendirmeleri, iş kazalarının azaltılmasında yalnızca yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Kalıcı ve sürdürülebilir bir iyileşme için güvenlik kültürünün toplumun tüm kesimlerine yayılması ve günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi gerektiği vurgulanıyor.




