Türkiye’nin jeotermal enerji kaynakları, elektrik üretiminden konut ısıtmasına ve tarımsal üretime kadar birçok alanda kullanılıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’deki santrallerin ileri teknoloji ve yüksek çevre standartlarına sahip olduğunu belirterek, yerli kaynakların daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
17 Ekim Dünya Jeotermal Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Kındap, ekim ayı itibarıyla Türkiye’nin jeotermal kaynaklı elektrik üretim kapasitesinin 1.800 megavata ulaştığını bildirdi. Türkiye’nin mevcut kapasitesinin yanı sıra binlerce megavatlık ek kurulu güce ulaşabilecek potansiyel taşıdığını vurguladı.
2035 hedefi 4 bin 500 MW

Türkiye’nin 2035 Ulusal Enerji Hedefleri kapsamında jeotermal enerji kapasitesinin 4 bin 500 megavata çıkarılmasının planlandığını hatırlatan Kındap, bu hedefin yaklaşık on yılda mevcut kurulu gücün iki buçuk katına ulaşılması anlamına geldiğini belirtti. Söz konusu büyüme doğrultusunda yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırımın gündeme geleceğini ifade etti.
Kındap, Türkiye’nin jeotermal alandaki birikiminin yalnızca doğal kaynak zenginliğiyle sınırlı olmadığını; yatırımcı şirketler, mühendislik kapasitesi, teknoloji uygulamaları ve işletme deneyimiyle de öne çıktığını kaydetti.
“Kamuoyu doğru bilgilendirilmeli”

Jeotermal enerji tesislerinin çevresel standartları ve teknolojik altyapısına dikkat çeken Kındap, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin sektörün gelişimi açısından önem taşıdığını söyledi.
Kındap, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Anadolu binlerce yıldır jeotermal coğrafyası olmasına rağmen, bu kaynaklarımızı enerji üretiminde ağırlıklı olarak yirmi yıldır kullanmaktayız. Dolayısıyla bizim santrallerimiz dünyanın en yeni, teknoloji seviyesi en yüksek ve çevresel standartları en üst noktada karşılayabilen tesislerden oluşuyor. 7 gün 24 saat mevsim şartlarından bağımsız olarak sürdürülebilir enerji üretebilen bu tesislerimiz birer milli servettir.”
68 santral 7 gün 24 saat izleniyor
Türkiye genelinde elektrik üretimi yapan 68 jeotermal santral bulunduğunu belirten Kındap, tesislerin ilgili kamu kurumları tarafından denetlendiğini ve emisyonlarının 7 gün 24 saat izlendiğini ifade etti.
Jeotermal santrallerin çevresindeki tarımsal üretime ilişkin değerlendirmelerde bilimsel verilerin esas alınması gerektiğini vurgulayan Kındap, santrallerin yakın çevresindeki tarımsal faaliyetlere olumsuz etkide bulunduğunu ortaya koyan somut bir bilimsel analiz ya da değerlendirme bulunmadığını dile getirdi.
Kındap, sektöre yönelik eleştirilerin bilimsel ölçümler ve somut tespitler üzerinden yapılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bilimsel analiz ve ölçümlemelere, somut tespitlere dayanmayan suçlamalarla sektörümüzün tamamına yönelik kesin hükümler verilmesini doğru bulmuyoruz. Bilimsel eleştiri, gelişmenin önemli bir aracıdır. Somut verilerle ortaya konulan her tespitin dikkate alınmasını ve gerekli iyileştirmelerin yapılmasını elbette destekliyoruz. Aynı bilimsel titizliğin, sektörümüz hakkında kamuoyuna aktarılan gerçek dışı iddialarda da gösterilmesini bekliyoruz.”
Yatırımcıların çevresel sorumluluğunun yalnızca izin süreçleriyle sınırlı olmadığını belirten Kındap, düzenli ölçüm, etkin denetim, şeffaf bilgilendirme ve teknolojik iyileştirmenin işletme sürecinin temel unsurları olduğunu kaydetti.
“Jeotermale karşıtlık, ithalatın yanında olmaktır”
Jeotermal enerjinin Türkiye’nin dış kaynaklara bağımlılığını azaltabilecek yerli bir kaynak olduğunu ifade eden Kındap, sektörün yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı kalmadığını vurguladı.
Konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, balıkçılık ve madencilik gibi alanlarda da kullanılan jeotermal kaynakların ekonomiye katkı sağlayabileceğini belirten Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Jeotermal; tamamı ülkemizin olan, çıkarırken ve kullanırken başka hiçbir ülkeye bağımlı olmadığımız, sonsuz, sınırsız ve kullanırken kimseye döviz bazlı ödeme yapmadığımız bir kaynak. Jeotermale karşı olmak Türkiye’nin enerjide ithal kaynaklara daha fazla bağımlı olmasının yanında olmaktır.”
Dünya Jeotermal Günü dolayısıyla sektörün geleceğine ilişkin mesaj veren Kındap, Türkiye’nin jeotermal zenginliğinin ileri teknoloji, bilimsel bilgi ve çevresel sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İzmir, jeotermalle ısıtılan konut sayısında ikinci sırada
Türkiye’de jeotermal kaynaklar, elektrik üretiminin yanı sıra konutların ısıtılmasında ve tarımsal üretimde de kullanılıyor. Sektör verilerine göre, ülkede yaklaşık 170 bin konut jeotermal enerjiyle ısıtılıyor.
Afyonkarahisar, 55 bin 610 konutla jeotermal ısıtmada ilk sırada bulunurken İzmir, 41 bin 295 konutla ikinci sırada yer alıyor.
Jeotermal seracılık alanında da yatırımlar artıyor. Türkiye’de jeotermal seraların toplam büyüklüğü 7 bin dönüme ulaşırken, kaynakların daha fazla kullanılmasıyla bu alanın 100 bin dönüme çıkarılabileceği belirtiliyor.
Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle sayıları artan Organize Tarım Bölgelerinin (OTB) 46’sı tüzel kişilik kazanırken bunların 15’inin jeotermal kaynaklı bölge olarak faaliyet göstermesi planlanıyor.
Termal turizmde yeni tesisler devreye giriyor
Türkiye’nin termal turizm alanında 70 bin yatak kapasitesi bulunuyor. 2026 yılında hizmete giren veya girmeye hazırlanan 7 termal otelin toplam yatak kapasitesi 2 bin 942 olarak belirtiliyor.
2027 yılı ve sonrasında faaliyete geçmesi planlanan 19 yeni termal otelin ise 8 bin 454 yatak kapasitesine sahip olması öngörülüyor. Bu tesislerin devreye girmesiyle 2026 ve 2027 yıllarında hizmete açılacak otellerin toplam yatak kapasitesinin 11 bin 396 artması bekleniyor.




