Olay, 10 Nisan 2024 sabahı saat 07.00 sıralarında Postacılar Mahallesi’nde meydana geldi. Ayakkabı toptancılığı ve inşaat işleriyle uğraşan 49 yaşındaki Mehmet Akgül, aracının direksiyonunda başından vurulmuş halde bulundu. Sol camı kırık olan kamyonette ağır yaralı şekilde bulunan Akgül, kaldırıldığı özel hastanede yaşamını yitirdi.
Evli ve bir çocuk babası olan Akgül'ün, kardeşlerinin 33 yıldır İngiltere’de çalıştığı ve gelirlerini Türkiye’ye gönderdiği, Akgül’ün de bu parayla ayakkabı üretimi ve inşaat işi yaptığı öğrenildi. Cinayetten yaklaşık 20 gün önce eşine boşanmak istediğini söylediği öne sürüldü.
KAMERA GÖRÜNTÜLERİ İNCELENDİ
Soruşturma kapsamında olayın işlendiği sokakta inceleme yapan polis ekipleri, 30’dan fazla güvenlik kamerasını tarayarak Mehmet Akgül’ün saat 05.00 sıralarında mahalleye giriş yaptığını belirledi. Görüntülerden yola çıkan ekipler, olay yerinde şüpheli bir otomobilin bulunduğunu ve bu araçta İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan Rojhat Kızılban ile Gültekin Uslu’nun olduğunu tespit etti. Şüpheliler gözaltına alındı. Çelişkili ifadeler veren Mehmet Akgül’ün eşi Anıl Akgül de gözaltına alındı.
Emniyetteki sorguda, Rojhat Kızılban ve Gültekin Uslu suçlamaları reddederken, Anıl Akgül cinayeti itiraf etti. İfadesinde, "Mehmet Akgül'ün kendisiyle ilgilenmediğini, bu süreçte Rojhat Kızılban ile ilişki yaşadığını" söyleyen Anıl Akgül, cinayetin Rojhat tarafından 500 bin TL karşılığında Gültekin Uslu’ya işletildiğini belirtti. Ancak bu paranın ödenmediği öğrenildi.
İlk sorguların ardından Kızılban ve Uslu tutuklandı. Anıl Akgül ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ancak savcılığın itirazı üzerine ertesi gün tekrar gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
AĞIR CEZALAR İSTENİYOR
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Anıl Akgül hakkında "Eşe karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Rojhat Kızılban ve Gültekin Uslu hakkında ise "Kasten öldürme" suçundan müebbet, ayrıca "Ruhsatsız silah bulundurma" suçundan 3’er yıla kadar hapis cezası istendi.
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tutuklu sanıklar, taraf avukatları ve Mehmet Akgül’ün ağabeyi ile kardeşi hazır bulundu.
İlk savunmayı yapan Anıl Akgül, "Eşim maddi ve manevi olarak yalnız bırakıyordu. Geçim sıkıntısı yaşıyordum. 2020 yılından beri eşimle ayrı yaşıyorduk. 2022 yılından beri Rojhat Kızılban ile sevgiliydim. Eşimin bu şekilde ölmesini asla istemiyordum. Oğlum babasız ve annesiz kaldı. Boşanmayı ben istiyordum ancak eşim istemiyordu" dedi.
Mahkeme başkanının, "Kim öldürdü?" sorusuna ise Akgül, "Bu sorunun muhatabı ben değilim, ben öldürmedim. Rojhat ile Gültekin arasında ne konuşuldu bilmiyorum, plan yapıp yapmadıklarını da bilmiyorum. Rojhat ile eşimin öldürülmesinden sonra konuşmadım. Olaydan birkaç ay önce bize, 'size eziyet eden bu adamı öldüreceğim' sözü aklıma geldi. Ondan dolayı konuşmadım" diye yanıt verdi.
Sanık Gültekin Uslu ise, "Anıl, maktul Mehmet'in eşi olduğunu söylememişti. Mehmet ile eğlence mekanlarında bazen karşılaşırdık. Selamlaşırdık. Ama yakınlığım yoktur. Cinayetin işlendiği gün olay yerine Rojhat ile gittik. O arabada kaldı, ben dolaştım. Mehmet arabada uyuyordu. Penceresini tıklattım. Konuşmak istediğimi söyledim. 'Sen kimsin' diye yanıt verdi. Küfretti. Olay yerinden ayrıldım. Cinayeti ben işlemedim" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının, "Daha önce sanığı tanıdığını söyledin, ardından 'sen kimsin' diyorsun. Neden bu çelişki?" sorusu üzerine Uslu, "Böyle bir şey yaşanmadı" dedi.
Sanık Rojhat Kızılban ise, "Anıl'ın evli olduğunu bilmiyordum. Hiç aramızda böyle bir konu geçmedi. Eşinin mal varlığından da haberim yoktu" diyerek suçlamaları reddetti. Mahkeme başkanının, "500 bin liraya otomobilini satıp Gültekin’e vereceğin iddia ediliyor. Bu doğru mu?" sorusuna Kızılban, "Hayır böyle bir şey söylemedim" yanıtını verdi.
Tanık olarak dinlenen Mehmet Akgül’ün 17 yaşındaki oğlu U.A. ise, "Annem, Rojhat ile ilişkisi vardı. Babam ölümünden 20 gün önce annem boşanmak istediğini söyledi. Sürekli de talep ediyordu" dedi. Mahkeme başkanının "Bu durumu babana söyledin mi?" sorusuna "Hayır" cevabını verdi ve nedenini açıklayamadı.
Savcı, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, yeni tanıkların dinlenmesi ve HTS kayıtlarının incelenmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Tutuklu sanıkların cezaevinde kalmasına karar verildi.




