Milli Saraylar Başkanlığı bünyesindeki Yıldız Şale Köşkü Halı Restorasyon Atölyesi’nde tarihi dokumaların gelecek nesillere aktarılması amacıyla sürdürülen çalışmalar devam ediyor. Saray, kasır ve köşklerin koleksiyonlarında bulunan halı ve seccadeler, uzman ekipler tarafından aslına uygun yöntemlerle restore ediliyor.
Konservasyon çalışmaları tamamlanan 6 seccade ise sergilenmeye hazır hale getirildi. Özel panolara sabitlenen eserlerin, ait oldukları yerde ziyaretçilerle buluşturulması planlanıyor.
16’ncı yüzyıldan günümüze ulaşan eserler

Konservasyonu tamamlanan 6 seccadenin 3’ü, 16’ncı yüzyıl Safevi dönemine ait. Yün ve klaptan kullanılan tarihi dokumalar, yalnızca işçilikleriyle değil, üzerlerinde yer alan zengin hat programlarıyla da dikkat çekiyor.
Seccadelerin bordürlerinde, mihrap kemerlerinde ve kufi panolarında Kur’an-ı Kerim’den farklı ayetler yer alıyor. Eserlerin Safevi coğrafyasında üretilerek Osmanlı sarayına hediye edildiği değerlendiriliyor.
Tarihi dokumalarda ayetlerin yanı sıra dini ifadeler ve Esmaü’l-Hüsna’dan isimler de bulunuyor.
Ayetler seccadelerin dokusuna işlenmiş

Saray seccadelerinin bordür ve mihrap bölümlerinde Neml, En’am, Bakara, Nur, İhlas, Enbiya, Hud, A’raf, Haşr, Tevbe, İbrahim ve Kâfirûn surelerinden ayetler yer alıyor.
Seccadelerden birinin mihrap köşeliklerinde Esmaü’l-Hüsna’dan isimler bulunurken, mihrap bölümünde “Allahu Ekber Kebiran” ifadesi yer alıyor.
Eserler arasında 16’ncı yüzyıl Bergama üretimi, Türk düğümüyle yünden dokunan “anahtar delikli” seccade de bulunuyor. Bu seccadeler, adını ayaklık bölümündeki sekizgen motiften alıyor.
Dolmabahçe ve Beylerbeyi halıları da atölyede

Halı Restorasyon Atölyesi’nde yalnızca seccadeler üzerinde değil, farklı saraylara ait tarihi halılar üzerinde de çalışmalar yürütülüyor.
Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız saraylarının koleksiyonlarında bulunan eserler arasında Yıldız Sarayı Şale Köşkü’nün 8 numaralı odasına ait Hereke halısı, Dolmabahçe Sarayı Harem Dairesi’nde kullanılan Gördes halısı, Beylerbeyi ve Dolmabahçe saraylarına ait şal desenli halılar ile 1901 tarihli, Feshane-i Fabrika-yı Hümayun imzalı ipek halı bulunuyor.
