İzmir'de 35 yıl sonra yeniden canlandı
İzmir'de 35 yıl sonra yeniden canlandı
İçeriği Görüntüle

Urla’nın doğal ve kültürel değerlerinin korunması amacıyla bir araya gelen yurttaşlar, Demircili Ada Koyu’nda parçalanmak istenen hurda gemi ile Çeşmealtı’nda planlanan yat limanı projesine karşı tepkilerini dile getirmeyi sürdürüyor. Urla Belediyesi öncülüğünde gerçekleşen buluşmada, kentin denizi, kıyıları ve özgün yapısının korunması için mücadelenin kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.

Demircili Ada Koyu için kararlı duruş

Urla’da Ortak Tepki (6)

Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Demircili Ada Koyu’nun yalnızca Urla için değil İzmir ve Türkiye için de önemli bir doğal ve kültürel miras alanı olduğunu belirterek bölgenin birinci derece arkeolojik sit alanı statüsünde bulunduğunu hatırlattı.

Başkan Balkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Vatandaş kendi arazisine ağaç dikemezken, çivi çakamazken, böylesine hassas bir alana tonlarca ağırlığında bir hurda geminin getirilmiş olması kabul edilemez. Urla; turizmiyle, temiz deniziyle, tarımıyla ve doğal yaşamıyla anılan bir kenttir. Hurda metal ve ağır sanayi görüntüsünü burada görmek istemiyoruz. Urla’nın doğası pazarlık konusu olamaz. Gemi, uygun teknik ekipmanla güvenli şekilde bulunduğu yerden kaldırılarak Aliağa’daki lisanslı söküm tesisine götürülmelidir. Bu mümkündür. Yeter ki oldu-bitti anlayışıyla hareket edilmesin. Oldu bittiye izin vermeyeceğiz. Gemi gidene kadar buradayız.”

Urla’da Ortak Tepki (7)

Geçmişte çevre temizliği çalışmaları nedeniyle hakkında dava açıldığını hatırlatan Balkan, kamu kurumlarının çevre konusunda tutarlı davranması gerektiğini belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aynı hassasiyeti beklediklerini ifade etti. Balkan ayrıca tüm İzmirli milletvekillerini ve ilgili kurumları sürece destek vermeye davet etti.

Konu TBMM gündemine taşındı

Urla’da Ortak Tepki (1)

Ednan Arslan, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdıklarını ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na soru önergesi verdiklerini açıkladı.

Arslan, “Bu gemi buraya hangi izinle geldi? Kim izin verdi? Birinci derece arkeolojik sit alanında bu işlem hangi mevzuata dayanarak planlandı? Kamuoyu adına bu soruların yanıtını talep ediyoruz,” dedi.
Demircili Ada Koyu’nun hem arkeolojik hem çevresel açıdan koruma altında olduğunu vurgulayan Arslan, mücadelenin Ankara’da ve sahada süreceğini belirterek, “Bu gemi geldiği gibi gidecek. Doğamızı, kıyılarımızı ve çocuklarımızın geleceğini korumak için yan yana durmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

“Bu alan kesin korunması gereken sit alanıdır”

Çevre gönüllüsü avukat Şehrazat Mercan, bölgenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kesin korunması gereken arkeolojik sit alanı olduğunu belirterek sürecin hukuki boyutunun titizlikle takip edildiğini söyledi.

Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman ise hurda gemiyi “çevre terörü anıtı” olarak nitelendirerek güvenli şekilde kaldırılması gerektiğini ifade etti. Urla Belediyesi Meclis Üyesi Prof. Dr. Mesut Önen, Akdeniz’e özgü deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda çapa atmanın dahi yasak olduğuna dikkat çekerek hassas deniz ekosisteminin zarar görmesinin telafisinin olmayacağını vurguladı.
Demircili Ada Koyu’ndaki hurda gemi kaldırılıncaya kadar her pazar saat 13.00’te bölgede bir araya gelinmeye devam edileceği duyuruldu.

