El ve ayaklardaki renk değişimine dikkat: Raynaud belirtisi olabilir!
El ve ayaklardaki renk değişimine dikkat: Raynaud belirtisi olabilir!
İçeriği Görüntüle

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, egzamanın yalnızca cilt sağlığıyla sınırlı olmadığını, kişinin sosyal ilişkileri ve günlük yaşamı üzerinde de etkili olabildiğini belirtti. Özellikle yüz, boyun ve ellerde görülen belirtilerin başkaları tarafından yargılanma endişesini artırabildiğini ifade eden Erol, psikolojik yükün de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Görünür belirtiler kaygıyı artırabiliyor

Egzamanın genellikle kaşıntı, kuruluk ve ciltteki değişimlerle tanımlandığını belirten Erol, hastalığın etkilerinin bedensel belirtilerle sınırlı kalmadığını söyledi. Görünür bölgelerdeki belirtilerin, kişinin arkadaş buluşmalarında, iş toplantılarında veya yeni insanlarla tanışırken kendisini nasıl hissettiğini etkileyebildiğini kaydetti.
Erol, kişinin sosyal ortamlarda sürekli cildine ve çevresindekilerin tepkilerine odaklanmasının kaygıyı artırabileceğini belirterek, kısa bir bakışın ya da yüz ifadesindeki değişimin olumsuz yorumlanabileceğine dikkat çekti.

Kaygı arttıkça sosyal ortamlardan uzaklaşma görülebiliyor

Egzama nedeniyle yaşanan kaygının, kişinin cildini saklama, göz temasından kaçınma veya bulunduğu ortamdan erken ayrılma isteğini artırabildiğini belirten Erol, bu davranışların kısa süreli rahatlama sağlasa da sonraki sosyal karşılaşmaları zorlaştırabileceğini ifade etti.

Damgalanma korkusu özgüveni etkileyebiliyor

Egzamanın bulaşıcı olmadığı ve bakımsızlık göstergesi sayılmadığı halde, kişilerin çevrelerinin kendileri hakkında olumsuz düşüneceğinden endişe edebildiğini belirten Erol, geçmişte yaşanan incitici yorumların bu kaygıyı güçlendirebileceğini söyledi.

Erol, “Zaman içinde ‘başkaları beni yargılayacak’ düşüncesi, kişinin kendisine yönelttiği ‘görünüşümde utanılacak bir şey var’ yargısına dönüşebilir. Damgalanmanın psikolojik yükü, kişinin o sözü tekrar duyma beklentisiyle yaşamaya başlamasında da görülür.” ifadelerini kullandı.

Sosyal yaşamın kısıtlanması destek ihtiyacına işaret edebilir

Egzaması olan herkesin sosyal kaygı yaşamadığını belirten Erol, hastalığın görünürlüğünün de kişinin ne ölçüde zorlanacağını tek başına belirlemediğini dile getirdi.
Cilt belirtileri nedeniyle buluşmaları sürekli iptal etmek, iş ortamında geri planda kalmak veya yakın ilişkilerden uzak durmak gibi davranışların psikolojik destek ihtiyacına işaret edebileceğini söyleyen Erol, kaygının kişinin yaşam alanını daraltıp daraltmadığının önemli olduğunu vurguladı.

Psikolojik destek sosyal hayata katılımı kolaylaştırabilir

Psikolojik desteğin amacının kişinin yaşadığı güçlüğü küçümsemek olmadığını belirten Erol, “Amaç, hangi düşüncelerin kaygıyı artırdığını fark etmek, belirsiz sosyal işaretlere yüklenen anlamları değerlendirmek ve kaçınılan durumlara kişinin kendi hızında yeniden yaklaşabilmesini sağlamaktır.” dedi.

Bilişsel davranışçı terapinin kaygıyı besleyen döngü üzerinde çalışmak için yararlı olabileceğini ifade eden Erol, kabul ve kararlılık terapisinin de zorlayıcı düşünceler tamamen ortadan kalkmadan kişinin değer verdiği ilişkilere ve deneyimlere yeniden yer açmasına yardımcı olabileceğini belirtti.

Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmenin her zaman rahat hissetmek anlamına gelmediğini kaydeden Erol, kişinin kaygı yaşasa da buluşmalara katılmasının, toplantılarda fikirlerini paylaşmasının ve yakın ilişkiler kurmasının önemli olduğunu ifade etti. Erol, dermatolojik tedavinin yanında duygusal yükün de dikkate alınmasının yaşam kalitesi açısından önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak: Basın Bülteni