Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii şirketleri, kritik tesislerin güvenliğini korumak amacıyla yabancı menşeli akıllı araçlara yönelik önlemler almaya başladı. Kamera, radar, LIDAR ve yapay zekâ destekli sistemlerle donatılan araçların çevreyi haritalandırabilmesi ve veri akışının kontrol edilememesi, casusluk ve siber güvenlik risklerini gündeme getiriyor.

Balık Hali’nde denetim: 45 kilo su ürününe el konuldu!
Balık Hali’nde denetim: 45 kilo su ürününe el konuldu!
İçeriği Görüntüle

TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, Pamukkale Üniversitesi bünyesinde düzenlenen bir konferansta yaptığı açıklamada, kritik bilgilerin korunmasının önemine dikkat çekti. Akşit, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI’nin yabancı elektrikli araçların kampüslere girişini kısıtladığını belirtti.

Yabancı araçların kontrolü güvenlik tartışmalarını gündeme getirdi

Mahmut Faruk Akşit, Pamukkale Üniversitesi İslami Bilimler Enstitüsünde, Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan Mahallesi’nde düzenlenen “Gelişen dünyada değişen tehditler, yapay zeka, biyoloji ve genetik” başlıklı konferansta konuştu.

TEI’de kritik bilgilerin korunması için internetten fiziksel olarak ayrılmış sistemler kullandıklarını belirten Akşit, otonom ve elektrikli araçlardaki kamera, sensör ve yazılımların güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Akşit, araçların kötüye kullanılma ihtimaline ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Yapay zekayla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zeka hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor. Ne demek o. Yerde yürüyen güdümlü füze olarak kullanıyor. Arabanın kontrolünü ele geçiriyor. Seni askeri birliğin kapısına çakıyor. İçinde sen varsın, yoksun, yapay zeka pek ilgilendirmiyor onu. Çok tehlikeli. Biz Türkiye olarak ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI olarak yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz. Çünkü çok fazla sensör var, kamera, bilmem ne, haritasını çıkarıyor ve kontrolü bizde değil. Yerlilere izin veriyoruz, yazılımı da kontrolü de bizde. Ama tehlike büyük. Allah korusun, bir savaş durumunda ne olacağını bilemezsiniz. Yazılımın kontrolü sizde ise şifreyi, yazılımı değiştirip tekrar güvence altına alabilirsiniz. Ama yazılım ve kontrol başka birindeyse, o ne istiyorsa onu yapar, ne yazık ki.”

ABD ve Çin arasında da araç güvenliği tartışması var

Akıllı araçların oluşturabileceği güvenlik risklerine karşı farklı ülkelerde de önlemler gündeme geliyor. ABD, Çin menşeli akıllı ve elektrikli araçların askeri üslere girişini yasakladı. ABD Ticaret Bakanlığı da Çin ve Rusya menşeli yazılım ve donanımların ülkedeki araçlarda kullanılmasına yönelik yasaklama kararını yürürlüğe koydu. Çinli otomotiv şirketi BYD de Pentagon’un kısıtlama listesinde yer alıyor.

ABD merkezli Tesla’nın araçları da veri güvenliği tartışmalarının odağında bulunuyor. Çin hükümeti, araçlardaki kameraların veri sızdırabileceği endişesiyle Tesla modellerinin askeri üslere ve devlet binalarına girişini daha önce kısıtlamıştı.

Yazılımın yanı sıra donanım da önem taşıyor

Araçların güvenliğinin yalnızca yazılımla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Yazılımın yerli olması, araçların hangi verileri topladığının ve bu verilerin nereye aktarıldığının kontrol edilebilmesi açısından önem taşıyor. Bununla birlikte, araçlarda kullanılan ithal çipler de olası güvenlik riskleri arasında değerlendiriliyor.

Bu nedenle yazılımın yanı sıra donanımın da yerli olması, kritik sistemlere yönelik tehditlerin azaltılmasında önemli bir unsur olarak öne çıkıyor

Risk yalnızca elektrikli araçlarla sınırlı değil

Savunma Politikaları Analisti Turan Oğuz, araçların oluşturabileceği riskin yalnızca elektrikli modeller üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Oğuz’a göre asıl belirleyici unsur, aracın motor tipi değil, sahip olduğu otonom sürüş yetenekleri ve sensör sistemleri.
Oğuz, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı

“Sadece elektrikli deyip kapsamı daraltmamak lazım. Otonom çalışan araçlar tıpkı bir radar gibi çalışır; üzerindeki LIDAR’lar vasıtasıyla çevreyi sürekli tarar. Yasak ve risk bu sensörlere sahip araçlar için geçerlidir. İnsan destekli otonomi veya tamamen insansız otonom sürüş özellikleri asıl riski oluşturuyor. Bu otonom yetenekteki araçlar kritik tesislere giremez. Bunun haricindeki araçlar, ister elektrikli olsun ister dizel olsun, motor tipi önemsizdir”

Sensörler tesislerin haritasını çıkarabiliyor

Oğuz, otonom araçların çevrelerini algılayabilmek için LIDAR ve elektro-optik sensörlerden yararlandığını belirtti. Bu sistemler, aracın çevresindeki nesneleri ve insanları tespit ederek çevrenin modellenmesini sağlıyor.

Araçların bu süreçte çevrenin haritasını da çıkarabildiğini vurgulayan Oğuz, yazılımın kontrolü araç sahibinde olmadığında toplanan verilerin nereye gönderildiğinin bilinmesinin zorlaşabileceğine dikkat çekti.

Oğuz, Milliyet’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Tabii bu çok önemli bir gelişme. Çünkü Mahmut Akşit hocanın da söylediği gibi, biliyorsunuz bu araçların üzerinde artık bir sürü sensör var. Kendi başına otonom olarak gidebilmesi için LIDAR sensörleri ve çeşitli elektro-optik sensörler bulunuyor. Öncelikle araç, karşıda gittiği alanı tarıyor ve o alanın modelini çıkartıyor. Böylece o alandaki nesneleri, insan dahil tüm engelleri görebiliyor ve ona göre işlem yapıyor. Yani aslında bir nevi çevrenin haritalandırmasını yapıyor. Siz aracın yazılımını kendiniz yapmadığınız sürece de bu verileri nereye gönderdiğini asla bilemezsiniz. Bu durum; özellikle savunma sanayii, siber harp merkezleri veya enerji tesisleri gibi kritik olan tüm alanlar için ciddi bir tehlike arz ediyor. Yazılımını veya donanımını kendiniz yapmadığınız her şey bir risktir. Özellikle savunma ve enerji gibi kritik alanlara bu araçların girmemesi lazım. Çünkü içeride dolaştıkları zaman bütün alanları tek tek haritalandırıyorlar.”

Kaynak: Haber Merkezi