“İğne ile kuyu kazdığımız bir iş”
Milli Saraylar bünyesinde Halı Restorasyon Atölyesi’nde görev yapan Halı Onarım Ustası Sadi Öztürk, çalışmaların uzun ve zahmetli bir süreç olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Biz Halı Restorasyon Atölyesi 2007 yılında kurulduk. 2007 yılından beri şu anda 8 kişilik halı onarım ustasıyla çalışıyoruz. Buraya hizmet ediyoruz. Millî Saraylar bünyesinde bulunan bütün kasr ve köşklerdeki, saraylardaki eserlerin restorasyon ve konservasyon çalışmalarını yapıyoruz. Bu çok uzun ve zahmetli bir süreç. Halı dokumak bile oldukça meşakkatli bir durum. Bu eserlerin restorasyonunu yapıp yeniden geriye döndürebilmek çok daha zaman alıyor, çok daha uğraş veriyor ama bir şeyler yaptıkça, ortaya çıktıkça insanı memnun eden bir yönü var. Bu yüzden de bu mesleği bir şekilde yapabiliyoruz, devam ettirebiliyoruz. Ama sabır isteyen, iğne ile kuyu kazdığımız bir iş. Şu an Milli Saraylar bünyesinde 8 arkadaşımız da burada bu süreci yürütüyoruz. Şu an atölyemizde 6 tane Topkapı Sarayı'na ait olan eser var. Bu eserlerin üç tanesi Safevi devletinde dokunmuş, saraya hediye edilmiş, 16. yüzyıla ait eserler. Üç tanesi yine Osmanlı dönemine ait eserler. Bu eserlerden bir tanesi 16. yüzyıla ait Bergama eseri, 6 tanesi Topkapı Sarayı'nın eserleri. Bunların konservasyon çalışmaları tamamlandı. Kendileri panolara, bu eserler panoya dikildi ve Topkapı Sarayı'nda ait oldukları yerde sergilenecekler. Bunun için hazırlandı”
Restorasyonda özgün renk ve desen korunuyor
Öztürk, Yıldız Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’na ait eserlerde yürütülen restorasyon çalışmalarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Yine iki tane Yıldız Sarayı için hazırlanan eserimiz var. Bu iki eserimiz ipek halı, biri Feshane'de dokunmuş, birisi Hereke Halı Fabrikası'nda dokunmuş, iki farklı ipek halımız var. Bunların da konservasyon çalışmaları tamamlandı. Bunlar da Yıldız Sarayı'nda gönderilecek ve orada sergilenecek. Onun haricinde iki tane Dolmabahçe Sarayı'ndan gelen eserimiz var. Bunlar oldukça ebat olarak büyük ölçüde eserler. Bu eserlerin mukavemeti daha dayanıklı olduğu için bu eserlere konservasyon değil, restorasyon yapılacak. Restorasyon sürecinde de esere ait tespit çalışması yapıldıktan sonra kendisine ait olan uygun iplikler seçilip, aynı dokuda, aynı kalınlıkta, bu iplikler yine halının kendi renklerine göre kazanlarda kaynatılarak boyanıyor. Bizim için en uzun, en uğraştırıcı süreç de bu boyama oluyor, o boyayı birebir tutturabilmek oluyor. İplikler de hazırlandıktan sonra, önce çözgüsü, eksik olan çözgüler tamamlanıyor, atkılar tamamlanıyor. Hasır zemin üzerine dokuma işlemi yapılarak birebir renkler ve desenler giydirilerek halının restorasyon süreci tamamlanmış oluyor. En son tesviye işlemiyle ütülenip yine halılar ait oldukları yere teslim ediliyor. Yine Yıldız Şale Köşkü'nden gelen bir eserimiz var, Beylerbeyi Sarayı'ndan gelen bir eserimiz var. Bu eserlerin de yine restorasyon çalışmaları yapılıyor. Bu eserlerde ölçü olarak yine ebat olarak büyük eserler. Bunların da restorasyon çalışmaları yapıldığı zaman, Beylerbeyi Sarayı'ndan gelen eserimiz Beylerbeyi Sarayı'na, Şale Köşkü'nden gelen eserimiz de Şale Köşkü'ne kendi ait olduğu yere, odaya serilecek ve orada sergilenecek. Bir şekilde günümüze kadar ulaşabilmiş nadide eserlerden biri”
Safevi seccadelerinde dikkat çeken ayrıntılar
16’ncı yüzyıla ait Safevi seccadelerinde yer alan dini ifadeler ve motifler de eserlerin öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor.
