Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen Moleküler Biyoloji Derneği’nin 10. Uluslararası Kongresi MolBiyoKon’26, yaşam bilimlerinin güncel araştırma alanlarını bir araya getirdi. 17-19 Eylül 2026 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden 300’ü aşkın bilim insanı buluştu.

Kanserden bağışıklık sistemine, hücre biyolojisinden nörobilime kadar pek çok konunun ele alındığı kongrede; genom ve epigenetik, RNA biyolojisi, kök hücreler, sentetik biyoloji ve yeni nesil biyoteknolojik yöntemler de bilimsel programda yer aldı. Genç araştırmacılar, öğrenciler ve yaşam bilimleri sektörünün temsilcileri de kongrede bir araya geldi.

200’ün üzerinde çalışma sunuldu

MolBiyoKon’26 kapsamında davetli konuşmacıların yanı sıra genç araştırmacılar tarafından 200’ün üzerinde çalışma sunuldu. Kongre, yaşam bilimlerinin farklı disiplinlerinde çalışan araştırmacıların yeni fikirler geliştirmesine ve iş birlikleri oluşturmasına olanak sağladı.

Kongrenin temel hedeflerinden biri, yaşamın moleküler mekanizmalarını anlamaya yönelik temel araştırmalar ile bu bilgilerin sağlık ve biyoteknoloji alanındaki uygulamaları arasındaki bağı güçlendirmek oldu.

Genlerin düzenlenmesinden hücresel yaşlanmaya, kanser hücrelerinin evriminden bağışıklık sisteminin işleyişine kadar temel biyolojinin önemli başlıkları ele alınırken; genom düzenleme, ileri genomik teknolojiler, hücre ve gen tedavileri, kişiselleştirilmiş tıp ve sentetik biyoloji de programın öne çıkan alanları arasında yer aldı.

Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü, moleküler biyolojide gerçekleştirilen temel araştırmaların gelecekte yeni teknolojilere ve tedavi yaklaşımlarına zemin hazırlayabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Moleküler biyolojide bugün temel bir biyolojik mekanizmayı anlamak için yapılan bir keşif, yarın yeni bir teknolojiye, hastalık mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına veya yeni bir tedavi yaklaşımına kapı açabiliyor. MolBiyoKon’26’da yaşam bilimlerinin farklı disiplinlerinde çalışan bilim insanlarını bir araya getirerek hem fikir alışverişinde bulunmalarını hem de temel bilim ile uygulama arasındaki bu köprünün güçlenmesini hedefledik”

Hücresel yaşlanmanın mekanizmaları araştırılıyor

Kongrenin açılış konuşmacısı Girit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Moleküler Sistemler Biyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, hücrelerin yaşlanma sırasında bütünlüğünü nasıl koruduğuna ilişkin çalışmalarını aktardı.

Prof. Dr. Tavernarakis, araştırmalarında özellikle nükleer otofajiye odaklandıklarını belirtti. Hücre çekirdeğinde hasar gören veya artık ihtiyaç duyulmayan yapıların ortadan kaldırılmasını sağlayan bu mekanizmaların yaşam süresine etkisi ve üreme hücrelerinin işlevselliğinin korunmasındaki rolü araştırılıyor.

Bu süreçlerin yaşlanma biyolojisinin temel soruları arasında yer aldığını belirten Tavernarakis, mekanizmaların daha iyi anlaşılmasının sağlıklı yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıkların altında yatan moleküler süreçler konusunda yeni ipuçları sağlayabileceğini ifade etti.

Proteinlerin kontrolüne yönelik yeni teknolojiler

Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Mazhar Adlı ise genom mühendisliği ve hücre içerisindeki proteinlerin kontrollü şekilde ortadan kaldırılmasını sağlayan yeni teknolojiler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Bir gen veya proteinin hücre için vazgeçilmez olması halinde, tamamen ortadan kaldırılmasının hücrenin yaşamını sürdürememesine yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Mazhar Adlı, bunun ilgili molekülün işlevinin ayrıntılı biçimde araştırılmasını zorlaştırabildiğine dikkat çekti.

Genom mühendisliği yöntemleriyle proteinlerin kontrollü biçimde parçalanmasını sağlayan yeni yaklaşımların, bu moleküllerin işlevlerinin daha hassas ve zamana bağlı şekilde incelenmesine imkan verdiğini ifade eden Prof. Dr. Mazhar Adlı, söz konusu teknolojilerin kanser hücrelerinin bağımlı olduğu moleküler süreçlerin anlaşılması açısından da önem taşıdığını belirtti.

Kanserin genetik evrimi incelendi

Münih Teknik Üniversitesi’nden Moleküler Onkoloji ve Fonksiyonel Genomik Uzmanı Prof. Dr. Roland Rad da kongrede kanser gelişiminde ortaya çıkan genetik değişimlerin birbirleriyle olan etkileşimlerini ele aldı.

Kanserin çoğu zaman tek bir genetik değişiklikten değil, zaman içerisinde biriken ve birbirlerinin etkilerini değiştiren çok sayıda mutasyondan kaynaklandığını belirten Rad, bu nedenle yalnızca hangi genlerin mutasyona uğradığının değil, farklı genetik değişikliklerin birlikte nasıl davrandığının da anlaşılması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Roland Rad, bu yaklaşımın kanserin yalnızca tanı anındaki genetik yapısıyla değil, hastalık ilerledikçe ve tedavi baskısı altında değişebilen evrimsel bir süreç olarak değerlendirilmesine imkan sağladığını ifade etti.

Farklı genetik değişiklikler arasındaki etkileşimlerin haritalanmasının, tümör hücrelerine büyüme veya tedaviden kaçış avantajı sağlayan genetik kombinasyonların belirlenmesine katkı sunabileceğini belirten Rad, bu bulguların gelecekte daha hedefli tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğine dikkat çekti.

Farklı disiplinler aynı platformda buluştu

MolBiyoKon’26’da ele alınan çalışmalar, yaşam bilimlerinde farklı araştırma alanları arasındaki etkileşimin önemini ortaya koydu. Hücresel yaşlanma, kanserin genetik evrimi, gelişimsel biyoloji ve yeni nesil tedavi teknolojileri kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Okulda şiddeti önlemede erken uyarı işaretlerine dikkat!
Okulda şiddeti önlemede erken uyarı işaretlerine dikkat!
İçeriği Görüntüle

Dr. Tolga Sütlü, farklı bilim dallarının bir arada çalışmasının büyük biyolojik soruların anlaşılması açısından önem taşıdığını belirterek kongrenin bu etkileşime katkı sunduğunu söyledi:

“Bugün büyük biyolojik soruların çoğunu tek bir disiplinin araçlarıyla çözmek mümkün değil. Genomikten hücre biyolojisine, biyoinformatikten yapay zekaya kadar farklı yaklaşımların birbirleriyle konuşması gerekiyor. MolBiyoKon’un en önemli işlevlerinden biri de farklı alanlarda çalışan araştırmacıları aynı ortamda buluşturarak yeni fikirlerin ve iş birliklerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamak oldu”

Kaynak: Basın Bülteni