Alışveriş yapmak kısa süreli haz ve rahatlama sağlasa da kontrolsüz hâle geldiğinde kişinin yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, alışveriş bağımlılığının genellikle ergenlik sonu ile 20’li yaşların başında ortaya çıktığını belirterek davranışın altında yatan etkenlerin fark edilmesinin önemine dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, alışveriş bağımlılığının belirtileri, ilişkili olabileceği psikolojik sorunlar ve tedavi süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.
İhtiyaç dışı alışveriş bağımlılığa dönüşebilir
Alışverişin günlük yaşamın olağan bir parçası olduğunu belirten Aytop, ihtiyaç olmadığı hâlde anlık istek ve haz duygusuyla tekrarlanan satın alma davranışının bağımlılık boyutuna ulaşabileceğini ifade etti.
Bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan bir hastalık olduğunu hatırlatan Aytop, kişinin olumsuz sonuçlara rağmen davranışını sürdürmesinin ve kontrolünü kaybetmesinin bağımlılığın temel özellikleri arasında yer aldığını söyledi.
Alışveriş bağımlılığının yüzyıllar önce tanımlandığını ve “oniomani” olarak adlandırıldığını aktaran Aytop, araştırmaların bu durumun çoğunlukla başka psikolojik bozukluklarla da ilişkili olabileceğini gösterdiğini belirtti.
Kontrolsüz alışveriş başka psikolojik sorunlarla ilişkili olabilir
Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, depresyonun alışveriş bağımlılığıyla sık ilişkilendirilen psikolojik bozukluklardan biri olduğunu ifade etti. Depresyonun bağımlılık davranışlarının ortaya çıkmasına veya devam etmesine katkıda bulunabileceğini belirten Aytop, kontrolsüz alışverişin yol açtığı psikolojik, sosyal ve maddi sorunların da depresyonla ilişkili riskleri artırabileceğini kaydetti.
Aytop, anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları, bipolar bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun da kontrolsüz alışveriş davranışıyla ilişkili olabileceğini dile getirdi. Diğer bağımlılık türlerine yatkınlığın da bu davranışı kolaylaştırabileceğini belirtti.
Alışveriş sonrası pişmanlık ve suçluluk görülebiliyor
Normal alışverişte kişinin ihtiyaçlarını karşılamak veya planlı harcama yapmak amacıyla hareket ettiğini belirten Aytop, bu süreçte bütçe ve harcama sıklığının kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Bu tür alışverişlerde satın alma sonrasında pişmanlığın nadiren görüldüğünü ifade etti.
Alışveriş bağımlılığında ise satın alma davranışının ihtiyaçtan bağımsız ve plansız biçimde gerçekleşebildiğine dikkat çeken Aytop, kişilerin harcamalarını yakınlarından gizleyebildiğini belirtti. Maddi sıkıntı yaşasalar bile kendilerini varlıklı göstermeye çalışabileceklerini aktaran Aytop, alışverişin hobilerin ve sosyal etkinliklerin önüne geçebildiğini kaydetti.
Aytop, alışverişin kısa süreli haz ve rahatlama sağlamasına rağmen sonrasında pişmanlık ve suçluluk duygularına neden olabileceğini, kişinin benlik algısını, öz değerini ve öz saygısını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Alışveriş bağımlılığı hangi yaşlarda başlıyor?
Kompulsif satın alma davranışının genellikle ergenlik sonu ile 20’li yaşların başında ortaya çıktığını belirten Aytop, bazı araştırmalarda başlangıç yaşının 30’lu yaşlara kadar uzayabildiğinin görüldüğünü söyledi.
Davranışsal bağımlılıklara yönelik araştırmalarda kadınların sosyal medya, yemek ve alışveriş bağımlılığına; erkeklerin ise oyun, seks ve kumar bağımlılığına daha yatkın olduğunun belirtildiğini aktaran Aytop, bu konudaki araştırmaların sınırlı olduğuna dikkat çekti. Kadınlara ve erkeklere yüklenen sosyal rollerin alışveriş davranışı üzerindeki etkilerinin de yeterince incelenmediğini ifade etti.
Alışveriş öncesi ve sonrası duygulara dikkat
Alışveriş davranışını gözlemlemenin, bağımlılığı tetikleyen etkenlerin anlaşılmasına yardımcı olabileceğini belirten Aytop, alışveriş sürecinin öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşananların kaydedilmesini önerdi.
Aytop, bu yöntemin kişinin olayları, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını daha objektif değerlendirmesini sağlayabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Alışverişi ‘öncesi’, ‘sırası’ ve ‘sonrası’ olarak ayırıp, her aşamadaki olay, duygu, düşünce ve davranışları kaydetmek, bireyin kendi davranışını objektif olarak gözlemlemesini sağlar. Bu sayede kompulsif alışverişi tetikleyen ve sürdüren faktörler ile bu davranışın yol açabileceği psikososyal ve ekonomik etkiler fark edilebilir.”
Psikoterapiyle kontrol yeniden kazanılabilir
Alışveriş bağımlılığının tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını farklı yönlerden olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan Aytop, zaman içinde fiziksel, psikolojik, sosyal ve finansal sorunların ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu süreçte psikolojik ve gerektiğinde psikiyatrik destek alınmasının iyileşme açısından önemli olduğunu belirtti.
Psikoterapinin kişinin alışveriş bağımlılığıyla bağlantılı düşünce, duygu ve davranışlarını anlamasına yardımcı olabileceğini ifade eden Aytop, bu süreçte daha sağlıklı başa çıkma becerilerinin geliştirilebileceğini kaydetti. Kişinin güçlü yönlerini fark etmesinin ve bunları bilinçli biçimde kullanmasının yaşamının kontrolünü yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Aytop, psikoterapiyle kalıcı değişimlerin temelinin oluşturulabileceğini dile getirdi.




