Komedyen Deniz Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada savunma yapan Göktaş, gösterisindeki ifadelerin siyasi eleştiri ve hiciv kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek suçlamaları kabul etmedi.
“Tepkiler kesinlikle organik değildir”
Savunmasında kendisine ve gösterisine yönelik tepkilerin organize edildiğini öne süren Göktaş, sosyal medya üzerinden yürütüldüğünü iddia ettiği kampanyaya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Göktaş,
"Şahsıma ve gösterime yöneltilen tepkiler kesinlikle organik değildir. Sosyal medya gündemini, Telegram gruplarında organize olarak aynı dakikada tek bir kişiye topluca saldıran trol hesaplar belirlemektedir. Benim gösterime yapılan da bu tarz organize bir linç kampanyasından ibarettir" dedi.
Yurt dışına yaptığı seyahatlerin basında farklı şekilde aktarıldığını söyleyen Göktaş, her yıl olduğu gibi turnesinin ardından arkadaşlarını ziyaret ettiğini ifade etti.
Göktaş,
"Turnem biter bitmez her yıl olduğu gibi yurt dışındaki arkadaşlarımın yanına gittim. Gelecek görmedikleri için yurt dışına gidip oturum izni alan bütün arkadaşlarıma, her gittiğimde Türkiye'ye dönmeleri ve beyin göçünü tersine çevirmeleri için ikna etmeye çalışan biriyim. Buna rağmen rutin seyahatlerimin basında ‘yurt dışına kaçtı' şeklinde haber yapıldı. Bunları onların yanında okumak da trajikomikti" ifadelerini kullandı.
“İstemediğim halde Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm”
Gözaltı sürecinin ardından Çağlayan Adliyesi'ne getirildiğini anlatan Göktaş, burada yaşadıklarına ilişkin de savunma yaptı. Savcılık ifadesinde gösterisindeki şakaları anlattığını belirten Göktaş, hakimliğe çıkarılmayı beklerken kendisine Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek isteyip istemediğinin sorulduğunu söyledi.
Görüşmek istemediğini belirtmesine rağmen görüştürüldüğünü öne süren Göktaş, "Ertesi sabah Çağlayan Adliyesi'ne getirildim. Savcılık ifademde davaya konu olan gösterideki şakaları anlattım. Savcılık sorgusundan sonra, hakimliğe çıkarılmayı beklerken aileme, avukatlarıma ve bana ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi söyledim. Buna rağmen adliye koridorunda bir komiserin yönlendirmesiyle kendisiyle görüştürüldüm" dedi.
Göktaş, "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Ben böyle bir görüşme istemiyordum" ifadelerini kullandı.
“İnsanları kin ve düşmanlığa tahrik eden bir şey olduğunu düşünmüyorum”
Hakkındaki “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasına ilişkin savunmasında ise Göktaş, gösterisinde kullandığı ifadelerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini ileri sürdü.
Göktaş, "Benim sözlerimde insanları kin ve düşmanlığa tahrik eden bir şey olduğunu düşünmüyorum. Dini değerleri alenen aşağılayarak şehir şehir sahneye çıkmam, hayatımın akışına da yaptığım işe de uygun değil" dedi.
Gösterisindeki şakaların bazı kişilerde rahatsızlık yaratabileceğini kabul ettiğini belirten Göktaş, "Bunlar insanların manevi açıdan önem verdiği, hassas konular. Ben de önem verdiğim bir konuda şaka yapıldığında rahatsızlık duyabilirim. ‘Hiç kimse bu cümlelerden rahatsız olmamalı' gibi bir iddiam yok. Bir kişi, bir komedyenin bu konulara girmesini istemeyebilir. Gösteride aşağılayıcı bir söz bulunmasa bile şakayı beğenmeyebilir. Gösteriyi izlememek ve eleştirmek en doğal hakkı" ifadelerini kullandı.
“Kutsal kitabı nasıl hedef aldığını anlamıyorum”
Göktaş, gösterisinde tepki çeken “dördüncü kitap” söylemine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Sözlerinin hatalı veya alışılmadık bulunabileceğini ancak aşağılayıcı nitelikte olmadığını savunan komedyen, iddianamede yer alan ifadelerin gösterinin bütününden koparıldığını öne sürdü.
Göktaş,
"Sözlerim hatalı, alışılmadık veya kulak tırmalayıcı bulunabilir. Bunlar tartışılabilir. Ancak bunun saygısızlık ve aşağılama düzeyine ulaştığını düşünmüyorum. İddianameye konu edilen paragrafın tamamına bakıldığında buradaki tartışma, kutsal kitabın kendisinden çok hakkındaki sözlerle ilgili. Bir çevirinin yanlış veya hatalı olduğunu söylemek, kitaba inanan insanları aşağılamak anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.
Mahkemeden hapis ve tahliye kararı
Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Deniz Göktaş'ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini talep etti.
Mahkeme, Göktaş hakkında “dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 7 ay 15 gün, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan ise 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. “Suçu ve suçluyu övme” suçlamasından beraat eden Göktaş'ın tahliyesine karar verildi.




