Uzun yıllar mesleki eğitim “alternatif bir yol” gibi görüldü. Oysa bugün gelinen noktada sektörün en büyük ihtiyacı; sahayı bilen, işi tanıyan, üretim disiplinine sahip nitelikli insan kaynağıdır. MESEM modeli tam da bu ihtiyaca cevap veren bir sistem sunuyor: Okul ile işletmeyi aynı potada buluşturan, teoriyi uygulamayla güçlendiren bir yapı.

Öğrenci için sadece diploma değil, deneyim

MESEM öğrencisi haftanın belirli günlerinde okulda teorik eğitim alırken, diğer günlerde doğrudan işletmede çalışarak mesleğini öğrenir. Bu, genç yaşta iş disiplini kazanmak demektir. Zaman yönetimi, ekip çalışması, müşteri iletişimi gibi beceriler sınıf ortamında anlatılarak değil, yaşayarak öğrenilir.

Cumhuriyet Anadolu Lisesi | Değerli Velilerimiz
Cumhuriyet Anadolu Lisesi | Değerli Velilerimiz
İçeriği Görüntüle

En önemlisi, mezun olduğunda “tecrübesiz” değildir. Çoğu zaman eğitim aldığı işletmede istihdam edilir. Bu da genç işsizliğinin azaltılması açısından ciddi bir avantajdır.

Ayrıca öğrencinin eğitim sürecinde ücret alması, emeğin karşılığını öğrenmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi açısından önemli bir kazanımdır. Bu durum, mesleki eğitimin motivasyon boyutunu da güçlendirmektedir.

Sektör için hazır insan kaynağı

Sektörler uzun süredir “ara eleman değil, aranan eleman” eksikliğinden söz ediyor. MESEM, tam da bu boşluğu doldurabilecek bir modeldir. İşletmeler, kendi bünyelerinde yetişen öğrencileri hem teknik hem de kurumsal kültür açısından hazırlama imkânı bulur.
Bu sistem sayesinde eğitim ile piyasa arasındaki kopukluk azalır. Müfredat, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir. Üretim kalitesi artar, iş güvenliği bilinci güçlenir ve çalışan sirkülasyonu azalır.

Güçlü yönler kadar sorumluluklar da var

Elbette her sistem gibi MESEM’in başarısı da uygulamadaki niteliğe bağlıdır. İşletmelerde verilen eğitimin gerçekten öğretici olması, usta öğreticilerin pedagojik açıdan desteklenmesi ve denetim mekanizmasının etkin işlemesi hayati önem taşır. Aksi halde sistem yalnızca “çalışma modeli” gibi algılanabilir; oysa özünde bir eğitim modelidir.

Mesleki Eğitim Merkezleri, yalnızca bir okul türü değil; üretimle eğitimi buluşturan bir kalkınma modelidir. Gençlerin erken yaşta meslek sahibi olması, sektörün nitelikli iş gücüne kavuşması ve ülke ekonomisinin güçlenmesi açısından önemli bir fırsattır.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Meslek liseleri gerçekten ikinci bir seçenek mi, yoksa geleceğin en güçlü yatırım alanı mı?
Cevap, atölyelerde çalışan o gençlerin ellerinde şekilleniyor.

Esma Görken
Müdür Yardımcısı

Kaynak: Haber Merkezi