İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan Klaros, antik çağda insanların savaşlardan salgınlara, depremlerden kentlerin geleceğine kadar pek çok konuda tanrı Apollon’a danıştığı kutsal alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Binlerce yıl önce Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan ziyaretçi ağırlayan merkezde, bugün arkeologlar geçmişin izlerini araştırıyor.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Zunal başkanlığında yürütülen kazılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle devam ediyor. Klaros’un antik dünyadaki yerini anlatan Zunal, kutsal alanın kuruluşundan kullanımının sona ermesine kadar uzanan sürece ilişkin şu bilgileri verdi:
“Klaros, MÖ 13’üncü yüzyılda kuruluyor ve MS 4’üncü yüzyılda Hristiyanlığın resmi din haline gelmesine kadar bir pagan kutsal alanı ve kehanet merkezi olarak kullanılıyor. Burası özellikle İzmir ve İyonya için çok önemli bir yer. Didim’deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan’daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden birindeyiz. Kehanet o dönemde dinsel bir olgu. İmparatorlar, komutanlar ya da kent yöneticileri önemli bir karar verecekleri zaman mutlaka Apollon’a danışıyorlar. Bu nedenle Klaros yalnızca Batı Anadolu’dan değil; bugünkü isimleriyle İtalya, İspanya, Hırvatistan, Romanya gibi Avrupa ülkelerinden, hatta Afrika’daki Moritanya’dan ziyaretçi alıyor. Dolayısıyla Klaros, döneminin en önemli kehanet merkezlerinden biri haline geliyor.”
İzmir’in bugünkü yerine taşınması Klaros’ta soruldu

Klaros’un geçmişinde İzmir’in kent tarihine uzanan bir anlatı da bulunuyor. Büyük İskender’in gördüğü bir rüyanın ardından Klaros’a gönderdiği komutanı Lysimakhos aracılığıyla Apollon’a danışıldığı ve İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanetin burada verildiği aktarılıyor.
Zunal, İzmir’in kuruluş anlatısıyla ilgili süreci şöyle anlattı:
“Büyük İskender, Kadifekale’de, Pagos eteklerinde gördüğü rüyanın ardından ünlü komutanı Lysimakhos’u Klaros’a gönderiyor. Lysimakhos kehanet ritüelini gerçekleştirdikten sonra İskender’in rüyasını kahine iletiyor. Apollon kahini, yeni kentte yaşayacak insanların eski kenttekilere göre üç, hatta dört kat daha mutlu olacaklarını söylüyor. Böylece İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanet Klaros’tan verilmiş oluyor.”
Kazılarda Roma dönemine ait yapılar araştırılıyor

2026 yılı kazıları temmuz ayının ortasında başladı. Arkeolog, mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatlardan oluşan ekip, kutsal alanın farklı bölümlerinde çalışmalar yürüttü.
Kazıların bir bölümü, kutsal alanın giriş yapısı propylonun doğusunda gerçekleştiriliyor. MS 1’inci ve 2’nci yüzyıllarda ziyaretçilerin konakladığı düşünülen bu alanda, katagogeion adı verilen ve günümüzdeki motel ya da pansiyonlara benzetilen yapılar bulunuyor.
Çalışmaların sürdüğü diğer alan ise kutsal alanın ana kenti Notion yönünde, güneyde yer alan yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik yapı kompleksi. 2016’dan bu yana kazılan ve Roma İmparatorluk Çağı’nda, MS 1’inci ile 3’üncü yüzyıllar arasında kullanıldığı belirlenen yapıda, kuzeyde yedi mekân tespit edildi. Güneyde de benzer sayıda mekân bulunabileceği düşünülürken ortada açık avlulu bir yapı olduğu değerlendiriliyor.
Yapının işlevi henüz kesin olarak belirlenemedi. Günlük kullanım kapları ve sikkeler, yapının tarihlendirilmesine yardımcı oluyor. Kazı ekibi, yapının ilk kullanım evresinin deprem nedeniyle sona ermiş, ardından enkazın üzerine yeni bir yapı evresi kurulmuş olabileceğini düşünüyor.
Apollon Tapınağı 450 yılda tamamlanamadı

