Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin yalnızca bebeklerin sağlıklı gelişimi için değil, annelerin doğum sonrası iyileşme süreci ve uzun vadeli sağlığı açısından da büyük önem taşıdığını belirtti. Turgut, "Kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azaltır" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, anne sütünün hem bebek hem de anne sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
"Anne sütüyle hayata uyum kolaylaşıyor"

Emzirmenin kadın hastalıkları ve doğum ile çocuk sağlığı uzmanları açısından büyük önem taşıyan bir konu olduğunu ifade eden Dr. Turgut, annelerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bebeğin doğumun ardından yeni yaşamına uyum sağlamasında anne sütünün kritik rol oynadığını belirten Turgut, "Bebek yeni doğduğunda hayata adapte olma sürecinde ona yardımcı olmamız gerekiyor ve bu anne sütüyle mümkün oluyor" ifadelerini kullandı.
Anne sütü tarih boyunca "yaşam sıvısı" olarak görüldü
Anne sütünün geçmişten günümüze büyük değer gördüğünü belirten Dr. Turgut, tarih boyunca "yaşam sıvısı" olarak adlandırıldığını söyledi.
Antik Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde anne sütünün önemine ilişkin kayıtların bulunduğunu aktaran Turgut, bebeğin anne sütü alamadığı durumlarda süt anneliği uygulamasının devreye girdiğini, bu geleneğin Osmanlı döneminde de sürdüğünü ve İslam kaynaklarında da emzirmenin öneminin vurgulandığını dile getirdi.
Emzirme Haftası'nın ortaya çıkış sürecine de değinen Turgut, 19. ve 20. yüzyıllarda formül mamaların ve emzik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte anne sütünün önceliğine dikkat çekmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1-7 Ağustos tarihleri arasının emzirme ve farkındalık haftası olarak ilan edildiğini ifade etti.
"İlk 6 ay tek başına yeterli"
Anne sütünün bebekler için ilk altı ay boyunca tek başına yeterli olduğunun altını çizen Turgut, şu değerlendirmede bulundu:
"Anne sütünde bulunan immünoglobulinlerin bağırsak florasını ve mukozasını kapsayan benzersiz bir bağışıklık yapısı oluşturur ve bebeği enfeksiyonlara karşı korur. Anne sütü aynı zamanda bebeğin zeka gelişimini destekler. Ne eksik ne fazla bir besin kaynağı olduğu için obezite gibi olumsuz sonuçlara da yol açmaz. Anne sütü bebek açısından paha biçilemez. Mümkün olduğu takdirde ilk altı ay yalnızca anne sütüyle geçirilmeli."
Emzirme anne sağlığına da katkı sağlıyor
Emzirmenin yalnızca bebek için değil, anne açısından da önemli faydalar sunduğunu belirten Dr. Turgut, kısa vadede doğum sonrası toparlanmayı hızlandırdığını, annenin eski kilosuna dönmesini kolaylaştırdığını ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azalttığını söyledi.
Uzun vadede ise özellikle 30 yaş altında emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskinin azaldığını ifade eden Turgut, emzirmenin anne sağlığı açısından da koruyucu etkileri bulunduğunu vurguladı.
Yanlış yönlendirmeler anksiyeteyi artırabiliyor
Emzirme döneminde karşılaşılan sorunların büyük bölümünün doğru teknik bilgi eksikliğinden kaynaklandığını dile getiren Dr. Turgut, Sağlık Bakanlığı tarafından gebe okulları aracılığıyla özellikle gebeliğin son üç ayında emzirme eğitimleri verildiğini hatırlattı.
Çevresel faktörlerin de emzirme sürecini etkileyebildiğini belirten Turgut, yeni doğum yapan annelerin sık sık "sütün yetiyor mu, bebek aç mı kalıyor" gibi sorularla karşılaşmasının kaygıyı artırabileceğine dikkat çekerek, "Anneye, sütünün çocuğuna yeteceğini ve emzirmeye devam ettikçe artacağını söyleyen pozitif söylemlerle destek olunmalıdır" dedi.





