İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gaziantep’te düzenlenen “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programında iklim kriziyle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karbon emisyonlarının azaltılması ve kentlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğini belirten Tugay, yerel yönetimlerin gerçekçi ve katılımcı eylem planları hazırlamasına dikkat çekti. Tugay, iklim kriziyle mücadelede önceliğin verimlilik olması gerektiğini söyledi.

Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), Birleşmiş Milletler, Sıfır Atık Vakfı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve UCLG-MEWA iş birliğiyle düzenlenen program, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı da olan Tugay, Üst Düzey Belediye Başkanları Oturumu’nda “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” başlıklı konuşma yaptı.

“Karbon emisyonunu azaltmalı ve dirençli şehirler oluşturmalıyız”

26.10.2026 3Db29984 8B81 4D50 93D5 Cbbf48274D52

Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin VAR hakemi belli oldu!
Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin VAR hakemi belli oldu!
İçeriği Görüntüle

İklim kriziyle mücadelede emisyonların azaltılması ve şehirlerin mevcut koşullara uyum sağlamasının iki temel görev olduğunu belirten Tugay, iklim krizinin etkilerinin uzun yıllar devam edebileceğini ifade etti.

Tugay, “Biri karbon emisyonunu azaltma, ikincisi iklim krizi kaynaklı problemlere karşı şehirlerimizin uyumunu sağlamak ya da başka bir anlamıyla dirençli şehirler oluşturmak. Karbon emisyonunu azaltmak için bir şeyler yapmamız lazım ama bir de yaşadığımız çok fazla sorun var; bunlarla ilgili de bir adaptasyon programımızın olması lazım. Bugün sihirli bir değneğimiz olsa ve karbon emisyonunu sıfırlasak bile mevcut karbonun ve onun sebep olduğu ısınmanın etkilerinin geri dönmesi için kimileri 30, kimileri 50 yıl gerektiğini söylüyor. Ben 59 yaşındayım. Bu, benim için iklim krizinin bitme ihtimali yok demektir. Bizim gibi yaşlarda olan herkes için aynı durum geçerli. Biz artık bu şartlarda yaşamayı öğrenmek ve gerekeni yapmak zorundayız” diye konuştu.

Gerçekçi iklim eylem planları çağrısı

26.10.2026 9E3779Fd Bfac 4Dc7 Afca 5A4640A56766

İklim krizinin fosil yakıt kullanımı, aşırı tüketim ve atıkların doğru yönetilememesiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Tugay, yerel yönetimlerin hem emisyonları azaltmaya hem de kentleri iklim krizinin etkilerine hazırlamaya yönelik çalışmalar yürütmesi gerektiğini söyledi.
Tugay, “Fosil yakıtların kullanımıyla beraber 150 yılda dünya bu hale geldi ve bundan biz sorumluyuz. Aşırı tüketerek de ürettiğimiz atığı doğru yönetemeyerek de biz sorumluyuz. Madem bu dünyayı biz bu hale getirdik, bizden sonraki nesiller ve dünyadaki tüm canlılar için mutlaka karbon emisyonu azaltım programlarını uygulamalıyız. Ancak yerel yöneticilerin daha öncelikli görevi; şehirleri, insanları, doğayı mevcut şartlarıyla iklim krizinin etkilerine hazırlamak ve adaptasyon programı uygulamaktır. Ne durumda olduğumuzu net görmeliyiz, mutlaka gerçekçi eylem planlarımız olmalı. Sürdürülebilir enerji iklim eylem planları, yeşil şehir eylem planları, ulaşım planları gibi tüm çalışmalara içselleştirilerek başlanması gerektiğini düşünüyorum. Bunların mutlaka katılımcı süreçlerle hazırlanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“İklim, bir kültür konusudur”

26.10.2026 Ddb5D4Cb 914D 4Be4 Bf09 506Dd7Ea7B9E

İklim kriziyle mücadelenin yalnızca mevzuat düzenlemeleri ve finansmanla sınırlı olmadığını belirten Tugay, toplumun tüm kesimlerinin sürece katılması gerektiğini vurguladı. İnsanların yanı sıra sivil toplum kuruluşları, özel sektör, üniversiteler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve merkezi hükümetin de bu kültürün oluşmasında rol oynadığını ifade etti.

Tugay, “Her bir insanımıza düşen görevler var ama bu işi yönetenlere de düşen önemli görevler var. Sadece yönetenlerin vereceği kararlarla bunların düzeleceğini düşünmek de gerçekçi değil. Vatandaşların aktif olarak parçası olduğu çalışmalar yapmamız gerekiyor" dedi.

İklim yatırımlarında verimlilik vurgusu

İklim kriziyle mücadelede su, gıda ve enerji başlıklarının öncelikli ele alınması gerektiğini söyleyen Tugay, altyapı yatırımlarında fizibilite ve yatırım-fayda dengesinin gözetilmesine dikkat çekti.

