Bir restoranda müdür olarak görev yapan S.M.’nin, kadın müşterilere ve çalışma arkadaşlarına “canım, balım” gibi ifadelerle yaklaştığı, ayrıca “bekar mısın?” benzeri sorularla rahatsızlık oluşturduğu iddiası işten çıkarma sürecini başlattı.
İşveren, bu davranışların işyerinde huzuru bozduğunu belirterek iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e) maddesi kapsamında haklı nedenle feshetti.
İşveren ve çalışanlardan farklı iddialar
Dava dosyasına göre üç çalışan, müdürün iş arkadaşlarına “aşkım, canım” gibi sözler söylediğini, zaman zaman fiziksel temas kurarak içecek içirmeye çalıştığını ve müşteriler hakkında “evlilik düşünürler mi?” şeklinde uygunsuz ifadeler kullandığını bildirdi.
İşveren ayrıca, çalışanların yakınları hakkında “bekar mı?”, “bana ayarlar mısın?” gibi rahatsız edici konuşmalar yapıldığını, uyarılara rağmen bu davranışların sürdüğünü savundu.
İddialar gerçeği yansıtmıyor
S.M. ise kendisine yöneltilen taciz iddialarını kabul etmedi. Müşterilerle bu yönde bir konuşma geçmediğini, ifadelerin işyeri dinlenme alanındaki konuşmalardan alınarak yanlış yorumlandığını öne sürdü.
Ayrıca sözlü savunmasının alındığını ancak yazılı savunmasının alınmadığını, işten çıkarma gerekçesinin SGK’ya 46 kodu ile bildirildiğini ve bunun düzeltilmesini talep etti.
Mahkeme süreci ve Yargıtay kararı
İş Mahkemesi, tanık beyanlarına dayanarak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna vardı ve davayı reddetti.
Karar istinafa taşındı ancak Bölge Adliye Mahkemesi de itirazı kabul etmedi.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise kararı onadı. Gerekçede şu ifadelere yer verildi:
“Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin kararının onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”




