Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, uyuşturucu sorununun küresel ölçekte “tarihin en yüksek seviyelerine” ulaştığını belirterek topluma kapsamlı bir çağrıda bulundu. Dinç, önleme çalışmalarının toplumların geleceğine yapılan en değerli yatırım olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu’na dikkat çeken Dinç, dünya genelinde tablonun giderek ağırlaştığını ifade etti. Rapora göre 2023 yılı itibarıyla 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubunun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor. Son on yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 28 arttığı belirtilen raporda, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’inin tedavi hizmetlerine erişebildiği kaydedildi.

Yeşilay Başkanı Dinç’ten Topluma Çağrı-1

Türkiye’ye ilişkin verileri de paylaşan Dinç, 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranının yüzde 0,9 seviyesinde olduğunu, bu oranın Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaştığını söyledi. Bu tablonun, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmaları ve toplumsal farkındalığın sonucu olarak değerlendirildiğini aktardı. Buna karşın Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümlerin 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 42 artarak 427’ye yükseldiği, bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımının öne çıktığı belirtildi.

“Agresif yöntemlerle gençleri hedef alıyorlar”

Bağımlılıkların giderek daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığını ifade eden Dinç, uyuşturucu ile mücadelenin çok boyutlu bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”

“En güçlü kalkanımız önleme çalışmalarıdır”

Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yolun önleme olduğuna dikkat çeken Dinç, tedaviye erişim oranlarının düşüklüğüne işaret etti.

Yaz tatilinin yeni sokağı artık evde: Çocuklar sokaktan ekrana mı taşındı?
Yaz tatilinin yeni sokağı artık evde: Çocuklar sokaktan ekrana mı taşındı?
İçeriği Görüntüle

“Küresel tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8'i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir. Türkiye'nin bugün sahip olduğu avantajı koruyabilmesi için bilimsel temelli önleme programlarına, aile eğitimlerine ve gençleri güçlendiren çalışmalara kararlılıkla devam etmeliyiz. Her çocuğumuzun ve her gencimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe hakkı var. Bu sorumluluk hepimize aittir.”

“Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de bir umudu”

Açıklamasında umut vurgusu yapan Dinç, bağımlılığın bir kader olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücade sürdürmemiz gerekiyor. 26 Haziran Uyuşturucu ile Mücadele Günü vesilesiyle, herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyoruz.”

Kaynak: Basın Bülteni