Öztürk, tarihi seccadelerin özelliklerini şöyle anlattı:
“Şimdi üç tane seccade 16. yüzyıla ait Safevi topraklarında dokunmuş, saraya hediye edilmiş halılar. Bu halıların üzerinde yine Bakara Suresi'nden, Nur Suresi'nden ayetler bulunuyor. Kimi eserlerin üzerinde, Hz. Ali isminin çok fazla öne çıktığını görüyoruz. Bazı eserlerde Şii şehadeti var. Eserlerin gerek dokuma olarak, incelik, kalite olarak, aslında oldukça işçiliği yüksek kaliteli eserler ve 16. yüzyıla ait, eski döneme ait eserler. Yine Topkapı Sarayı'nda kullanılmış, oraya ait, o döneme ait eserler. Bu yüzden, bu eserlerin bu yönleri öne çıkıyor. Eserler bize geldiği zaman üzerinde önce bir tespit çalışması yapıyoruz. Her esere farklı bir yaklaşımımız oluyor. Bazı eserlerin birebir orijinalini koruyoruz, konservasyon çalışması yapıyoruz. Kesinlikle bir tamamlama, yenileme işlemi yapılmıyor. Bazı eserlerimiz ise gerek mukavemet olarak, gerek dayanıklılıkları daha fazla sağlam yapıya sahip olduğu için bu eserlerde de eksik olan dokuma, yırtık ve eksik kısımlar, parçalar varsa buralarda tamamlama işlemi yapıyoruz. Yine aynı iplikleri, aynı renkleri tutturarak, aynı dokuyu tutturarak, hatta aynı deseni tutturarak birebir, atkı, çözgü ve ilmek yöntemiyle tamamlama işlemi yapıyoruz. Burada da yaptığımız işlem tamamen halının kendi orijinaline, kendi yapısına, dokusuna uygun şekilde oluyor”
Konservasyon 2 ila 4 ay sürüyor
Tarihi dokumaların bakım ve korunma süreçlerinin eserin durumuna göre farklılık gösterdiği belirtiliyor. Konservasyon çalışmalarının 2 ila 4 ay arasında tamamlandığı, restorasyon süreçlerinin ise daha uzun sürdüğü aktarılıyor.
Öztürk, sürece ilişkin şunları söyledi:
“Şu an atölyemizde 4 tane Topkapı Sarayı'na ait 16. yüzyıla ait eserler var. Topkapı Sarayı'na yapılan eserler konservasyon yapıldı. Konservasyon süreçleri de esere göre 2 ile 4 ay süresinde gerçekleşiyor. Restorasyon süreçleri çok daha uzuyor, ama konservasyon süreci daha kısa sürede gerçekleşiyor. 2 ile 4 ay arasında bir eserin konservasyonu tamamlanıyor, ama burada bir tamamlama, yenileme çalışması olmuyor. Mevcut olan eser olduğu gibi muhafaza ediliyor, korunuyor. 1-1,5 yıl restorasyonu yapılan Dolmabahçe Sarayı'na yapılan, Beylerbeyi'ne yapılan eserlerin restorasyon süreci var. 2 ile 4 ay arası bir konservasyon sürecimiz oldu ve Topkapı Sarayı'ndaki eserlerin hepsi şu an tamamlandı. Aynı şekilde sergileneceği için panolara dikildi ve bu panolarda ait oldukları yere götürülecekler ve orada sergilenecek. Ona göre hazırlandı. Topkapı Sarayı ve Yıldız Sarayı'nın eserlerinin konservasyon süreçleri tamamlandı. Bu eserler yerlerine iade edilecek, müzecilik bu işlemleri yürütüp ait oldukları yerlerde sergileyecek”
Özgün dokuya en az müdahale
Restorasyon ve konservasyon çalışmalarında tarihi dokumaların öncelikle ayrıntılı şekilde belgelenmesiyle süreç başlıyor. Yıpranan atkı ve çözgü telleri tamamlanırken, eksik ilmekler eserin özgün yapısına uygun şekilde ele alınıyor.
Saçakların yerleştirilmesinin ardından tesviye ve ütü işlemleri uygulanıyor. 2007 yılından bu yana faaliyet gösteren atölyede görev yapan 8 halı onarım ustası, saray koleksiyonlarındaki tarihi dokumaların korunması için çalışmalarını sürdürüyor.





