DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı, Basmane Çukuru’na ilişkin süren tartışmalar hakkında yazılı bir açıklama yaptı. İl Başkanı Aybar Uygur, mahkeme süreci tamamlanmadan atılan adımların kamu vicdanını yaraladığını belirterek, tüm idari işlemlerin durdurulması çağrısında bulundu.
“Rant mı, kamu yararı mı?” sorusu gündeme taşındı
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, Basmane Çukuru’yla ilgili süreçte mahkeme sonuçlanmadan işlem yapılmaması gerektiğini vurguladı. DEVA Partisi tarafından yapılan açıklamada, Basmane ve Buca arazileri için yeşil ve kamusal planlama çağrısı yapıldı.
Basmane Çukuru için kent vicdanına dikkat çekildi
Açıklamada Basmane Çukuru’nun İzmir’in merkezinde uzun yıllardır çözülememiş bir kent sorunu olduğu belirtilerek, doğru ve kamucu bir yaklaşımla ele alınması halinde İzmir’e nefes aldıracak büyük bir kamusal fırsat olduğu ifade edildi.
Mahkeme süreci tamamlanmadan atılan adımlar eleştirildi
Açıklama şu şekilde:
"İzmir bugün sadece bir karar vermiyor;
emanetine sahip çıkıp çıkmayacağını belirliyor.
Basmane Çukuru, İzmir’in tam merkezinde otuz yılı aşkın süredir çözülememiş bir kent yarasıdır. Ancak bu alan yalnızca geçmişten kalan bir sorun değil; doğru, kamucu ve katılımcı bir yaklaşımla ele alındığında İzmir’e nefes aldıracak büyük bir kamusal fırsattır.
Basmane’de otuz yıldır duran o boşluk, kentin kalbinde açılmış derin bir yaradır. Bugün atılan her adım, bu yaranın betonla mı kapatılacağını yoksa kamusal yaşamla mı iyileştirileceğini gösterecektir. Çünkü bu kent bize miras bırakılmış bir mülk değil; gelecek kuşaklardan emanet alınmış bir yaşam alanıdır.
Miras yitirilebilir; ama emanet heba edilemez.
Bugün Basmane Çukuru üzerinden yürütülen tartışma nettir:
Rant mı, kamu yararı mı?
Bu sorun, 1990’lı yılların ortalarında alınan imar ve satış kararlarıyla başlamış; belediye mülkiyetindeki alan yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılarak kamusal niteliğini yitirmiştir. O gün “yatırım” gerekçesiyle savunulan tercihler, bugün İzmir’e 30 yıllık plansızlık, hukuki karmaşa ve atıl alan olarak geri dönmüştür. Yüklenici firmaların iflasları ve alanın TMSF sürecine girmesi, kamusal varlıkların nasıl heba edildiğinin somut göstergesidir.
Bugün ise yeni ve son derece ciddi bir sorunla karşı karşıyayız:
Mahkeme süreci devam ederken bu acele neden?
Yargı süreci kesinleşmeden işlemlerin hızla yürütülmesi, kamuoyunda haklı soru işaretleri yaratmaktadır. Sürecin şeffaf yürütülmemesi, kararların kapalı kapılar ardında alınması kabul edilemez. İzmir halkının bilgisi ve katılımı olmadan, kentin merkezindeki bu alan üzerinde tasarrufta bulunulması kamu vicdanını yaralamaktadır.
Hukuk tamamlanmadan atılan her adım; yalnızca yargıya değil, aynı zamanda kamu iradesine, kent hakkına ve demokrasiye saygısızlıktır.
Basmane Çukuru, dar çıkar çevrelerinin değil; İzmir halkının ortak yaşam alanıdır.
Ancak mesele yalnızca Basmane Çukuru değildir.
Basmane Çukuru ile Buca Cezaevi arazisi, birbirinden kopuk iki alan değil; aynı kent vicyonunun iki tamamlayıcı parçasıdır.
Biri kentin kalbinde, diğeri güney aksında yer alan bu alanlar, betonlaşmanın değil yeşilin ve kamusal yaşamın sürekliliğini temsil etmelidir.
Kent planlaması parça parça değil, bütüncül bir kamusal alan anlayışıyla yapılmalıdır. Basmane Çukuru’nun yeşil alan olarak korunması, Buca Cezaevi arazisinin de kamusal ve yeşil kullanım önceliğiyle değerlendirilmesiyle anlam kazanacaktır. Bu iki alan arasında kurulacak yeşil ve kamusal alan bağlantısı, İzmir için yalnızca fiziksel bir koridor değil; sosyal, ekolojik ve kültürel bir yaşam omurgası olacaktır.
Bu bütünlük; kent merkezinde nefes alan kamusal mekânları artıracak, ısı adası etkisini azaltacak, yaya odaklı ulaşımı güçlendirecek ve İzmir’in yaşam kalitesini kalıcı biçimde yükseltecektir. Aynı zamanda rant odaklı planlamaya karşı, kamucu ve insan merkezli şehircilik anlayışının somut ifadesi olacaktır.
Buca’dan yükselttiğimiz “beton olmasın, yeşil olsun” çağrısı bugünün değil, yarının sesidir. Bucalılar rant istemiyor; çocuklarına bırakacakları nefesi, gölgeyi ve yaşamı savunuyor. Bu çağrı, yalnızca Buca’nın değil, İzmir’in tamamının ortak vicdanıdır.
Açıkça söylüyoruz:
Yeni binalar değil, yeni bir kent vicdanı istiyoruz.
Basmane ve Buca…
Biri kentin kalbi, diğeri vicdanıdır.
O aynaya baktığımızda beton yığınlarını değil;
emanetine sadık, yeşiliyle nefes alan bir İzmir görmek istiyoruz.
DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı olarak çağrımız nettir:
• Mahkeme süreci sonuçlanana kadar Basmane Çukuru ile ilgili tüm idari ve tasarruf işlemleri derhal durdurulmalıdır.
• Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi arazisi, yapılaşmaya kapalı olacak şekilde kamusal ve yeşil alan önceliğiyle yeniden planlanmalıdır.
• Bu iki alan arasında yeşil ve kamusal alan sürekliliği sağlayacak bütüncül bir planlama yapılmalıdır.
• Süreç; yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve İzmir halkının katılımıyla tam şeffaflık içinde yürütülmelidir.
Bugün verilen kararlar geçici olabilir;
ama taşıdığımız sorumluluk kalıcıdır.
Bu nedenle kamusal faydayı, yeşili ve yaşam hakkını önceleyen her adımın yanındayım.
Betonlaşmaya, gizli pazarlıklara ve oldu-bittilere açıkça karşıyız.
Basmane Çukuru yeşil kalsın.
Buca Cezaevi arazisi kamunun olsun.
İzmir bize emanettir. Binlerce yıllık bu kadim şehri, geçmişine saygı, bugününe sahip çıkma ve yarınlarına umutla geleceğe taşıma sorumluluğumuz var."





