İzmir’de 8 yıl önce bir inşaat şantiyesinde cesedi bulunan Dorukhan Büyükışık’ın (26) ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında 26 sanık hakkında ek iddianame hazırlandı. İnşaat sahiplerinin de aralarında bulunduğu 17 sanık hakkında 5 yıla, 9 polis memuru hakkında ise 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, İzmir 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek devam eden dava ile birleştirildi.

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018’de evinin yakınındaki bir inşaat şantiyesinde ölü bulundu. Olay ilk olarak ‘intihar’ olarak kayıtlara geçti. Daha sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yeniden açıldı.

Soruşturma yeniden genişletildi

D O R U K H A N B U Y U K I S I K’ I N O L U M U N E I L I S K I N H A 1517123 451292

Soruşturma kapsamında olayda görevli komiserler Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, polis memurları Duygu Öztürk, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, Musa Erikçi, komiser yardımcısı Hüseyin Vurucu ve Narlıdere Karakol Amiri İsmail Köksal hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle İzmir 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Soruşturmanın devamında şantiyede bekçi olarak görev yapan Hüseyin Kaya, Hulusu Aras, Tayfun Çakmakçı ve işçi Bilal Çelik ile yakın bölgede bekçilik yapan Ali Gülbaşı hakkında ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianame İzmir 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İki dava daha sonra birleştirildi ve 13 sanığın tutuksuz yargılanmasına başlandı.

26 şüpheli gözaltına alındı

D O R U K H A N B U Y U K I S I K’ I N O L U M U N E I L I S K I N H A 1517125 451292

Yargılama devam ederken soruşturma genişletildi. Aralarında daha önce yargılanan 13 sanığın da bulunduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri 21 Mayıs’ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi.

Operasyonda inşaat firması sahipleri, polis memurları ve işçilerin de aralarında bulunduğu 26 şüpheli gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler arasında daha önce tutuksuz yargılanan 13 sanığın yanı sıra Tanyer İnşaat Firması ortakları Mehmet Münir Tanyer ve oğlu Mehmet Taylan Tanyer, dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ile Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar da yer aldı. Şüphelilerin tamamı tutuklandı.

‘Hiçbir olay zamana terk edilemez’

Hazırlanan ek iddianamede, hukuk devletinde hiçbir olayın zamanın akışına terk edilemeyeceği ve adalet arayışı toplum hafızasında canlı kaldığı sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün devam edeceği belirtildi.

İddianamede, 2018’de yaşanan ve aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunun vicdanında cevap aranan olayla ilgili maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla soruşturma yürütüldüğü ifade edildi.

Soruşturma kapsamında delil süreçlerine müdahale edilmiş olabileceğine, bazı delillerin gizlenmiş, değiştirilmiş veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyecek şekilde işleme tabi tutulmuş olabileceğine ilişkin somut deliller bulunduğu belirtildi.

‘Darp sonucu öldürülmüş olabileceği kanaatine varıldı’

İddianamede, Tanyer Yapı Anonim Şirketi’ne ait ‘Bulut Orman Evleri’ isimli inşaat şantiyesinde 7 katlı apartman bloğunun önünde cesedi bulunan Dorukhan Büyükışık’ın sırt bölgesine demir çubukla vurularak darp edilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği kanaatine varıldığı aktarıldı.

Bu kapsamda tüm şüpheliler hakkında ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan operasyon yapıldığı belirtildi.

Dosyada bulunan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ise ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta (kaburga) kırığı ve iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği ifade edildi. Raporda, travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu belirtildi.

İddianamede, soruşturmanın yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabule değil, ölüm mekanizmasının aydınlatılması için gerekli delillerin akıbetine dayandığı kaydedildi.

‘Gerçeğin ortaya çıkarılmasının engellendiği aşikar’

İddianamede, olayda şüphelilerin davranışlarının maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellemeye yönelik olduğu belirtildi.

Olay yerinin korunmaması, geçici izlerin kaybolması, biyolojik materyallerin bilimsel incelemeye elverişsiz hale gelmesi, kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi ve sınırlı görüntünün kaynak ile teslim zincirinin açıklanamaması gibi hususların birbirinden bağımsız sonuçlar olmadığı vurgulandı.

İstanbul'un dev AVM'sinin sahibi gözaltında
İstanbul'un dev AVM'sinin sahibi gözaltında
İçeriği Görüntüle

Dosyadaki müşteki ve şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, olay yeri inceleme ve ölü muayene kayıtları, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları, dijital materyaller ile diğer soruşturma evraklarının birlikte değerlendirildiği belirtildi.

İddianamede, soruşturmanın ilk aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarayacak delillerin toplanması, korunması, muhafaza edilmesi ve adli makamlara aktarılması süreçlerinde çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu ifade edildi.

‘Delil muhafaza zinciri ciddi bir şekilde zedelenmiş’

D O R U K H A N B U Y U K I S I K’ I N O L U M U N E I L I S K I N H A 1517127 451292

İddianamede, olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, Büyükışık’a ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında ve eksiksiz incelenmemesi, zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi ve olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre soruşturma dosyasına aktarılmaması gibi hususlara yer verildi.

Şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi, daha sonra dosyaya giren görüntünün kaynak bilgilerinin silinmiş olması ve görüntü üzerinde oynama bulunduğuna ilişkin teknik tespitler de iddianamede yer aldı.

Maktule ait cep telefonu ve araç anahtarının konumu ile izlerine ilişkin farklılıkların da değerlendirildiği belirtilerek, delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiği ve birden fazla kritik noktada kesintiye uğradığı vurgulandı.

Mevcut davayla birleştirildi

Ek iddianamede Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Murat Köse, Cevdet Akay, İhsan Gökmen Ellez, Gökhan Aydoğmuş, İbrahim Kazmacı, Yiğit Aykurt, Hasan Ardıç, Aziz Kocataş, Onur Alp Saraç, Hüseyin Kaya, Bilal Çelik, Hulusu Aras, Ali Gülbaşı ve Tayfun Çakmakçı hakkında ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 5’er yıla kadar hapis cezası istendi.

Veli Şenol hakkında ise ‘Yalancı tanıklık’ suçundan 5 yıla kadar hapis talep edildi.

Polis memurları İsmail Yalçın, Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, Duygu Öztürk Özkan, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, Hüseyin Vurucu, İsmail Köksal ve Musa Erikçi hakkında da ‘Kamu görevlisi tarafından suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 7 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

Hazırlanan ek iddianame, İzmir 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek devam eden davayla birleştirildi.

Kaynak: DHA