Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Müdahalenin gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkilediğini belirten grup, uygulamaya son verilmesini ve kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını istedi.

Pençe-Kilit’te silah kazası: Bir şehit!
Pençe-Kilit’te silah kazası: Bir şehit!
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, medya kuruluşlarının sahiplik yapısı ve şirket ilişkileriyle ilgili iddiaların şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmesi gerektiği ifade edilirken, soruşturmalar ile yayın kuruluşlarının editoryal bağımsızlığına müdahale edilmesinin birbirinden ayrı konular olduğu vurgulandı.

Anayasal güvencelere dikkat çekildi

Medya Dayanışma Grubu, açıklamasında Anayasa’nın 29. ve 30. maddelerine işaret etti. Söz konusu maddelerin yayın özgürlüğü ve basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürebilmesi açısından güvenceler içerdiğini belirten grup, Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağının ve anayasal güvencelerle ilişkisinin kamuoyuna açıklanmasını talep etti.

Açıklamada ayrıca, Cenevre Sözleşmelerine Ek I No.lu Protokol’ün 79. maddesi hatırlatılarak çatışma bölgelerinde mesleki görevlerini sürdüren gazetecilerin sivil olarak kabul edildiği ve sivil nesnelerin askeri hedef niteliği kazanmadıkları sürece saldırıların hedefi yapılamayacağı belirtildi.

TELE1 ve Halk TV için aynı kayyım vurgusu

TELE1’e kayyım atanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, İbrahim Paşalı’nın önce TELE1, ardından Halk TV için aynı göreve getirilmesi ele alındı. Gruba göre bu durum, kayyım uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Halk TV’ye yönelik müdahalenin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesine de değinilen açıklamada, yargı sürecinin kamuoyuna aktarılmasına ilişkin endişeler dile getirildi. Gazetecilerin duruşmaları takip etmesinin ve yaşananları haberleştirmesinin, yurttaşların bilgiye erişimi açısından demokratik toplumun temel gereklerinden olduğu kaydedildi.

Gazetecilere yönelik baskılara tepki

Açıklamada, fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanması, bazı gazetecilerin elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması ve haberlere ya da sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi de gündeme taşındı.
Gazetecilerin yaptıkları haberler ve sordukları sorular nedeniyle soruşturmalara uğramasının veya özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının yalnızca meslek mensuplarını değil, toplumun bilgiye erişim hakkını da etkilediği ifade edildi.

Yayın özgürlüğü için dayanışma çağrısı

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV çalışanları ve baskı altındaki gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Açıklamada, kayyım uygulamasının sona erdirilmesi, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınması ve medya kuruluşlarına ilişkin iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınması istendi.

Grup, kamuoyuna basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunma çağrısında bulundu.

Açıklamaya imza atan kuruluşlar:

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası.

Kaynak: Basın Bülteni