Çeşmealtı’nda yat limanı projesine tepki

Başkan Selçuk Balkan, Çeşmealtı’nda planlanan yat limanı projesinin bölgenin ihtiyaçları ve gerçekleri göz ardı edilerek gündeme getirildiğini belirterek, Çeşmealtı halkının iradesine ve deniz ekosistemine rağmen projenin hayata geçirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Geçen yıl da aynı noktada projeye karşı durduklarını hatırlatan Balkan, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Yolluca ve Uzun Ada’nın stratejik konumu nedeniyle marinanın yapılmasına olumsuz görüş bildirdiğini, bu nedenle ÇED sürecinin sona erdiğini söyledi. Buna rağmen bölgede yıllardır denizle yaşayan amatör balıkçıların yaklaşık 400 teknesinin yerinden kaldırıldığını ve bağlanabilecekleri bir alan bulunmadığını belirtti.

“Yat limanı doğru yerde yapılmalı”

Balkan, Çeşmealtı’nın mevcut altyapısının böylesi büyük bir projeyi kaldıramayacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Çeşmealtı’nın altyapısı, ulaşım yolları ve sosyal donatı alanları bu projenin yükünü kaldıramaz. Biz marina yapılmasına karşı değiliz. Ancak doğru yerde yapılmasını savunuyoruz. Gülbahçe ve Balıklıova gibi açık denizle buluşan, yerleşim baskısının daha az olduğu alanlar varken, yaşamın tam merkezine müdahale edilmesini kabul etmiyoruz.”

“Limanda balıkçılara yer verilmeyecek”

Tekne sahiplerinin balıkçı barınağının belediye tarafından işletilmesi talebine ilişkin konuşan Balkan, Ulaştırma Bakanlığı’na defalarca başvuru yapıldığını ancak yanıt alınamadığını belirtti.

“Bize devredilmesi halinde, yüzer iskelelerden tekne bağlama alanlarına kadar tüm altyapıyı kısa sürede tamamlayabiliriz. Ancak planlanan marina projesinde balıkçılarımıza, sportif balıkçılarımıza ve küçük tekne sahibi vatandaşlarımıza yer ayrılmıyor. Biz ticari bir marina değil, halkın ve balıkçıların kullanabileceği bir barınak istiyoruz.”

Balıkçı barınakları düzenlemesi ve sahil gerçeği

Başkan Balkan, balıkçı barınaklarının işletmesinin Tarım İl Müdürlüklerine devredileceğine ilişkin resmi yazı ulaştığını belirterek İzmir genelinde 30 barınak bulunduğu, bunların dördünün Urla’da olduğu ifade edilerek yeni bir düzenlemeye gerek olmadığı görüşünün iletildiğini aktardı. Balkan, Urla’nın bir yarımada olduğunu ve 111 kilometrelik sahil şeridine sahip bulunduğunu vurguladı.

Ekosistem uyarısı

Prof. Dr. Mesut Önen, yat limanı projesinin bölgenin doğal yapısı ve deniz ekosistemi üzerinde ciddi tahribat yaratabileceğine dikkat çekti. Liman inşaatı sürecinde bölgeye yoğun malzeme taşınacağını, mendirek yapılacağını ve ulaşım yollarının ciddi yük altında kalacağını belirten Önen; otel, butik ve ticari işletmelerin açılmasıyla kıyıya erişimin zorlaşabileceğini ifade etti.

İzmir Körfezi’ndeki kirlilik nedeniyle balıkların üreme alanlarının adalar çevresine kaydığını belirten Önen, söz konusu bölgenin deniz canlıları açısından kritik bir üreme sahası olduğunu vurguladı. Yat limanı faaliyete geçtiğinde artacak tekne trafiği, ışık ve gürültünün balıkların doğal davranışlarını olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.
Urla Belediyesi ve yurttaşlar, Demircili Ada Koyu’ndaki hurda gemi kaldırılıncaya ve Çeşmealtı’nda doğa ile halkın önceliklerini gözeten bir çözüm üretilinceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