Foça’da Boran-8 keskin nişancı yarışmasında nefes kesen gösteriler
Foça’da Boran-8 keskin nişancı yarışmasında nefes kesen gösteriler
İçeriği Görüntüle

İstanbul Fatih’te 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın yağmur sonrası oluşan su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi, sokak ve parklardaki elektrik güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, elektrik kaçağının dışarıdan fark edilemeyebileceğine dikkat çekerek kamusal alanlarda güvenliğin vatandaşların dikkatine bırakılamayacağını vurguladı.
Yağmur suyunun hasarlı kablolar veya elektrik kaçağı bulunan tesisatlarla temas etmesi, su birikintilerini ciddi bir tehlikeye dönüştürebiliyor. Dr. Temur, bu tür durumlarda suyun üzerinde kıvılcım ya da duman görülmesinin şart olmadığını belirterek gerekli teknik önlemlerin alınması ve denetimlerin düzenli yapılması gerektiğini ifade etti.

Sıradan görünen su birikintileri tehlike barındırabilir

Yağmur sonrası sokaklarda ve parklarda biriken sular, elektrik tesisatlarındaki hasarlar nedeniyle ölümcül risk oluşturabiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, yalıtımı bozulan kabloların, hatalı bağlantıların, açık bırakılan pano kapaklarının ve bakım eksikliklerinin elektrik kaçağına zemin hazırlayabileceğini söyledi.

Sokaklarda biriken suların toprak, tuz ve çeşitli kirleticiler içermesi nedeniyle elektrik akımını iletebildiğini belirten Temur, tehlikeli bölgeye giren bir kişinin vücudundan akım geçmesinin kalbin ve solunumun durmasına yol açabileceğini kaydetti.

Su birikintilerinin görünümüne bakılarak güvenli olup olmadığının anlaşılamayacağını vurgulayan Temur, şu uyarıda bulundu:
“Suyun üzerinde kıvılcım, duman veya başka bir belirti bulunması gerekmez. Sıradan görünen bir su birikintisi de tehlikeli olabilir.”
Temur, AFAD'ın da hasarlı enerji hatları nedeniyle sel sularının elektrik tehlikesi taşıyabileceğine dikkat çektiğini hatırlattı.

Elektrik güvenliğinde kurumlar arası koordinasyon önemli

Kamusal alanlardaki elektrik güvenliğinin, tesisin mülkiyetine ve işletme yetkisine bağlı olarak farklı kurumların sorumluluğunda olabildiğini belirten Dr. Temur, dağıtım şebekesi ve genel aydınlatma kapsamındaki cadde ve sokak aydınlatmalarında dağıtım şirketlerinin, belediyelerin işlettiği tesislerde ise ilgili belediyelerin görevleri bulunduğunu ifade etti.

Bütün tesislerden tek bir kurumu sorumlu tutmanın doğru olmayacağını belirten Temur, görev paylaşımının müdahaleyi geciktirmemesi gerektiğini söyledi. Bakım, kontrol, arıza giderme ve altyapı çalışmalarında koordinasyon sağlanmasının önemine işaret eden Temur, ihbarların değerlendirilmesi sırasında vatandaşların tehlikeye maruz kalmasının önlenmesi gerektiğini kaydetti.

Yaşanan olaylarda sorumluluğun belirlenebilmesi için tesis kayıtlarının incelenmesi ve teknik araştırma yapılması gerektiğini de vurguladı.

Kaçak akım koruma cihazı tek başına yeterli değil

Elektrik tesisatlarında topraklama ve kaçak akım koruma sistemlerinin hayati öneme sahip olduğunu belirten Dr. Temur, bu sistemlerin doğru kurulmasının yanı sıra düzenli olarak test edilmesi gerektiğini söyledi.

“Doğru tasarlanan, uygun şekilde kurulan ve düzenli olarak test edilen koruma sistemleri ölüm riskini azaltır.”
Topraklamanın arıza durumunda koruma düzeninin çalışmasına yardımcı olduğunu, kaçak akım koruma cihazının ise uygun koşullarda kaçağı algılayarak elektriği kestiğini belirten Temur, cihazın yalnızca tesisatta bulunmasının güvenliği garanti etmediğini ifade etti. Cihazların doğru seçilmesi, uygun şekilde bağlanması ve çalışıp çalışmadığının ölçülmesi gerektiğini kaydetti.

