Uzmanlar, şiddet ve akran zorbalığına maruz kalan çocukların her zaman yardım isteyerek tepki vermediğini, sessizliğin çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisi olduğunu belirtiyor. Çocuklardaki davranış değişikliklerinin dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sessizlik bir hayatta kalma stratejisi
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, şiddet ve akran zorbalığına maruz kalan çocukların her zaman yardım istemediğini ve sessiz kalmayı bir koruma yöntemi olarak seçebildiğini belirtti. Ülkü’ye göre bu sessizlik, çoğu zaman korku, utanç ve çaresizlik gibi yoğun duygularla şekilleniyor. Çocuklar, tehdit karşısında duygusal olarak kilitlenebiliyor ve bu durum dışarıdan tepkisizlik gibi görünse de aslında bir hayatta kalma stratejisi olarak ortaya çıkıyor.
Davranış değişiklikleri ve dijital ipuçları
Klinik Psikolog Ülkü, çocukların yaşadıkları zorlanmaları doğrudan anlatmak yerine davranışlarıyla ifade edebildiğini aktardı. Okula gitmek istememe, ders başarısında ani düşüş, içe kapanma ya da öfke patlamaları önemli işaretler arasında yer alıyor. Ayrıca sık karın ya da baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler de görülebiliyor. Çocuğun eşyalarını kaybetmesi, sosyal ilişkilerden uzaklaşması ya da dijital ortamda mesajlardan kaçınması gibi durumların da siber zorbalık açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Çocuklar için güvenli iletişim ve sınır koyma
Uzmanlara göre çocukların kendini koruyabilmesi için güvenli ortamlar oluşturulması büyük önem taşıyor. Güvenli değilse ortamdan uzaklaşmak, güvendiği bir yetişkine başvurmak ve “dur”, “bana dokunma” gibi net ifadeler kullanmak çocuklara öğretilmesi gereken temel beceriler arasında yer alıyor. Ayrıca siber zorbalık durumlarında kanıtların silinmeden saklanması gerektiği belirtiliyor. Bu becerilerin zamanla, tekrar ve doğru yönlendirmeyle geliştiği vurgulanıyor.
Toplumsal ve okul temelli sorumluluk
Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocukların yalnızca bireysel değil, toplumsal bir güven ortamına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Okulların açık kapı politikası benimsemesi, zorbalığa karşı net kurallar koyması ve çocukların kendini ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturması gerektiği belirtiliyor. Ailelerin yargılamadan dinleyen bir yaklaşım sergilemesi ise sürecin en kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Açıklamalar, 4 Mayıs Uluslararası Şiddet Mağduru Çocuklar Günü kapsamında şiddet ve zorbalıkla karşı karşıya kalan çocukların neden çoğu zaman sessiz kaldığına ilişkin değerlendirmeler çerçevesinde yapıldı.
Uzmanlara göre çocukların sessizliği çoğu zaman bir boşluk değil, aksine dikkatle okunması gereken güçlü bir işaret niteliği taşıyor. Şiddet ya da zorbalık yaşayan çocukların erken fark edilmesi, güvenli iletişim kurulması ve destek mekanizmalarının devreye girmesi kritik önem taşıyor.





