Bir iş yerinin kiralanması sırasında taraflar, sözleşmeye kiracının en az 6 ay önceden ihbarda bulunarak sözleşmeyi feshedebileceği hükmünü ekledi. Ancak iddiaya göre kiracı, mülk sahibine herhangi bir bildirimde bulunmadan dükkânı boşalttı. Erken tahliye nedeniyle zarara uğradığını öne süren mülk sahibi, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı.

Davacı iş yeri sahibi, kiracının sözleşmeye aykırı şekilde ve ihtar göndermeksizin taşınmazı tahliye ettiğini belirterek, şimdilik 5 bin doların 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsil edilmesini istedi. Yargılama sırasında talebini artırarak 805 bin dolara çıkardı.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Uzaktan çalışmada yeni dönem!
Resmi Gazete’de yayımlandı: Uzaktan çalışmada yeni dönem!
İçeriği Görüntüle

Kiracı ise tahliyenin tarafların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleştiğini savunarak davanın reddini talep etti.

İlk mahkeme 1 aylık kira bedeline hükmetti

Sulh Hukuk Mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmede kiracının 6 ay önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, daha kısa sürede bildirim yapılması halinde ise tahliyeden sonraki 1 aylık kira bedelinin de ödenmesinin kararlaştırıldığının belirtildiğine dikkat çekti.

02 Temmuz 2011 tarihinde 5 yıllığına kiralanan lojistik deponun, sözleşme süresi dolmadan Ocak 2016’da tahliye edildiği tespit edildi. Mahkeme, taşınmazın son aylık kira bedelinin 140 bin 630 dolar olduğunu ve yeniden kiraya verilebilmesi için en az 1 aylık süre gerektiğini değerlendirdi.

Bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar veren mahkeme, kiracının 140 bin 630 dolar makul süre tazminatı ödemesine hükmetti.

Yargıtay 6 aylık kira bedelini esas aldı

Tarafların istinaf başvurularını inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, kira sözleşmesinin 10. maddesinde makul sürenin 1 ay olarak belirlendiğini ve bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olduğunu değerlendirerek başvuruları esastan reddetti. Bunun üzerine taraflar kararı temyiz etti.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının sözleşmede belirtilen fesih sürelerine uygun bildirimde bulunmadan taşınmazı tahliye ettiğini belirtti. Sözleşmenin süresinden önce feshedilmesinin haklı bir nedene dayandığının ispatlanamadığını kaydeden Daire, kiracının temyiz itirazlarını kabul etmedi.

Kararda şu ifadeler yer aldı:

‘’Davacının zararı, tahliye tarihinden itibaren kiralananın aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Ancak kira sözleşmesinin (10.) maddesinde taraflar feshi ihbar süresi getirmiş ve bu süreyi 6 ay olarak kararlaştırmışlardır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; 6 aylık feshi ihbar süresinin makul süre olarak kabulü ile davalının 6 aylık kira bedelini makul süre tazminatı olarak ödemesi gerektiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. BAM kararının ortadan kaldırılmasına, Sulh Hukuk Mahkemesi hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

Yargıtay, 6 aylık feshi ihbar süresinin makul süre olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırdı ve Sulh Hukuk Mahkemesi kararını bozdu.

Kaynak: İHA