İzmir’de yaşayan Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi büro görevlisi Ece Aytaç (37), 8 Mart 2015’te yüksekten düşme sonucu omurilik felci geçirdi. Yaşamını tekerlekli sandalyeyle sürdürmeye başlayan Aytaç, yaşadığı zorlukların ardından yeniden hayal kurmaya ve üretmeye yöneldi. Kendi yaşamından izler taşıyan ilk kitabı “Elmas’ın Kanatları”nda umut, özgürlük ve sınırları aşma düşüncelerini ele aldı.
Korkularıyla yüzleşiyor, yeni deneyimlere açılıyor

İstanbul’da Halkla İlişkiler ve Reklamcılık eğitimi aldığı dönemde sosyal sorumluluk projelerinde yer alan ve Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde gönüllü olarak çalışan Aytaç, üniversite tezini de omurilik felçliler üzerine hazırladı. Mezuniyetinin ardından İzmir’e dönen Aytaç, 2015 yılında geçirdiği kazanın ardından tekerlekli sandalyeyle yaşamaya başladı. Dört yıl boyunca gönüllü olarak çalıştığı Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde kaza sonrasında İzmir İl Temsilciliği görevini üstlendi.
9 Eylül Engelliler Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi ve Halkla İlişkiler ve Basın Danışmanı olarak da görev yapan Aytaç, yeni deneyimlere açık olduğunu belirtti.
“Yeni şeyler denemeyi çok seviyorum. Tüplü dalış yaptım, bu sene Efes Paraşüt Okulu'ndan tandem paraşüt atlayışı gerçekleştirdim. Bu en büyük korkumdu, bir nevi korkumla yüzleştim. Fakat heyecanım, merakım korkumdan daha üstün geldi. Hayal kurmayı çok seviyorum. Bu sayede hikayeler yazıyorum” dedi.
“Sınırlarımı zorlayarak yaşamaya çalışıyorum”

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde gönüllü olarak çalıştığı dönemde empati duygusunun geliştiğini anlatan Aytaç, yaşadığı kazanın ardından empati kurmanın tek başına yeterli olmadığını, bunun sorumluluk ve dayanışmayla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Kazayla birlikte yalnızca kendi yaşamının değil, ailesinin hayatının da değiştiğini belirten Aytaç, yeniden bir yaşam kurmak için yoğun çaba gösterdiğini söyledi.
“Kaza sonrası benim için yeni bir yolun başlangıcıydı. Yürüme yetimi kaybettim. Tekerlekli sandalyeyle yaşamıma devam etmeye başladım. O gün yalnızca benim değil, ailemin de hayatı değişti. Planlarım, gelecek hayallerim, hatta her şey değişti ve hayatımı tekrar şekillendirmek durumunda kaldım. O süreçte de Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği'nde bakım evindeki dostlarım bana çok destek oldu. O zamanlar onlarla birlikte kurduğum bağlar, dostluklar, öğrendiğim şeyler bana bir nebze olsun katkı sağladı. Benim için en önemli meselelerden biri, bağımsızlığımı korumaktı. Yataktan yere düştüğümde, mesafe olarak bana Everest Dağı gibi görünse de yeniden yatağa çıkıp, bağımsızlığımı kazanarak, kendimi ve ailemi özgürleştireceğime inanıyordum. Bu yüzden çok çabaladım. Zaman içerisinde kendi ayaklarının üzerinde durmak deyiminin yalnızca fiziksel bir anlam taşımadığını yaşayarak gördüm. Bugün yürüyebildiğim dönemde yapamadığım birçok şeyi yapıyorum. Hayata değer katarak, üreterek, yapabildiklerimle mutlu olup sınırlarımı zorlayarak yaşamaya çalışıyorum. Farklılıklarımızla birbirimize saygı duymamız, kabul etmemiz ve herkese eşit fırsatlar sunan kapsayıcı bir yaşamı birlikte inşa etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“Başkalarına kanat olmayı istedim”
Aytaç’ın 2025 yılında yayımlanan ilk kitabı “Elmas’ın Kanatları”, yıllar önce başlayan bir düşüncenin ve yaşadığı deneyimlerin ürünü oldu. Kitabın ön sözünü gazeteci-yazar Sunay Akın kaleme aldı.
2008 yılında “Elmas’ın Kanatları” dövmesini yaptırdığını anlatan Aytaç, ruhun kanatları olduğuna ve özgürlüğün yalnızca bedenle sınırlanamayacağına inandığını dile getirdi. Hastane sürecinde yazmanın kendisi için bir tür terapiye dönüştüğünü belirten Aytaç, zamanla yazdıklarını bir kitapta topladı.
“2025 yılında kitabım yayınlandığında ön sözünü de gazeteci yazar Sunay Akın kaleme aldı. Kitabın hikayesi, çok eskiye dayanıyor. 2008 yılında Elmas'ın kanatları dövmesini yaptırmıştım. Çünkü ben ruhun kanatları olduğuna ve özgürlüğün yalnızca bedenle sınırlı olmadığına hep inandım. Yıllar sonra hayatım bambaşka bir yöne evrildi. Belki de bir zamanlar inandığım o hikayeyi ben yaşayarak yazdım. Önce kendi kanatlarımı sıfırdan var etmeyi istedim ve sonrasında da başkalarına kanat olmayı istedim. Hastane süreçlerinde yazmak benim için terapi gibi oldu. Sonrasında da bu bütün hikayeleri toparlayıp, bir kitaba dönüştürdüm. Benim için yazmak yalnızca kendi hikayemi anlatmak değil, başka hayatlara da bir pencere açabilmek, bir okurun zihninde yeni bir soru, kalbinde güzel bir duygu bırakabiliyorsam kelimelerim amacına ulaşmış demektir. Edebiyatın içinde üretmeye devam ediyorum ve 2027 yılında 2'nci kitabım okurları ile buluşacak” dedi.
Aytaç, edebiyat alanında üretmeye devam ederken ikinci kitabını da 2027 yılında okurlarla buluşturmayı hedefliyor.