Klaros’un merkezinde bulunan Apollon Tapınağı, boyutları ve inşa süreciyle antik dönemin dikkat çeken yapıları arasında yer alıyor. Yapının inşasına MÖ 300’ler civarında başlandı. Augustus, Tiberius ve Hadrianus dönemlerinde verilen desteklere rağmen tapınak tamamlanamadı.
Zunal, tapınağın mimari özelliklerini şu sözlerle anlattı:
“Apollon Tapınağı döneminin eşsiz eserlerinden biri. MÖ 300’ler civarında yapımına başlanıyor ve Roma İmparatorluk Çağı’na geldiğimizde Augustus’un, Tiberius’un ve en sonunda Hadrianus’un desteklerine rağmen tapınak bir türlü bitirilemiyor. Yaklaşık 450 yıl süren bir inşaattan söz ediyoruz. Tapınak 44 metre uzunluğunda, 22 metre genişliğinde. Uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında 6 sütun bulunuyor. Her sütunun 11 mermer tamburdan oluştuğunu biliyoruz ve bu tamburların her biri yaklaşık 6 ton ağırlığında. Başlığıyla birlikte tek bir sütunun ağırlığı yaklaşık 75-80 tona ulaşıyor. Üst yapısını da düşündüğümüzde yaklaşık 13-14 metre yüksekliğinde devasa bir tapınaktan söz ediyoruz.”
Klaros’a mermerler deniz yoluyla taşındı
Kutsal alanda kullanılan mermerlerin bir bölümü Marmara Adası’ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından, bir bölümü ise Paros Adası’ndan getirildi. Bu taşların Klaros’a ulaştırılması, antik dönemdeki ticaret ve taşımacılık faaliyetlerine ilişkin önemli izler sunuyor.
Zunal, Kızılburun açıklarında, bugünkü Teos yakınlarında batan bir geminin Klaros’la bağlantısına dikkat çekti:
“En çarpıcı örneklerden biri Prokonnesos’tan, yani Marmara Adası’ndan Klaros’a gelen bir kargo gemisi. Bu gemi Kızılburun açıklarında bugünkü Teos’da batıyor. Geminin kazısı yapıldı ve taşıdığı kargonun Klaros’a gelmekte olan Dor düzeninde bir sütun başlığı ve bir sütuna ait olduğu tespit edildi. Bu bize, çevreden hayvanlarla, arabalarla ya da insan gücüyle getirilen mermer blokların dışında, Klaros’a özel mermerlerin deniz yoluyla da taşındığını gösteriyor. Yaklaşık 75-80 ton ağırlığa ulaşan bir taşıyıcı sütundan bahsediyoruz. Bunların taşınması son derece zahmetli ve maliyetliydi. Dolayısıyla Klaros gibi kutsal alanların, bugünkü ifadeyle sponsorlarının olduğunu da biliyoruz”
Kaplumbağalar ve defneler geçmişle bağ kuruyor
Klaros’ta geçmişin izleri yalnızca mimari kalıntılarda ve arkeolojik buluntularda görülmüyor. Antik dönemde Apollon’la ilişkilendirilen kaplumbağalar ve defne ağaçları, kutsal alanın günümüzdeki doğal yaşamında da yer alıyor.
Apollon’un çaldığı ve icat ettiği söylenen liranın ses kutusunun kaplumbağa kabuğundan yapıldığını belirten Zunal, lira çalan Apollon figürinlerinin de dönemin önemli adak eşyaları arasında bulunduğunu ifade etti. Kutsal alanın çevresinde görülen kaplumbağalar, bu yönüyle antik dönem inanışlarıyla günümüz arasında dikkat çekici bir bağ oluşturuyor.
Defne ağaçları da Apollon kültünün izlerini taşıyor. Zunal, defnenin mitolojideki yerini ve kehanet ritüellerindeki kullanımını şöyle anlattı:
“Bugün Klaros’a geldiğiniz zaman özellikle sunakların çevresinde çok sayıda defne ağacı görüyorsunuz. Defne, Apollon’un kutsal ağaçlarından ve bitkilerinden biri. Mitolojide Daphne isimli bir sevgilisi var. Karşılıksız bir aşktan sonra Daphne tanrılar tarafından defne ağacına dönüştürülüyor ve o zamandan itibaren defne Apollon’un kutsal ağacı olarak biliniyor. Defnenin yalnızca Apollon’la özdeşleşmiş bir bitki olmadığını, kehanet sırasında esinlenmek amacıyla da kullanıldığını biliyoruz. Rahiplerin ve kahinlerin sunular sırasında defne taçları ve defne yaprakları kullandıklarına ilişkin bilgilerimiz de var. Böylece binlerce yıl önce kehanet ritüelinin parçası olan defne, bugün yine aynı topraklarda, aynı sunakların çevresinde büyüyor; Apollon’un lirasıyla ilişkilendirilen kaplumbağalar ise kutsal alanın içinde dolaşmaya devam ediyor.”
Kehanet merkezinin yerini atölyeler aldı
Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nda resmî din haline gelmesiyle pagan kutsal alanları zamanla işlevlerini kaybetti. Klaros’ta da MS 5’inci ve 7’nci yüzyıllar arasında farklı bir kullanım dönemi başladı. Kutsal alanın bazı bölümlerinde yerleşim izlerine ve üretim faaliyetlerine rastlandı.
Kazılarda bir demirci atölyesinin varlığı tespit edilirken, bulunan yarı mamul malzemeler ve cüruflaşmış tuğlalar yakın çevrede bir tuğla atölyesi bulunmuş olabileceğine işaret ediyor. Böylece bir dönem kehanet merkezi olarak kullanılan Klaros, sonraki yüzyıllarda üretim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bir alana dönüştü.
Homeros heykelinin parçaları 40 yıl sonra bir araya geldi
Klaros’ta ortaya çıkarılan önemli buluntulardan biri de Homeros heykeli. İlyada ve Odysseia eserlerinin şairi Homeros’un heykelinin gövdesi 1952 yılındaki kazılarda iki parça halinde bulundu ve İzmir’deki müzeye götürüldü. Heykelin başı ise 1992 yılı kazılarında ortaya çıkarıldı ve Selçuk’a gönderildi.
Baş ve gövdenin aynı heykele ait olduğunun anlaşılması üzerine iki parça, 2000’li yılların başında bir araya getirildi. MÖ 200-180 civarında yapıldığı belirtilen heykelin, Apollon, Artemis ve Leto’dan oluşan üçlü kült heykeliyle aynı dönemde ve büyük olasılıkla aynı atölyede üretildiği değerlendiriliyor.
Homeros’un heykelinin diğer tanrılarla aynı sınıfta görülmesi, dönemin Homeros’a yüklediği anlam bakımından önem taşıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi 2016’dan beri destek veriyor
Klaros’taki arkeolojik çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından her yıl yenilenen izinle yürütülüyor. Kazıların yanı sıra koruma ve belgeleme çalışmaları da farklı kurumların katkılarıyla sürdürülüyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2016 yılından bu yana Klaros’taki arkeolojik kazı, restorasyon ve belgeleme çalışmalarına destek sağlıyor. SAYA Holding ise 2025 yılından itibaren kazıların ana sponsoru olarak çalışmalara katkıda bulunuyor.




