Araştırmaya göre X ve Y kuşakları yalnızlığı daha çok olumsuz duygularla tanımlarken, Z kuşağı bunu zaman zaman gelişim alanı olarak görebiliyor.

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Medya ve İletişim Doktora Programı kapsamında yürütülen tez çalışmasında, dijital iletişim araçlarının günlük hayatın merkezine yerleşmesiyle yalnızlığın bireysel bir duygu olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazandığı ortaya kondu. Çalışma, yalnızlık deneyiminin kuşaklara göre değiştiğine işaret etti.

Araştırma, Dr. Yağmur Tanrıverdi tarafından hazırlandı. Tezin danışmanlığını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay yürüttü. Bulgular, sosyal medya kullanımının ilişkilerin niteliğini dönüştürdüğünü ve bu dönüşümün daha yalnız bireylerin çoğaldığı bir sosyal yapıyı beslediğini gösterdi.

Derin ilişkiler zayıflıyor, yüzeysel bağlar artıyor

Nitel yöntemle gerçekleştirilen araştırmada, X, Y ve Z kuşaklarından aktif sosyal medya kullanıcılarıyla derinlemesine görüşmeler yapıldı. Dijital çağda sosyal ilişkilerin dönüşümü ve yalnızlık algısı bu görüşmeler üzerinden incelendi. Elde edilen veriler MAXQDA ile tematik analizden geçirildi; kuşakların duygusal ifade farklarını karşılaştırmak için LIWC-22 yazılımı kullanıldı.

Dizüstü bilgisayarınızın pili 2 yılda bitmesin! İşte doğru şarj rehberi
Dizüstü bilgisayarınızın pili 2 yılda bitmesin! İşte doğru şarj rehberi
İçeriği Görüntüle

Katılımcıların değerlendirmeleri, sosyal medya iletişimi hızlandırsa da ilişkilerin derinliğini zayıflattığı yönünde oldu. Özellikle X kuşağı, geçmişte emek ve süreklilik gerektiren “nitelikli ilişkilerin” yerini daha kısa süreli ve yüzeysel bağların aldığı görüşünü dile getirdi. Sosyal medyadaki kalabalık çevrenin gerçek hayattaki duygusal yakınlığı karşılamadığı ve bunun yalnızlığı artırdığı vurgulandı.

Sosyal medyada görmek, gerçekten görüşmek mi?

Çalışmaya göre sosyal medyada sürekli birbirinden haberdar olma hali, yüz yüze temas ihtiyacını azaltabiliyor. X ve Y kuşakları, bu durumun ilişkilerdeki merak ve temas isteğini düşürdüğünü belirtiyor. Katılımcılar, sosyal medya üzerinden takip etmenin “zaten görüşülüyormuş” hissi yarattığını ve bunun yalnızlık duygusunu büyüttüğünü ifade ediyor. Bu tablo, dijital çağın “birlikte yalnızlık” olgusunu güçlendiriyor.

Kıyas kültürü baskıyı artırıyor

Araştırmada öne çıkan başlıklardan biri de sosyal medyadaki kıyas eğilimi oldu. Özellikle Y ve Z kuşakları, başkalarının en mutlu ve sorunsuz anlarını yansıtan paylaşımlardan olumsuz etkilendiklerini aktardı. Bu içeriklerin yetersizlik, mutsuzluk ve yalnızlık hissini tetiklediği belirtildi. Katılımcıların sık dile getirdiği “Herkes birlikte, ben neden yalnızım?” sorusunun bireyleri sosyal olarak geri çekilmeye yöneltebildiği ifade edildi.

Dijital etkileşimler kırılganlığı büyütebiliyor

Z kuşağı katılımcılar, sosyal medya etkileşimlerinin günlük yaşamda önemli bir yer tuttuğunu ve mesajlara geç yanıt verilmesi ya da hiç yanıt alınmaması durumunda kendilerini değersiz ve yalnız hissedebildiklerini söyledi. Jest ve mimik içermeyen dijital iletişimin yanlış anlaşılmalara açık olması da duygusal kırılganlığı artıran faktörler arasında gösterildi.

Kuşaklara göre yalnızlık tanımı değişiyor

Araştırma sonuçlarına göre yalnızlık, kuşaklara göre farklı anlamlar taşıyor. X ve Y kuşakları yalnızlığı daha çok üzüntü, dışlanma ve anlaşılmama duygularıyla ilişkilendiriyor. Z kuşağı ise yalnızlığı bazı durumlarda kişisel gelişim için bir alan olarak değerlendirebiliyor. Bununla birlikte Z kuşağı da sosyal medyada beklediği ilgiyi göremediğinde yalnızlıktan olumsuz etkileniyor.

Yapısal bir mesele vurgusu

Çalışma, dijital çağda yalnızlığın sadece bireysel bir duygu değil, iletişim biçimleri ve platform kültürü tarafından şekillenen yapısal bir toplumsal sorun olduğuna işaret ediyor. Bulgular, dijital iletişimde nicelikten çok niteliğe odaklanan yeni bir ilişki anlayışına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