Projenin bölgenin doğal yapısı, güvenliği ve yerel ekonomisi açısından ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Yetişkin, planlamanın kamu yararından uzak olduğunu belirtti.
Yetişkin, marina projesine ilişkin maliyet hesaplamalarından istihdam verilerine, körfez girişinde planlanan düzenlemelerden balıkçılıkla ilgili tespitlere kadar birçok başlıkta kamuoyuna çağrıda bulundu.
“25 yıllık gelir için Sığacık’tan vazgeçmeyiz”
Yeni ÇED raporunda yapılan revizyonlara dikkat çeken Yetişkin, yat bağlama kapasitesinin 270 tekneden 258 tekneye düşürüldüğünü, buna karşın karadaki bağlama kapasitesinin 80’den 250’ye çıkarıldığını ifade etti. Projede otel yapımından vazgeçildiği ve 64 metrekarelik orman alanından feragat edildiği belirtilirken, yatırımın ekonomik ömrünün 25 yıl olarak planlandığını aktardı.
İnşaat sürecinde 20, işletme döneminde ise yalnızca 13 kişiye istihdam sağlanmasının öngörüldüğünü hatırlatan Yetişkin, tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Sığacık’ın eşsiz doğasını, binlerce yıllık tarihini ve körfezimizin geleceğini sadece 13 kişilik bir istihdam vaadi için riske atıyorlar. Bu projenin, Seferihisar halkına sunduğu ‘katkı’ bu kadar. 25 yıllık ekonomik gelir hedefi için bir bu kadar az bir istihdam sayısı olamaz. Bu proje Sığacık’a iş değil, yük getirecektir. 25 yıllık gelir için binlerce yıllık tarihi balıkçı kasabası Sığacık’tan vazgeçmemizi kimse beklemesin.”
“Doğal liman maliyet düşürme aracı haline getiriliyor”
Projenin resmi bütçesinin 40,5 milyon TL olarak açıklandığını belirten Yetişkin, bu rakamın sektör verileriyle örtüşmediğini dile getirdi. 2024 yılı Turizm Tesisleri Birim Maliyet Listesi’ne göre, bu kapasitedeki bir marina yatırımının 100 milyon TL’yi aşması gerektiğini vurgulayan Yetişkin, Demre Marina örneğini hatırlattı.
Yetişkin, düşük maliyetin nedenini Sığacık’ın doğal liman yapısının kullanılmasına bağlayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Rakamlar ortada; bu yatırımın bu kadar ucuz görünmesinin tek bir sebebi var. Sığacık’ın Allah vergisi doğal liman özelliğini sermaye için bedava bir altyapı olarak kullanmak istiyorlar. Normalde milyonlarca dolar harcanarak yapılması gereken mendirekler, korunaklı alanlar zaten Sığacık’ta doğal olarak var. Para harcanmasın, maliyet düşsün diye bizim doğal zenginliğimizin heba edilmesine izin vermemliyiz.”
“Balıkçılık yok deniyor ama gerçek bambaşka”
ÇED raporunda bölgede balıkçılık faaliyetinin olmadığı yönündeki tespitlere de itiraz eden Yetişkin, Sığacık’ta yıllardır geçimini denizden sağlayan balıkçıların yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Yerel halkın öncelikli olması gerektiğini vurgulayan Yetişkin, şunları söyledi:
“Kendi balıkçımız, kendi denizcimiz teknesini bağlayacak yer bulamazken, ekmek teknesini güvene alamazken, lüks yatlar gelsin diye körfezi kapatmak vicdana sığmaz. Elbette bu yatlar için de yatırım yapılabilir, ancak bunun yerinin ve biçiminin gözden geçirilmesi gerekli. Öncelik Sığacık’ın emektar balıkçısıdır, yerel halkıdır. Halkın denizi, halkın kıyıları, lükse kurban edilmemeli. Biz Sığacık’ı ranta değil, halka ve doğaya emanet etmeye kararlıyız. Herkesi de bu konuda destek olmaya davet ediyoruz.”
“Körfez girişi daralırsa felaket büyür”
Projenin körfez girişinde yaratacağı daralmanın ciddi güvenlik riskleri doğuracağını belirten Yetişkin, İzmir depremi sırasında yaşanan tsunamiye dikkat çekti. Sığacık’ta yaşananları hatırlatan Yetişkin, planlanan düzenlemenin olası afetlerde yıkımı artıracağını ifade etti.
Yetişkin, uyarısını şu sözlerle dile getirdi:
“İzmir depreminde tsunaminin Sığacık’ı nasıl vurduğunu, suların nasıl yükseldiğini hepimiz hatırlıyoruz. Şimdi kalkıp körfezin nefes borusunu bu kadar daraltmak, olası bir felakette insanları ve tekneleri o körfeze hapsetmek demektir. Bu sadece bir çevre suçu değil, aynı zamanda can güvenliğini hiçe sayan bir proje. Bilim ‘risk var’ derken, girişi daraltmak akıl tutulmasıdır.”