2040 yılına kadar dünyada yapılması gereken altyapı yatırımlarının toplam 106 trilyon dolara ulaşacağının ifade edildiğini aktaran Tugay, İzmir’in karbon nötr hedefi için yapılan hesaplamada 20 milyar dolarlık bir tutarın ortaya çıktığını belirtti.

Tugay, “Yatırım için, projeler için paraya ihtiyaç var; doğru. 2040’a kadar dünyada yapılması gereken altyapı yatırımları için toplam 106 trilyon dolar gerektiği söyleniyor. Biz de İzmir’de karbon nötr olmamız için bir hesap yaptık ve 20 milyar dolar çıktı. Bunlar çok büyük paralar. Kimsenin bunun altından kalkabilmesi mümkün değil. Yerel yöneticilere düşen sorumluluk, projelerimizi önceliklendirirken fizibilitesini, verimliliğini, yatırım-fayda dengesini çok iyi gözeterek yapmak. Yatırım bankaları büyük ölçekli projelere finansman sağlama eğiliminde. Oysa yerel yönetimlerin çoğu da küçük veya orta ölçekli projeler hazırlama eğiliminde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İLBANK’ın SURFF adlı Türkiye’de çok yeni bir girişimi, platformu var. Burada hem yerel yönetimlere proje hazırlamada destek olunacak hem de ülkeler platformuyla yatırım bankalarının doğru şekilde görmesi sağlanacak. Bu, yerel yöneticiler için bence çok önemli bir fırsat” dedi.

“Sihirli kelime: Verimlilik”

26.10.2026 Eaea01F0 23B7 43Ea 8D14 697D628Db5F5

Enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasının önemine değinen Tugay, yerel yönetimlerin sanayiciler ve çiftçilerle iş birliği yapması gerektiğini söyledi. Enerji verimliliği konusunda sanayi sektörüne, suyun verimli kullanımı konusunda ise tarımsal üreticilere yönelik çalışmaların önemini vurguladı.
Tugay, “Bizler yeni enerji yatırımları ya da su yatırımları için kaynak arıyoruz ama ben sihirli kelimenin ‘verimlilik’ olduğunu düşünüyorum. Yerel yönetimlerin önce kendi kurumlarıyla ve şehirdeki tüm ilgili kurumlarla beraber enerji verimliliği üzerine çalışması lazım. Enerjiyi en fazla tüketenler sanayicilerdir ve sanayicilerle oturulması lazım, sanayicilerle enerji verimliliği konusunda çalışılması lazım. Su verimliliği konusunda da mutlaka çiftçilerle çalışılması lazım. Biz bu konuda İzmir’de çok yoğun çaba gösteriyoruz. Çiftçilerimizin daha iyi sulama teknikleriyle daha verimli su kullanımlarını sağlamak için çok fazla destek sağlıyoruz. Yerel yönetimlerin enerji ve su verimliliğinin mutlaka yoğun çalışması gerekiyor. SURFF ile beraber yapması gerekiyor ve mutlaka katılımcı bir yönetim anlayışıyla yapması gerekiyor. İzmir’de her ilçede ayrı bir vatandaş meclisi ve onlardan da bir il vatandaş meclisi oluşturduk. Gençlik meclisi, kadın meclisi var ve bunlar sadece iklim için… Buraların çok olumlu sonuçları olacağına inanıyorum.”

Kuraklık ve aşırı sıcaklıklar öne çıkıyor

İklim krizinin etkilerinin kuraklık, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları ve hava kirliliği gibi sorunlarla hissedildiğini belirten Tugay, bu süreçte tarımla uğraşanların ve kentlerde yaşayanların çeşitli zorluklarla karşılaştığını dile getirdi. Aşırı sıcaklıkların toplum sağlığı üzerindeki etkilerine ve artan stresin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Tugay, “İşin ciddiyetinin ne olduğuna dair sonuçları aslında herkes yaşıyor. Kuraklık en ağır ve keskin problemlerden biri. Sıcaklık dalgaları ile beraber yaşanan büyük orman yangınları var. Tarım yapan insanlar anormal iklim şartlarından dolayı aşırı stres altında. Şehirdeki insanlar da iklim krizinin dolaylı etkilerini yaşıyor. Özellikle Orta Avrupa, hayatında görmediği kadar aşırı sıcak hava dalgalarını gördü. O kadar hazırlıksızlardı ki klima sistemleri yeterli değildi. Tam rakamı hiç kimse bilmiyor ama çok sayıda insan aşırı sıcak hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı şey dünyanın her tarafında yaşanıyor. Hava kirliliğini de bununla bağlantılandırabiliriz. Toplumun artan stresini de kesinlikle küçümsememek gerekir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Basın Bülteni