Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, süt dişlerinin zamanında düşmemesinin nedenleri ve ağızda uzun süre kalmasının olası etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Koçan, her süt dişinin mutlaka çekilmesi gerekmediğini, kararın dişin ve çevresindeki yapıların durumuna göre verilmesi gerektiğini belirtti.

Süt dişi ağızda uzun süre kalırsa

Ağızda uzun süre kalan süt dişlerinin doğrudan çene gelişimini bozduğunun söylenemeyeceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, ancak bu durumun dişlerin dizilimi, komşu dişlerin konumu, daimi dişlerin sürmesi ve kapanış ilişkileri üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Koçan, “Ancak uzun süre ağızda kalan süt dişi, dişlerin dizilimini, komşu dişlerin konumunu, daimi dişlerin sürmesini ve dişlerin birbirleriyle olan kapanış ilişkisini etkileyebilir.” dedi.

Özellikle süt dişinin altında bulunan daimi dişin sürmesini engellemesi veya süt dişinin zamanla komşu dişlere göre daha aşağıda kalması halinde dişlerin normal gelişim ve konumlanmasının etkilenebileceğini belirten Koçan, komşu dişlerin boşluğa doğru eğilebileceğini ve kapanış düzensizliklerinin oluşabileceğini kaydetti.

Bakan Memişoğlu’ndan Keyvac tesisine ziyaret
Bakan Memişoğlu’ndan Keyvac tesisine ziyaret
İçeriği Görüntüle

Düşmeyen süt dişinin nedeni araştırılmalı

Süt dişinin düşmemesinin tek başına daimi dişin gömülü kalmasına yol açtığı şeklinde değerlendirme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Koçan, bazı durumlarda daimi dişin gelişimsel olarak hiç bulunmamasının veya sürme sürecindeki bozuklukların süt dişinin ağızda kalmasına neden olabileceğini belirtti.

Koçan, “Ancak burada neden-sonuç ilişkisini tek yönlü düşünmemek gerekir. Her düşmeyen süt dişi alttaki daimi dişin gömülü kalmasına neden olmaz. Hatta bazı vakalarda asıl problem, daimi dişin gelişimsel olarak hiç bulunmaması veya sürme sürecindeki bozukluk nedeniyle süt dişinin ağızda kalmasıdır. Bu nedenle böyle bir durumda mutlaka klinik ve radyografik değerlendirme yapılmalıdır.” dedi.

Çekim sonrası boşluk da değerlendirilmeli

Süt dişinin çekilmesi halinde oluşan boşluğun her zaman kendiliğinden kapanmayacağını belirten Koçan, hastanın yaşı, dişin bulunduğu bölge, komşu dişlerin konumu, mevcut diş dizilimi ve altta daimi dişin bulunup bulunmamasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Koçan, “Komşu dişlerin boşluğa doğru eğilmesi veya yer değiştirmesi söz konusu olabilir. Eğer daimi diş mevcut değilse ve süt dişinin çekilmesi gerekiyorsa, boşluğun nasıl yönetileceği ayrıca planlanmalı. Hastanın durumuna göre ortodontik tedavi, protetik tedavi veya ilerleyen dönemde implant gibi seçenekler gündeme gelebilir. Dolayısıyla süt dişinin çekilmesi kararı ile boşluğun yönetimi birbirinden ayrı düşünülmemeli.” açıklamasını yaptı.

‘Nasıl olsa düşer’ diye beklenmemeli

Çocukluk döneminde süt dişlerinden birinin beklenen zamanda düşmediğinin fark edilmesi halinde erken değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirten Koçan, klinik muayene ve gerekli görüldüğünde radyografik inceleme ile daimi dişin varlığı, gelişimi ve sürme yönünün değerlendirilebileceğini ifade etti.

Koçan, “Böylece daimi dişin sürmesinin desteklenmesi veya diş diziliminde oluşabilecek problemlerin önlenmesi mümkün olabilir. Her vaka için müdahale gerekmese de, erken fark edilen problemlerin takip ve tedavi planlaması çok daha kontrollü yapılabilir. Bu nedenle özellikle süt dişlerinden birinin yaşıtlarına göre belirgin şekilde daha uzun süre ağızda kaldığı durumlarda, ‘nasıl olsa düşer’ düşüncesiyle uzun süre beklemek yerine bir diş hekimine başvurulmasını öneriyorum.” diye konuştu.

Her süt dişi çekilmek zorunda değil

Ağızda uzun süre kalan süt dişlerinin de diğer dişler gibi çürük ve diş eti hastalıkları açısından takip edilmesi gerektiğini söyleyen Koçan, özellikle dişin yapısı, temizlenmesinin zor olması veya çevresinde plak birikmesi gibi durumların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Ağızda kalan her süt dişinin çekilmesi gerekmediğini ifade eden Koçan, “Eğer diş sağlıklıysa, fonksiyonunu sürdürüyor, çevre dokular açısından problem oluşturmuyor ve daimi dişin sürmesini ya da komşu dişlerin konumunu olumsuz etkilemiyorsa, bazı durumlarda uzun süre ağızda tutulabilir ve takip edilebilir.

Özellikle daimi dişin hiç bulunmadığı bazı hastalarda, sağlıklı bir süt dişinin mümkün olduğunca uzun süre ağızda tutulması tedavi açısından avantaj sağlayabilir. Bu nedenle karar yalnızca hastanın yaşına bakılarak değil; dişin klinik durumu, radyografik bulgular ve hastanın genel diş yapısı değerlendirilerek verilmelidir.” dedi.

Kaynak: Basın Bülteni