Yaşlılık, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak değerlendirilmiyor. Bu süreçte bireylerin yaşamlarını, rollerini, ilişkilerini ve kendilik algılarını yeniden değerlendirebildiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, ailelerin yaşlı yakınlarına destek olurken onların yapabildikleri işleri ellerinden almaması gerektiğini belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü kapsamında yaşlı bireylerin bağımsızlık, karar verme ve sosyal yaşama katılım haklarının korunmasının psikolojik iyi oluş açısından önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Merdiven çıkarken tıkanıyorsanız dikkat!
Merdiven çıkarken tıkanıyorsanız dikkat!
İçeriği Görüntüle

Yaşlılık, psikolojik değişimleri de beraberinde getiriyor

Yaşlanmanın yalnızca fiziksel değişimlerle sınırlı olmadığını belirten Tunçel, bu dönemde kişinin yaşamını, rollerini, ilişkilerini ve kendilik algısını yeniden değerlendirdiğini söyledi.

Emeklilik, eş veya arkadaş kaybı, çocukların evden ayrılması, fiziksel kapasitedeki değişimler ve günlük yaşamda desteğe ihtiyaç duyulmasının kişinin psikolojik dünyasını etkileyebileceğini ifade eden Tunçel, “Bu dönemde kişi, ‘artık eskisi kadar yapamıyorum’, ‘hayatımdaki rolüm değişti’ veya ‘başkalarına yük oluyorum’ gibi düşünceler geliştirebilir. Özellikle kayıpların arttığı ve sosyal çevrenin daraldığı durumlarda yalnızlık, üzüntü, kaygı, değersizlik ve çaresizlik duyguları görülebilir. Ancak yaşlılık dönemini yalnızca sorunlarla tanımlamamak gerekir. Birçok birey bu dönemde yaşam deneyimlerinden yararlanarak daha fazla kabullenme, duygusal olgunluk ve yaşamına anlam verme becerisi de geliştirebilir.” şeklinde konuştu.

Her işi onun yerine yapmak doğru değil

Yaşlı bireye yardımcı olma isteğinin zaman zaman kişinin bağımsızlığını sınırlayabileceğine dikkat çeken Tunçel, “Sen yorulma, ben yaparım” yaklaşımında niyet ile davranışın etkisinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

Tunçel, “Bu sözler çoğu zaman sevgi ve koruma amacıyla söylenir. Ancak yaşlı bireyin yapabildiği işleri sürekli olarak onun yerine yapmak, zaman içinde ‘ben artık hiçbir şeyi yapamıyorum’ düşüncesini güçlendirebilir.” dedi.

Bağımsızlık duygusunun psikolojik iyi oluşun önemli parçalarından biri olduğunu vurgulayan Tunçel, gerçekten ihtiyaç duyulan alanlarda destek verilmesi ancak kişinin kendi başına yapabildiği işlerin onun yerine üstlenilmemesi gerektiğini söyledi. Tunçel, “Ben yapayım” demek yerine “istersen birlikte yapabiliriz” yaklaşımının hem desteği hem de bireyin yeterlilik duygusunu koruyacağını ifade etti.

Yaş almak karar verme hakkını ortadan kaldırmıyor

Yaşın ilerlemesinin kişinin kendi hayatıyla ilgili karar verme hakkını ortadan kaldırmadığını belirten Tunçel, bireyin görüşünün alınmasının ve mümkün olduğunca karar süreçlerine dahil edilmesinin önemine işaret etti.

Tunçel, “Kişinin kendi hayatıyla ilgili konularda fikrinin sorulması ve mümkün olduğunca karar süreçlerine dahil edilmesi, kendisini değerli ve saygı görmüş hissetmesi açısından çok önemlidir. Sürekli olarak kişinin yerine karar verilmesi; değersizlik, kırgınlık, öfke, geri çekilme ve çaresizlik duygularını artırabilir. Zamanla kişi kendi düşüncelerinin önemsenmediğini hissederek aile içindeki iletişimden uzaklaşabilir. Burada temel yaklaşım ‘onun için karar vermek’ değil, ‘onunla birlikte karar vermek’ olmalı. Elbette kişinin bilişsel kapasitesinin bazı kararları vermesini etkilediği özel durumlarda profesyonel değerlendirme gerekebilir. Ancak yaş almak tek başına kişinin karar verme hakkını ortadan kaldırmaz.” ifadelerini kullandı.

