Uzmanlar, özellikle bir buçuk yaşında hiç kelime kullanmayan, ismine tepki vermeyen veya göz teması kurmayan çocuklar için “Biraz daha bekleyelim” yaklaşımından kaçınılması gerektiği konusunda aileleri uyarıyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Seçil Aydın Oral, çocuklarda dil ve konuşma gelişimine ilişkin yaygın yanlış inanışları değerlendirerek ailelerin dikkat etmesi gereken belirtileri ve günlük yaşamda uygulayabilecekleri destekleyici yöntemleri anlattı.
Erkek çocukların geç konuşması normal kabul edilmemeli
“Erkek çocuk geç konuşur” düşüncesinin aileler arasında yaygın olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, geç konuşmanın erkek çocuklarda biraz daha sık görülmesinin değerlendirmeyi ertelemek için gerekçe olamayacağını söyledi.
Geç konuşma riski ile çocuğun ilerleyen dönemde yaşıtlarını yakalama ihtimalinin birbirinden farklı konular olduğunu vurgulayan Oral, erkek olmanın konuşma gecikmesini normal hâle getirmediğini ifade etti. İki yaşında görülen dil güçlüklerinin önemli bir bölümünün okul öncesi yıllarda da devam edebildiğine dikkat çeken Oral, “Nasıl olsa konuşur” düşüncesiyle beklemenin değerlendirme ve müdahaleyi geciktirebileceğini belirtti.
“Babası da geç konuşmuştu” düşüncesine dikkat
Ailelerde sık karşılaşılan “Babası da geç konuşmuştu”, “Kreşe başlayınca konuşur” ve “Bir gün dili açılır” gibi düşüncelerin aileleri rahatlatabildiğini ancak değerlendirme için yeterli gerekçe oluşturmadığını belirten Oral, aile öyküsünün de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Ailede geç konuşma öyküsünün risk artışına işaret edebileceğini kaydeden Oral, kreş ortamının çocuğa oyun ve iletişim fırsatları sunmasına rağmen bir dil sorununu kendiliğinden çözmeyebileceğini ifade etti. Geç konuşan çocukların bir kısmının zamanla yaşıtlarına yetişebildiğini, bir kısmının ise güçlük yaşamaya devam ettiğini belirten Oral, hangi çocukların desteğe ihtiyaç duyduğunun başlangıçta her zaman kolay anlaşılamadığını vurguladı.
Konuşma gecikmesinin nedeni yalnızca dil bağı değil
Çocuğun konuşmamasının doğrudan dil bağıyla açıklanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, dil bağının dil hareketlerini kısıtlayabilen yapısal bir farklılık olduğunu söyledi.
Dil bağının kelime öğrenme ve cümle kurma becerilerini sağlayan dil gelişimini geciktirdiğine ilişkin kanıt bulunmadığını aktaran Oral, dil bağının bilinen etkileri arasında bebeklerde emzirme ve beslenme güçlüklerinin yer aldığını ifade etti. Konuşma gecikmesi yaşayan çocuklarda dil bağının tek başına neden olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Oral, ihtiyaç duyulması hâlinde dil ve konuşma terapisti ile kulak burun boğaz uzmanının birlikte değerlendirme yapabileceğini kaydetti.
Bir buçuk yaşında hiç kelime kullanmıyorsa beklemeyin
Çocukların dil gelişiminde bir yaş civarında anlamlı bir veya iki kelimenin, iki yaş civarında ise kelime dağarcığında artışın ve iki kelimelik ifadelerin beklendiğini belirten Oral, bazı belirtilerin değerlendirme gerektirdiğini söyledi.
Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, bir yaşında ismine tepki vermeyen, bir buçuk yaşında hiç kelime kullanmayan, göz teması kurmayan veya seslere tepki vermeyen çocuklar için bir dil ve konuşma terapistine başvurulması gerektiğini ifade etti.
