Süreçte zaman zaman yaşanan çaresizlik hissi ve madde kullanımına yönelik isteklerin, tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmediği ifade ediliyor.
Üsküdar Üniversitesi bünyesindeki NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılıkla mücadele sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çetin, ailelerin sağlıklı iletişim kurmasının ve yakınlarını doğru şekilde gözlemlemesinin erken farkındalık açısından kritik önem taşıdığını belirterek, günlük yaşamda ortaya çıkan değişimlerin bağımlılığın en önemli işaretleri arasında yer aldığını söyledi.
“Bağımlılıkla mücadelede ilk adım, tedavinin mümkün olduğuna inanmak”
Bağımlılıkla mücadelede dikkat edilmesi gereken önemli noktalar olduğunu ifade eden Çetin, öncelikle bağımlılığın zorlayıcı bir hastalık olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Sürecin zaman zaman kişiye çözümsüz ve aşılması imkânsız gibi görünebileceğini kaydeden Çetin, şu ifadeleri kullandı:
“Ancak en önemli nokta, bağımlılığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmektir. Kişi tedavinin mümkün olduğunu fark ettiğinde yardım arayışına girebilir ve uygun tedavi sürecine dahil olarak bağımlılıkla daha etkili şekilde mücadele edebilir.”
“İstek duymak tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez”
Tedavi sürecinde kişinin zaman zaman çaresizlik hissedebileceğini aktaran Çetin, bu duyguların paylaşılmasının önemine dikkat çekti.
Şöyle konuştu:
“Böyle dönemlerde yaşadığı duyguları yakınlarıyla ve tedavi ekibiyle paylaşması büyük önem taşır. Hangi zorluklarla karşılaştığını ve neden böyle hissettiğini ifade edebilmesi, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.”
Çetin, tedavi sırasında madde ya da alkol kullanımına yönelik isteklerin ortaya çıkabileceğini ancak bunun her şeyin kötüye gittiği anlamına gelmediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Tedavi devam ederken madde ya da alkol kullanımına yönelik isteklerin ortaya çıkması da mümkündür. Ancak bu durum her şeyin kötüye gittiği anlamına gelmez. İstekle baş etmek ve bu süreçte yaşanan zorlukları hem tıbbi tedavi hem de psikoterapi desteğiyle yönetmek mümkündür. Bu nedenle kişinin umudunu kaybetmemesi gerekir.”
“Bağımlılıkla mücadelede en güçlü araç sağlıklı iletişim”
Ailelerin de süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirten Çetin, sağlıklı iletişimin en kritik unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Bağımlılık riski taşıyan ya da tedavi sürecinde olan bireylerle açık ve güvene dayalı iletişim kurulmasının, sorunların erken fark edilmesini sağlayabileceğini ifade etti.
Günlük yaşam değişimleri önemli ipuçları veriyor
Gözlemin de sürecin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Çetin, bunun kişiyi takip etmek ya da kontrol etmek anlamına gelmediğini belirtti.
Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Günlük yaşamında neler yaşadığı, ruh halinin nasıl olduğu, riskli davranışlar gösterip göstermediği ve sosyal hayatında belirgin değişiklikler olup olmadığı gözlemlenmeli. Ayrıca fizyolojik değişiklikler de dikkate alınmalı. Uyku düzenindeki bozulmalar, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve son haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkan açıklanamayan kilo kaybı veya kilo artışı, üzerinde durulması gereken önemli belirtiler arasında yer alır.”



