Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Suyumuz-Yaşanabilir ve Dayanıklı Şehirler” başlıklı uluslararası konferansta ilçede yürütülen çalışmaları anlattı. Kentsel dönüşümden su yönetimine, yağmur bahçelerinden dijital ikiz projesine kadar çeşitli uygulamalara değinen Mutlu, iklim krizine karşı dirençli ve yaşanabilir kentler oluşturmanın önemini vurguladı.
Goethe-Institut İzmir, Bremen Özgür Hansa Şehri İnşaat, Mobilite ve Kentsel Gelişim Senatörlüğü ile Ege Üniversitesi ortaklığında düzenlenen konferansa katılan Mutlu, açılış konuşmalarının ardından “Yaşanabilir ve Dirençli Kentlerin Tasarımı” başlıklı panelde konuştu.
İklim kriziyle mücadelede somut adımlar

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Ahmet Arslan Konferans Salonu’nda düzenlenen program, açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmacılar arasında Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun yanı sıra Bremen Özgür Hansa Şehri İnşaat, Mobilite ve Kentsel Gelişim Senatörü Özlem Ünsal, Almanya Federal Cumhuriyeti İzmir Başkonsolosu Dr. Kathrin Misera-Lang, Goethe-Institut İzmir Müdürü Dr. Anne Schönhagen, Türk-Alman Kültür İşleri Kurulu Derneği’nden Prof. Dr. Faruk Yücel ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Selami Fedakar da yer aldı.
İklim değişikliğinin küresel ölçekte önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Mutlu, Konak Belediyesi olarak su kaynaklarını korumak ve iklim krizine karşı dayanıklılığı artırmak amacıyla çeşitli uygulamalar gerçekleştirdiklerini belirtti.
Mutlu, çalışmalarını şu sözlerle anlattı:
“Bugün kentlerimizin ve geleceğimizin en hayati konularından birini konuşmak için buradayız. İklim değişikliği kuşkusuz sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın gündeminde olan en önemli konuların başında geliyor. Konak Belediyesi olarak bizler bu hayati mesele karşısında sahadaki çalışmalarımızla somut adımlar atıyoruz. Kurakçıl peyzaj uygulamaları, az su tüketen bitki türleri, gri su uygulaması, akıllı su sistemleri, yağmur bahçelerinin oluşturulması gibi pek çok konuda doğru noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Hem suyumuza sahip çıkmak hem iklim krizine karşı yaşanabilir ve dirençli bir kent yaratmak adına kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz”
Dijital ikiz projesine dikkat çekti

Kentsel dayanıklılığın farklı kurumların iş birliğiyle sağlanabileceğini belirten Mutlu, merkezi idare, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Uluslararası iş birliklerinin önemini de vurgulayan Mutlu, Bremen ile yürütülen Dijital İkiz Projesi’nin teknoloji ve verinin kentsel dayanıklılık çalışmalarında kullanılmasına yönelik bir örnek olduğunu söyledi.
Mutlu, konferansta kurulacak diyalog ortamının iş birliğini geliştirmesini ve iyi uygulamaların farklı kentlere örnek olmasını önemsediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün tam da bunu yapan bu zirvede ortaya konacak iradeyi ve çıkacak sonuçları çok önemsiyorum. Biz bu bütüncül yaklaşımı uluslararası ortaklarımızla da pekiştiriyoruz. Bremen’le yürüttüğümüz Dijital İkiz Projesi iş birliğimiz teknoloji ve veriyi kentsel dayanıklılığın hizmetine sunma konusundaki kararlılığımızın somut bir örneği. Bugün burada diyalog masasının kurulması, bu güçlü iş birliğini bir adım öteye taşımak ve iyi uygulamaların diğer kentlere de ilham olması en büyük isteğimiz”
“Kentsel dönüşüm yalnızca binaları yenilemek değil”

Konferans kapsamında düzenlenen “Yaşanabilir ve Dirençli Kentlerin Tasarımı” panelinde Konak’ın farklı bölgelerindeki kentsel yapılaşma ve ihtiyaçlara değinen Mutlu, planlama çalışmalarında bilimsel yaklaşımın ve ortak aklın esas alındığını dile getirdi.
Mimar olduğunu hatırlatan Mutlu, kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesiyle sınırlı olmadığını, doğal afetlere ve çevresel risklere karşı hazırlıklı yaşam alanları oluşturmanın da önemli olduğunu belirtti.

Konak’ın farklı kentsel dokularına dikkat çeken Mutlu, su kaynaklarının korunmasına yönelik hedeflerini şöyle anlattı:
“Konak, bir yanda Kordon’u, Güzelyalı’yı, Alsancak’ı içinde barındıran, bir yanda da kaçak yapılaşmış kent dokusunun olduğu bir ilçe. Ben mimarım. Dolayısıyla aldığımız eğitimle örtüşen, günümüz ihtiyaçlarına yanıt veren yaşam alanları oluşturmak istiyoruz. Bunun içinde elbette her türlü felakete ve doğa olayına hazır dirençli bir kent yaratmak da var. Birkaç yıl önce İzmir’de ağır bir kuraklık yaşadık. Bu deneyimi unutmadan suyu dikkatli kullanan, yağmur bahçeleriyle suyu yöneten, yağmur suyunu depolayan ve gri su sistemleriyle yapılarda yeniden kullanan bir kent hedefliyoruz. Peyzaj alanlarımızda yağmur bahçeleri oluşturuyoruz. Yaptığımız her kaldırımda ve her sokak düzenlemesinde, ağaçların olmasına özen gösteriyoruz.”