Sosyal yaşamdan kopmaması önemli

Yaşlı bireyin yalnızca bakım ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tunçel, sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin de psikolojik iyi oluş açısından önem taşıdığını söyledi.

Tunçel, “Sosyal temasın azalması; üzüntü, kaygı, içe kapanma ve yaşamdan alınan keyfin azalmasıyla ilişkili olabilir.” dedi.

Ailelerin yaşlı yakınlarının sosyal yaşamlarını sürdürebilmelerine de destek olması gerektiğini belirten Tunçel, birlikte yemek yemek, sohbet etmek, yürüyüşe çıkmak, arkadaşlarla görüşmeyi kolaylaştırmak ve ilgi duyulan etkinliklere katılımı desteklemek gibi yaklaşımların değerli olduğunu ifade etti.

Tunçel, “Yaşlı bireyin sosyal yaşamını sürdürebilmesine de destek olunmalı. Birlikte yemek yemek, sohbet etmek, yürüyüşe çıkmak, arkadaşlarıyla görüşmesini kolaylaştırmak veya ilgi duyduğu etkinliklere katılımını desteklemek oldukça değerlidir. Burada önemli olan, yaşlı bireyi sürekli ‘bakım alan kişi’ konumuna koymak yerine aile ve sosyal yaşamın aktif bir üyesi olarak görmektir. Bazen düzenli ve samimi bir sohbet, maddi ya da fiziksel bir yardımdan çok daha büyük bir psikolojik destek sağlayabilir.” açıklamasını yaptı.

Desteğin şekli de önemli

Ailelerin yaşlı yakınlarının ihtiyaçlarını onların yerine varsaymak yerine doğrudan sormasının daha sağlıklı bir iletişim sağlayacağını belirten Tunçel, “Öncelikle yaşlı bireyin neye ihtiyacı olduğunu onun yerine varsaymak yerine sormak gerekiyor. ‘Neye ihtiyacın var?’, ‘Bunu kendin yapmak ister misin?’, ‘İstersen nasıl destek olabilirim?’ gibi söylemler daha sağlıklı bir iletişim kurulmasını sağlar.” dedi.

Yaşlı bireylerin yapabildikleri işleri mümkün olduğunca kendilerinin yapmasına alan tanınması gerektiğini vurgulayan Tunçel, ihtiyaç duyulan noktalarda ise destek sunulması gerektiğini söyledi.

Tunçel sözlerini şöyle tamamladı:

“İhtiyaç duyduğu noktalarda ise destek sunmalı. Ayrıca çocuklaştıran, küçümseyen veya aşırı korumacı bir iletişimden kaçınmak gerekir. Yaşlı bireyle konuşurken yüksek sesle, aşırı yavaş veya çocukla konuşur gibi konuşmak yerine yetişkin bir bireyle iletişim kurar gibi doğal ve saygılı bir dil kullanılmalı. Aslında temel ilke oldukça basit; yaşlı bireyin yerine hayatı yaşamak değil, kendi hayatını mümkün olduğunca bağımsız şekilde sürdürebilmesi için yanında olmak.

Yaşlılık, bireyin değerinin ve söz hakkının azaldığı bir dönem değildir. Aksine kişinin yaşam deneyiminin, tercihinin ve aile içindeki varlığının daha görünür kılınması gereken bir dönemdir. Bazen en büyük destek, bir şeyleri onun yerine yapmak değil; yapabileceğine güvenip yanında olduğumuzu hissettirmektir.”

Kaynak: Basın Bülteni