İzmir’de Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın” başlıklı söyleşi düzenlendi. “Seven fark eder” vurgusunun öne çıktığı etkinlikte, meme kanserinde erken tanı, kişiye özel tedavi seçenekleri, meme koruyucu cerrahi ve tarama yöntemleri konuşuldu.

Gazeteci Ayşe Arman’ın moderatörlüğündeki söyleşiye Acıbadem Kent Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Atahan, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk katıldı.

Işın Sayın’dan sağlıklı yaşam ve beslenmeye dair hayati uyarılar
Işın Sayın’dan sağlıklı yaşam ve beslenmeye dair hayati uyarılar
İçeriği Görüntüle

“Erken tanı hayat kurtarır”

İzmir’de Düzenlenen Söyleşide Meme Kanserinde Erken Tanının Önemi Ve Düzenli Taramanın Gerekliliği Ele Alındı (5)

Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, Meme Kanseri Farkındalık Ayı boyunca gerçekleştirilen etkinliklerle toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu ifade eden Bulut, tarama yöntemlerinin önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Bulut, “Bu buluşmanın temel amacı da topluma bu hayati bilinci kazandırabilmektir. Bilimsel verilere göre meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Her sekiz kadından birinde bu hastalığa rastlanmakta olup, kadınlarda bu sıklıkta görülen başka bir kanser türü bulunmamaktadır. Ancak günümüzde mamografi gibi oldukça etkili tarama yöntemleri mevcuttur. Tanı sürecinde mamografinin yanı sıra meme ultrasonu ve meme MR'ı gibi yardımcı görüntüleme teknolojilerinden de faydalanılmaktadır” diye konuştu.

Ortalama risk grubundaki kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi taraması yaptırmasının önemine değinen Bulut, erken tanının meme kanserine bağlı ölümlerde yüzde 30 ila yüzde 40 oranında azalma sağladığını söyledi.

Bulut, “Mamografi sayesinde meme kanseri çok erken evrelerde teşhis edilebilmekte ve "erken tanı hayat kurtarır" ilkesi tam anlamıyla karşılık bulmaktadır. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, meme kanserine bağlı ölümlerde yüzde 30 ila yüzde 40 oranında azalma sağlamaktadır. Belirtilen bu tarama takvimi ortalama risk grubundaki kadınlar için geçerlidir. Ailede meme kanseri öyküsü bulunması veya genetik testlerin pozitif çıkması gibi faktörler, bireyi yüksek risk grubuna dahil edebilir. Yüksek risk taşıyan vakalarda taramalara çok daha erken yaşlarda başlanmakta ve sürece ek görüntüleme yöntemleri dahil edilmektedir. Bireylerin kendi risk durumlarını öğrenmek ve kendilerine en uygun tarama programıyla takip edilmek için mutlaka bir meme radyoloğuna veya uzman hekime başvurmaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Çok başarılı tedavi edilen bir kanser türü”

İzmir’de Düzenlenen Söyleşide Meme Kanserinde Erken Tanının Önemi Ve Düzenli Taramanın Gerekliliği Ele Alındı (7)

Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise meme kanserinin dünyada en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek, hastalığın farklı modellerle ortaya çıkabildiğini söyledi.

Karabulut, “Meme kanseri, dünyada en sık görülen kanser türüdür. Dünyada yılda yaklaşık 2 milyon, ülkemizde ise senede 25 bin vaka görülmektedir. Kanserin tarihçesi aslında meme kanseriyle başlar. Tarihi anlamda tanımlanan ilk tümör tipi meme kanseridir. Meme kanseri tek bir hastalık değildir; birden fazla hastalık modeliyle karşımıza çıkar. Dolayısıyla sık görülen bir kanserdir. Tarihi evrimi, tedavi başarısı, tanı yöntemleri, tarama programları ve korunma yöntemleriyle belki de en çok yol katedilen, en büyük devrimlerin yapıldığı ve hangi evrede yakalanırsa yakalansın çok başarılı şekilde tedavi edilen bir kanser türüdür. Doğru yaşayalım, tarama programlarına uyalım. Geç kalmaktan da korkmayalım. Meme kanseri, hangi evrede olursa olsun çok başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir” cümlelerini aktardı.

“Erken teşhis çok önemli”

İzmir’de Düzenlenen Söyleşide Meme Kanserinde Erken Tanının Önemi Ve Düzenli Taramanın Gerekliliği Ele Alındı (1)

Söyleşide tedavi sürecini anlatan onkoloji hastası Fatma Ebru Bozkurt, geçen yıl temmuz ayında teşhis aldığını ve 19 Ağustos’ta kemoterapi tedavisine başladığını anlattı. 16 kür kemoterapi aldığını belirten Bozkurt, tedavinin ardından tümörünün ciddi ölçüde küçüldüğünü ve ameliyat aşamasına geldiğini söyledi. Ameliyat sonrası radyoterapi alan Bozkurt’un akıllı ilaç tedavisi ise devam ediyor.

Bozkurt, “Geçen sene temmuz ayında ilk teşhisimi aldım. Yaklaşık bir aylık süre, ‘Nerede ve nasıl bir tedavi almalıyım?' şeklindeki araştırmalarla geçti. 19 Ağustos'ta ilk kemoterapimi alarak tedavime başladım. 16 kür kemoterapi aldım. Sonrasında tümörüm çok ciddi ölçüde küçüldü ve ameliyat olabileceğim boyutlara geldi. Ameliyat sürecimden sonra 30 gün boyunca radyoterapi aldım. Halihazırda akıllı ilaç tedavim devam ediyor, artık onun da neredeyse sonuna geldim. Yani tünelin ucundaki ışığı gördüm diyebilirim. Erken teşhis çok önemli. Ben biraz gecikmiştim. Ailemde hiç meme kanseri öyküsü yoktu, o nedenle bende olabileceğini hiç düşünmedim. Elime bir kitle gelmiş olmasına rağmen süreci biraz geciktirdim. Ancak kitle her seferinde ısrarla elime gelmeye devam edince doktor muayenesine gittim. En ufak bir şüphe duyduklarında hiç geciktirmeden hekime başvursunlar. Ellerine bir kitle gelmesini dahi beklemesinler; çünkü pek çok vakada mutlaka ele gelen bir kitle olması gerekmiyor” diye vurguladı.

“Her yıl mutlaka mamografi çektirmemiz gerekiyor”

Bir başka meme kanseri hastası Göknil Pınar da 2022 yılından bu yana göğsündeki kistleri takip ettirdiğini, yapılan tetkiklerin ardından meme kanseri olduğunu öğrendiğini belirtti. Pınar, ameliyatının üzerinden iki ay geçtiğini ve tedavisinin ikinci bölümüne başlayacağını ifade etti.

Pınar, “2022 yılından beri göğsümde ufak tefek kistler vardı ve bunları takip ettiriyordum. Tetkikler yapıldı ve birkaç gün sonra kanser olduğumu öğrendim ama moralimi hiç bozmadım. Hemen ameliyat olmam gerekiyordu ve ameliyatımı oldum. Ameliyatımın üzerinden 2 ay geçti. Çarşamba günü tedavimin ikinci bölümü başlayacak ve ben hazırım. Mamografi adında çok özel ve çok kıymetli bir tanı yöntemi var. Her kanser türünün kendine özel böyle bir tanı yöntemi bulunmuyor. Bazen insanlar ‘çok can yakan bir işlem' gibi şeyler söylüyorlar ama kesinlikle öyle değil. Her yıl mutlaka mamografi çektirmemiz gerekiyor.”

Kaynak: İHA