Yaşananları değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, süreci yalnızca Venezuela özelinde değil, ABD’nin küresel stratejisi bağlamında ele aldı.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, ABD Başkanı Donald Trump’ın “narko-terörizm” suçlamasıyla yargılama kararını doğruladığı operasyonun, yeni bir dünya düzeni anlayışının yansıması olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kaynak, “Tarihin yeni bir ‘ABD eliyle özgürleştirilme(!)’ anındayız” ifadesini kullandı.

“Nicholas Maduro şimdilik son kurban”

Venezuela Devlet Başkanı’nın kendi evinde bir dış gücün askeri müdahalesiyle derdest edilmesinin sembolik anlamına dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, bu durumun küresel siyasette ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirtti.

“Göründüğü kadarıyla büyük şeytanlardan bir tanesi daha etkisiz hale getirilmiş durumda. Amerikan askeri ve istihbarı gücünün düşmanlarına korku saldığı kusursuz bir operasyonla yatağından alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicholas Maduro şimdilik son kurban. Üzerine giydirilmiş eşofmanı ve elleri kelepçeli fotoğrafıyla dünya medyasına servis edilmiş görüntüsü içler acısı.”

Maduro’nun yönetim anlayışı ve meşruiyeti konusunda uluslararası alanda uzun süredir tartışmalar bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kaynak, buna rağmen ABD baskısı karşısındaki duruşunun belli bir sempati de yarattığını vurguladı.

Devletler neden sessiz?

Operasyonun ardından gelen uluslararası tepkilerin sınırlı kalmasına da dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, devletlerin yalnızca “endişeliyiz” ve “kaygıyla izliyoruz” türünden açıklamalarla yetinmesini anlamlı bulduğunu söyledi.

“İnsanların büyük kötüye karşı çıkan küçük kötülere yani kötünün iyisine yönelmeleri şaşırtıcı değil; peki ya devletler? Onlar neden görece sessiz bir bekleyiş içerisindeler? Diplomasiye ne oldu? Uluslararası kurumlar, hukuk, normlar, küresel etik nerelerde?”

Bu durumu siyasal gerçekçilik çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Kaynak, Isaiah Berlin’in yaklaşımını hatırlatarak, siyasette çoğu zaman “doğru”nun değil, “daha az yıkıcı” olanın tercih edildiğini ifade etti.

“Siyasette doğru değil, maliyet hesabı yapılır”

Uluslararası ilişkilerde karar alma süreçlerinin duygularla değil, rasyonel hesaplarla şekillendiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaynak, özellikle misilleme gücü olmayan devletlerin tepkisizliğinin bu çerçevede okunması gerektiğini söyledi.
“Halklar duygularla yön bulurken, siyasi aktörler rasyonel hesaplar yapmak durumundadır. Karşınızda kuralsız hareket edebilen, norm dışı davranan bir siyasi anlayış varsa, tepkisellikten çok analitik yaklaşım önem kazanır.”

AK Partili Kaya'dan 'Ankara para göndermiyor' iddiasına yanıt: 130 milyar TL nerede?
AK Partili Kaya'dan 'Ankara para göndermiyor' iddiasına yanıt: 130 milyar TL nerede?
İçeriği Görüntüle

Bolivar’dan Trump’a uzanan tarihsel çizgi

Latin Amerika tarihine de değinen Prof. Dr. Kaynak, Simon Bolivar’ın 1829 yılında ABD’ye yönelik öngörülerini hatırlattı. Bolivar’ın, ABD’nin özgürlük söylemiyle kıtayı felaketlere sürükleyebileceği uyarısının bugün hâlâ geçerliliğini koruduğunu söyledi.

Trump yönetiminin Monroe Doktrini’ni yeniden yorumladığını belirten Prof. Dr. Kaynak, bu yaklaşımın Venezuela’dan Panama’ya uzanan geniş bir coğrafyada ABD’nin yeniden hak iddia etmesi anlamına geldiğini ifade etti.

“Monroe’dan Donroe’ya”

Bu yeni dönemin bazı çevrelerce “Donroe Doktrini” olarak adlandırıldığını belirten Prof. Dr. Kaynak, kavramın yalnızca jeopolitik değil, zihniyet değişimini de yansıttığını söyledi.

“Monroe Avrupa’ya karşıydı; Donroe Çin ve Rusya’yı hedef alıyor. Monroe savunmacıydı; Donroe saldırgan. Monroe nüfuz alanı diyordu; Donroe kaynakların mülkiyeti bana ait olmalı diyor.”

Trump’ın yalnızca Amerikan kıtasında değil, küresel ölçekte bir hiyerarşi kurmak istediğini dile getiren Prof. Dr. Kaynak, bu düzenin sadakat ve itaat üzerine inşa edildiğini savundu.

“Sadakat ve itaat düzeni kurulmak isteniyor”

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Trump’ın sadece Amerikan kıtasında değil tüm dünyada bir sadakat ve itaat düzeni kurmak istediği ortada. Tetikçisi İsrail’le birlikte ortalığı kaosa boğmuş durumdalar. Rusya zaten bu küresel mafyatik oyunun içinde. Çin’in oyuna nasıl dahil olacağını, ‘Don’lar düzeninin nasıl bir dünya inşa edeceğini ise birlikte göreceğiz.”

Kaynak: BASIN BÜLTENİ