Jeotermal Enerji Derneği (JED), 1 Ekim'de başlayacak 28'inci Dönem 5'inci Yasama Yılı öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) çağrıda bulundu. Dernek; jeotermal sektörünün tek merkezden koordine edilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması, arama ve sondaj yatırımlarına yönelik desteklerin geliştirilmesi ve Jeotermal Kanunu'nun güncellenmesini talep etti.

JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sektörün taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve ilgili Bakanlık bürokrasisiyle paylaştıklarını belirtti.
JED'in öncelikli talebi 2040 takvimi
Kındap, sektörün öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030'dan 2040 yılına uzatılması olduğunu söyledi.
JED ayrıca güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesini, jeotermal kaynakların entegre kullanımının teşvik edilmesini ve tesislerin bulunduğu bölgelerde yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamalarının hayata geçirilmesini önerdi.
Ali Kındap, talepleri arasında stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda yeni düzenlemelerin yanı sıra ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesinin de bulunduğunu belirtti.
Kındap, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor" dedi.
"4 bin 500 MW kurulu güç hedefini başarırız"

Kındap, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra 4 bin 500 MW'a çıkarılmasının öngörüldüğünü hatırlattı.
Türk jeotermal sektörünün bu yatırım hedefini gerçekleştirebilmek için motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağına sahip olduğunu belirten Kındap, mevcut bürokratik yapıda yatırımların merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Bu durumun yatırım sürelerini uzattığını ve maliyetleri artırdığını belirten Kındap, denetimlerde ortak kurallar ve standartların uygulanmasının da zorlaştığını söyledi.
"Bütüncül bir kanun ihtiyacı"

Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğini belirten Kındap, TBMM'de temsil edilen tüm siyasi partilere çağrıda bulundu.
Kındap, "TBMM'de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim şartlarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha yüksek seviyede değer oluşturmasını istiyoruz. Türkiye'nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM'nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var. Aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi; yatırımcı, kamu ve bölge halkı açısından güveni güçlendirecektir. Sektörümüzün beklentisi, yeni yasama yılında bütüncül Jeotermal Kanunu'nun Meclis gündemine alınmasıdır."
JED'in TBMM'den talepleri
Jeotermal Enerji Derneği'nin TBMM'den talep ettiği düzenlemeler şöyle sıralandı:
- Jeotermal kaynaklara ilişkin ruhsatlandırma, sicil, denetim, kaynak koruma, veri yönetimi ve idari yaptırım süreçlerinin uzmanlaşmış güçlü bir yapı tarafından koordine edilmesi.
- Jeotermal kaynakların elektrik üretiminin yanı sıra ısıtma, seracılık, kurutma, termal turizm ve stratejik madencilikte kullanımını kapsayan bütüncül bir kanun hazırlanması.
- Rüzgar ve güneş yatırımlarında uygulanan "Süper İzin" benzeri kolaylaştırıcı düzenlemelerin jeotermal enerji yatırımlarını da kapsaması.
- Lisanslı jeotermal santrallerin alanı, üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan isale hatlarına ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin EPDK tarafından tek elden yürütülmesi.
- Petrol ve doğal gaz aramalarındaki vergi istisnası ve muafiyetlere benzer desteklerin jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularına da sağlanması.
- Kamu destekli "Jeotermal Arama Risk Fonu" oluşturularak risk paylaşımı ve sigorta mekanizmasının kurulması; arama ve sondaj yatırımlarında KDV, ÖTV, damga vergisi ve harç istisnaları uygulanması.
- Sondaj ekipmanları ile yüksek sıcaklığa dayanıklı ekipman ve ölçüm cihazlarında yerli üretimin geliştirilmesi.
- Reenjeksiyon yatırımlarının stratejik çevre yatırımı olarak kabul edilmesi.
- Jeotermal akışkandaki lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanımına ilişkin yasal belirsizliklerin giderilmesi ve bu yatırımların desteklenmesi.
- Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS) ve "kızgın kuru kayaç" teknolojileri için ayrı mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulması.
- Jeotermal santrallerin iç tüketimi dikkate alınarak yardımcı kaynağa dayalı hibrit kapasitelerde öncelikle tesislerin iç tüketimini karşılayacak asgari kapasitenin güvence altına alınması.
- Büyük ova kısıtları nedeniyle yardımcı kaynak tesislerinin ana santrale bitişik kurulması şartının JES'ler açısından esnetilmesi.
- Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının bir bölümünün kaynağın bulunduğu bölgelerde altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılması.
- Teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, sera ve tarımsal üretim için yerel kullanıma pay ayrılması.