Fatih'te yaşanan olayın nedeninin teknik inceleme yapılmadan kesinleştirilemeyeceğini belirten Temur, kaçağın kaynağının, kablo yalıtımının, topraklama bağlantılarının ve koruma cihazlarının uygunluğunun araştırılması gerektiğini söyledi. Elektriğin neden zamanında kesilmediğinin de inceleme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Aşırı yağışlar altyapıdaki eksiklikleri ortaya çıkarıyor

Yoğun yapılaşmanın bulunduğu İstanbul gibi kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin yağmur suyunun toprağa geçişini azalttığını belirten Dr. Temur, yetersiz drenaj sistemlerinin su birikintilerini artırarak elektrik tesisatlarının suyla temas etme riskini yükselttiğini ifade etti.
Özellikle eskiyen altyapılardaki yalıtım bozulmalarının ve bağlantı noktalarındaki sızdırmazlık sorunlarının tehlike oluşturduğunu belirten Temur, panolara su girmesinin kısa devreye ve elektrik kaçağına neden olabileceğini söyledi.

Aydınlatma direklerinde hasarlı kablolar veya su alan bağlantılar nedeniyle metal gövdelerde tehlikeli gerilim oluşabileceğini kaydeden Temur, yer altı kablolarındaki hasarların, yalıtım kusurlarının ve su girişine karşı korunmayan bağlantı kutularının da risk oluşturduğunu dile getirdi.

Elektrik güvenliğinde yalnızca tesisatın yaşına bakılmaması gerektiğini vurgulayan Temur, yeni kurulmuş ancak hatalı tasarlanmış sistemlerin de tehlikeli olabileceğini belirtti. Denetimlerin, tesisatların normal hava koşullarının yanı sıra taşkın sırasında da güvenli kalıp kalmadığını kapsaması gerektiğini ifade etti.

Elektrik akımına kapılan kişiye doğrudan dokunmayın

Elektrik kaçağı bulunan su birikintilerine bilinçsizce müdahale edilmesinin ikinci bir can kaybına yol açabileceği uyarısında bulunan Dr. Temur, vatandaşların elektrik kaçağını yalnızca gözle güvenilir biçimde tespit edemeyeceğini söyledi.

Açık panoların, kopmuş kabloların ve kıvılcımların tehlike işareti olduğunu belirten Temur, bu belirtilerin bulunmamasının alanın güvenli olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Şüpheli su birikintilerine girilmemesi, yakındaki direklere ve metal yüzeylere dokunulmaması, çevredeki kişilerin ise güvenli bir noktadan uyarılması gerektiğini ifade etti.

Elektrik akımına kapılan kişiye doğrudan temas etmenin de ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten Temur, şu uyarıda bulundu:

“Bir kişi akıma kapılmışsa ona dokunulmamalı ve kurtarmak için suya girilmemelidir. Tahta, sopa veya lastik ayakkabıya güvenerek müdahale etmek de güvenli değildir. Derhâl 112’ye, elektrik tehlikesi için ayrıca 186’ya haber verilmelidir. Enerjinin kesildiği ve alanın güvenli olduğu doğrulandıktan sonra 112’nin yönlendirmesiyle ilk yardım uygulanmalıdır.”

Taşkın riski bulunan bölgelerde denetimler artırılmalı

Benzer olayların önlenmesi için özellikle su baskını yaşanan bölgelerdeki elektrik tesisatlarının öncelikli olarak denetlenmesi gerektiğini belirten Dr. Temur, gerekli durumlarda enerjinin kesilmesi ve tehlikeli alanlara erişimin engellenmesi gerektiğini söyledi.

Temur, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“Su baskını yaşanan bölgeler önceliklendirilerek elektrik tesislerinin kontrolleri yapılmalı; belirlenen eksiklikler giderilene kadar gerekli alanlarda enerji kesilmeli ve erişim engellenmelidir. Panoların konumu ve suya karşı koruması taşkın riskine göre düzenlenmeli, bakım ve ölçüm sonuçları kayıt altına alınmalıdır. Kazı çalışmaları sonrasında kabloların güvenliği doğrulanmalı; taşkından etkilenen tesislere teknik kontrol yapılmadan yeniden enerji verilmemelidir.”

Güvenlik vatandaşın dikkatine bırakılamaz

Elektrik kaynaklı kazaların önlenmesinde temel yaklaşımın, tehlikeleri can kaybı yaşanmadan önce tespit etmek ve ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Dr. Temur, ihbarların takibi, kurumların hızlı müdahalesi ve onarım sonrasında gerekli kontrollerin yapılmasının önemine dikkat çekti.
Kamusal alanlarda insanların güvenli biçimde hareket edebilmesi için elektrik tesisatlarının düzenli denetlenmesi ve risklerin önceden giderilmesi gerektiğini belirten Temur, sözlerini şöyle tamamladı:

“Güvenlik kültürü açısından temel mesele, tehlikeyi bir can kaybından önce fark edip gidermektir. Bunun için ihbarların takibi, kurumların hızlı müdahalesi ve yapılan onarımın doğrulanması gerekir. Vatandaşın dikkatli olması önemlidir; ancak kamusal alanda güvenli yürüyebilmesi, görünmeyen bir elektrik kaçağını fark etme becerisine bırakılamaz.”

Kaynak: Basın Bülteni