Fakültenin Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Topsümer, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Seminerde konuşmacı olarak yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Danışmanı Avukat İzen Yaman, iş hayatında dürüstlük, şeffaflık ve sorumluluk kavramlarını detaylandırdı. Etkinlikte ayrıca günümüzün önemli sorunlarından biri olan mobbing konusu hukuki çerçevede ele alındı.
Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, bu tür buluşmaların geleneksel hale getirileceğini belirterek, öğrencilerin kariyer yolculuklarında etik değerlerin rehber niteliğinde olacağını vurguladı. Prof. Dr. Gültekin, “Bugünkü toplantımızın konusu çalışma etiği. Çalışma etiği, profesyonel yaşamda hepimiz için en temel unsurlardan biridir. İletişim kanallarının disiplinli kullanımından genel iş ahlakına kadar birçok önemli noktayı TBMM Danışmanı Avukat İzen Yaman’dan dinleyeceğiz. Kendisini aramızda görmek bizleri çok mutlu etti” dedi.
Av. İzen Yaman, işveren ve çalışan arasındaki dengenin korunmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Çalışma etiğinin temelini, hayatın her alanında vazgeçilmez olan dürüstlük, tarafsızlık, saygı ve nezaket ilkeleri oluşturur. Profesyonel hayatta kişisel sevgi zorunlu olmasa da karşılıklı saygı ve nezaket şarttır; bu durum eşitlik ve şeffaflıkla birleştiğinde sağlıklı bir iş ortamı doğar. Ayrıca, kişilerin eğitim ve yeteneklerine uygun görevlerde bulunması anlamına gelen mesleki yeterlilik, işveren ve çalışan arasındaki dengenin korunması açısından hayati önem taşır. Dürüst ve şeffaf bir çalışma anlayışı, iş hayatındaki güvenin teminatıdır.”
Mobbing konusuna değinen Yaman, kavramın doğru anlaşılması gerektiğini belirterek, “Her şeyin mobbing olmadığını ve mobbing sayılabilmesi için ‘süreklilik’ ve ‘kasıt’ olması gerekir. Günümüzde sıkça karıştırılan mobbing kavramı anlık gerginliklerden veya tek seferlik tartışmalardan ayrı tutulmalıdır; bir eylemin mobbing sayılabilmesi için süreklilik ve kasıt unsurlarını barındıran, kişiyi yıldırmaya yönelik sistematik bir süreç olması gerekir. Hukuki çerçevede kişinin onurunu ve sağlığını hedef alan bu baskı, sanılanın aksine sadece üstten asta değil, asttan üste doğru da gerçekleşebilir ve farklı disiplin uygulamalarıyla karıştırılmamalıdır. Bir çalışanın yöneticisini kasten mağdur etmesi, işleri yavaşlatması veya tehditkâr bir tavır sergilemesi de bir mobbing türüdür. Kapasite üzeri iş yüklemek, kişiyi pasifize etmek veya sistematik olarak aşağılamak mobbing kapsamına girerken, işin gereği yapılan uyarılar bu tanımın dışındadır. Esas olan, her iki tarafın haklarının korunduğu, saygı çerçevesinde verimli ve huzurlu bir çalışma ortamının tesis edilmesidir” ifadelerini kullandı.
Seminerin sonunda Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, Av. İzen Yaman’a katkılarından dolayı “Teşekkür Belgesi” takdim etti.