Dil gelişiminin yalnızca çocuğun söylediği kelimelerin sayısıyla değerlendirilmediğini vurgulayan Oral, çocuğun söylenenleri anlama becerisinin, iletişim kurma isteğinin ve sosyal ilgisinin de önemli olduğunu belirtti.
Her şeyi anlaması konuşma sorunu olmadığı anlamına gelmiyor
Çocuğun söylenenleri anlamasının, dil gelişiminde sorun bulunmadığını tek başına göstermediğini kaydeden Oral, dilin hem anlama hem de kendini ifade etme boyutu olduğunu söyledi.
Anlama becerisinin iyi olmasının olumlu bir gösterge olduğunu belirten Oral, bazı çocukların cümleleri anlamakta da zorlanabildiğini ve bunun daha kalıcı bir dil sorununun işareti olabileceğini ifade etti. Bu nedenle değerlendirme sırasında anlama becerisinin ayrıca ele alınması gerektiğini vurguladı.
İşaretlerle anlatmak konuşmanın yerini tutmuyor
Çocuğun isteklerini işaretlerle anlatmasının olumlu bir bulgu olduğunu belirten Oral, özellikle parmakla göstermenin ilerideki kelime dağarcığı hakkında bilgi verebildiğini aktardı.
Dil gelişiminde gecikme yaşayan çocukların yaşıtlarına göre daha az jest kullanabildiğini belirten Oral, işaretlerin desteklenmesi ve kelimelerle ilişkilendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocuk hiç konuşmuyorsa yalnızca jestlerle iletişim kurmasını yeterli görmemek ve uzman değerlendirmesine başvurmak gerektiğini kaydetti.
Ekran süresi konuşma fırsatlarını azaltabiliyor
“Çizgi film izlerse konuşmayı öğrenir” düşüncesini de değerlendiren Oral, gözlemsel çalışmaların ekran süresi arttıkça çocuklarla yetişkinler arasındaki konuşmanın azalabildiğini gösterdiğini belirtti.
Burada önemli noktanın ekranın kendisinden çok, ekran kullanımının karşılıklı konuşma fırsatlarının yerini alması olduğunu ifade eden Oral, söz konusu çalışmaların ilişki gösterdiğini ancak kesin bir neden-sonuç bağlantısını kanıtlamadığını söyledi. Özellikle yemek sırasında televizyonun sürekli açık olmasının dikkat edilmesi gereken bir durum olduğunu kaydetti.
İki dillilik konuşma gecikmesinin gerekçesi olmamalı
İki dilli çocukların dil becerilerinin her iki dil birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Oral, yalnızca bir dil üzerinden yapılan değerlendirmelerde ortaya çıkan farklılıkların doğrudan bir dil bozukluğu anlamına gelmediğini ifade etti.
Çocuğun bildiği kelimelerin iki dilde birlikte ele alınmasının önemine dikkat çeken Oral, iki dilliliğin konuşma gecikmesini açıklamak için tek başına yeterli bir gerekçe olmadığını vurguladı. Değerlendirme sırasında her iki dilin ve ekran kullanımının birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Aileler günlük yaşamda dil gelişimini destekleyebilir
Ebeveynlerin günlük iletişim sırasında uygulayabilecekleri yöntemlerin çocukların dil gelişimine katkı sağlayabildiğini belirten Oral, ailelere çocukları sürekli konuşmaya zorlamak yerine doğal iletişim fırsatları oluşturmalarını önerdi.
Oral, ailelerin çocuklarının yaptıklarını sözlü olarak anlatmalarını, soru sorduktan sonra cevap vermeleri için beklemelerini ve çocuklarının çıkardığı sesleri veya söylediği kelimeleri biraz genişleterek tekrar etmelerini tavsiye etti. Birlikte kitap okumanın ve ekranı birlikte izleyerek içerik hakkında konuşmanın da destekleyici olabileceğini belirten Oral, aile desteğinin önemli olduğunu ancak bazı çocuklarda dil ve konuşma terapisti desteğine de ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.





