Etkinlikte konuklara İzmir mutfağının zengin örnekleri sunulurken, Gazeteci Nedim Atilla’nın İzmir Levanten Mutfağı ve Kültürü konulu konuşması geceye renk kattı.

Badem Restoran’dan 'İzmir Kent Mutfağı' Projesine Kokteylli Tanıtım (6)

Gecenin açılış konuşmasını yapan Badem Restoran ve projenin sahibi Gökhan Dökmeoğlu, İzmir mutfağına olan ilgisini dile getirerek, projeye ilk kez Tepekule Kongre Merkezi’nde açtıkları Şehir Kulübü üzerinden başladıklarını söyledi. Dökmeoğlu, “Çok ilgi çekti ve uzun yıllar sürdü. Burada, yani Badem Restoran’da da zaten İzmir mutfağı ile ilgili şeyler yapıyorum hatta yediğiniz ürünlerin hepsi İzmir mutfağı ile alakalı. Kokteylleri de artık Fransız mutfağından şuradan buradan şeylerle ilişkilendirmiyoruz, direkt kendi mutfağımızdan çok lezzetli ürünlerinin yer aldığı kokteylleri yapıyoruz. Oluşturduğumuz proje için hazırladığımız küçücük mutfakta hemen her hafta bir İzmir mutfağı ürünü yapacağız ve yaptığımız ürünleri de kayıt altına alacağız. Tabii ki Nedim ağabey de desteğini esirgemeyecek” dedi.

“Çok büyük bir mirasın üzerinde oturuyoruz”

Badem Restoran’dan 'İzmir Kent Mutfağı' Projesine Kokteylli Tanıtım (1)

Başkan Balkan’dan net mesaj
Başkan Balkan’dan net mesaj
İçeriği Görüntüle

Slowfood hareketinin Türkiye’deki kurucularından, Chaîne des Rôtisseurs başkan yardımcısı ve gazeteci Nedim Atilla, İzmir mutfağının kökenini tarih, coğrafya ve sosyolojik dokuda aramanın kolay olmadığını ifade ederek, “Ancak çok büyük bir mirasın üzerinde oturuyoruz” dedi. Atilla, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan birkaç zaman önce biliyorsunuz Paleolitik mutfak ortaya çıktı. Bizim evlerimizde mutfakta o Paleolitik izler hâlâ yaşıyor. Göbeklitepe’den başlayarak bütün neolitik hayatın izlerine ulaşan fikirler ortaya atıldı ve yaşıyor. Dünyanın bilinen en eski zeytinyağı üretimi burada. Bundan daha eskisi var mı şu anda bilmiyoruz ama en eskisi Urla’da. Dünyanın en eski şarap üretimi de bu coğrafyada. Sonra bakıyoruz, çok ciddi Roma mutfağı örneklerini görüyoruz.”

Atilla, mesleğinin gazetecilik olmasına rağmen mutfağın hep bilimsel araştırma tarafında olduğunu, sanat tarihi ve iletişim sosyolojisi üzerine master eğitimi sayesinde mutfağın bilimsel yönüne de bakma fırsatı bulduğunu belirtti. İzmir mutfağındaki göç etkilerine de değinen Atilla, şunları söyledi:

“İzmir’deki zengin mirasın içinde herhalde günlerce anlatılacak hikâyeler var. İzmir mutfağının temelinde göç çok belirgin. 1490’larda, 1500’lerde, 1510’lardan ilk gelen Seferadlar, 17. yüzyılda gelmeye başlayan Levantenler, Osmanlı’nın küçülmesiyle beraber Balkan göçleri, ardından Mübadele, sonra Amerikalılar. İzmir mutfağında da etkisi çok olmuştur Amerikalılar’ın. Cinciro diye gelen içecek Cincibir gazozu olmuş. Cincibir, Sunalko içen var mı aranızda?
Sonra Kürtler geldi, Mardinliler geldi İzmir’e. Onlarla beraber bir şeyler geldi. Türkiye’ye İzmir midyesi diye Mardinli arkadaşlarımızın yaydığı kültür belirdi. Nasıl oldu? Hayatlarında midye görmemiş insanlar da nasıl oldu da İzmir midyesinin mimarı oldu. Son zamanda da Suriyeli mutfağı açılıyor İzmir’de.”

Badem Restoran’dan 'İzmir Kent Mutfağı' Projesine Kokteylli Tanıtım (5)

Konuşmanın ardından Deniz Levreği, Şef Umut Kaya tarafından pişirilerek konuklara ikram edildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