Deprem, yangın, kuraklık ve sel gibi doğal afetlere karşı dirençli bir kent inşa etmek için yapılacak projelerin masaya yatırıldığı toplantıda, EKOAYRA Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, “Sadece depreme odaklanamayız, İzmir’de tüm afetlere hazırlıklı olmalıyız. Daha önce nadir görülen afet türleri, son yıllarda art arda yaşandı. İzmir, doğadan gelen ciddi bir uyarıyla karşı karşıya. Bu işin şakası, kaybedecek zaman yok” uyarısında bulundu.
Akademi, kamu ve özel sektör bir arada

Toplantıya yoğun katılım sağlandı. İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci, İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner, İEÜ önceki dönem rektörü Prof. Dr. Murat Aşkar ile akademisyenler Prof. Dr. Levent Eren, Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Doç. Dr. Sıtkı Egeli, Dr. Ebru Dığrak, Dr. Meriç Karagözler, Öğretim Görevlisi Dr. Serkan Bolat ve Nursun Üstünkarlı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Alper Baba ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) Afet Yönetimi Uzmanı Mert Aşçı toplantıya katıldı.
AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu United States Geological Survey’den Prof. Dr. Mehmet Çelebi ve Washington Geological Survey’den Dr. Recep Çakır ise çevrim içi olarak katkı sağladı.
Dirençli yerleşim alanları ve toplumsal farkındalık

Yaklaşık iki saat süren toplantıda, İzmir’de afet riskini azaltmaya yönelik atılması gereken adımlar ve çözüm önerileri tartışıldı. Kent genelinde dirençli yerleşim alanları oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması ve akademik bilginin İzmir’in faydasına dönüştürülmesi hedefleri öne çıktı. Toplantıda akademi, kamu ve özel sektör iş birliklerinin güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.
Somut adımlar gerekli

Merkezin yapısı ve hedefleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kılıç, İzmir’de bütüncül bir risk azaltma yaklaşımının zorunlu hale geldiğini belirtti. İzmir’in son yıllarda farklı afet türleriyle karşılaştığını hatırlatan Kılıç, “Bu tablo, İzmir’in doğrudan ve açık bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Bu nedenle yapılması gereken, yalnızca afet sonrası müdahaleyi konuşmak değil; afet gerçekleşmeden önce riskleri azaltacak somut adımları da hızla atmak” dedi.
Prof. Dr. Kılıç, afetlere hazırlıksız bir kentin ekonomik olarak kırılgan hale geleceğini ifade ederek, afet risk azaltımının kalkınma ve sürdürülebilirlik meselesi olduğunu vurguladı.
Afet hazırlık modeli ve dijital ikiz
Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek projelere ilişkin hazırlık yaptıklarını açıklayan Prof. Dr. Kılıç, “Okullar, kampüsler, sanayi bölgeleri ve kamu binaları için afet hazırlık modeli geliştirilebilir. EKOAYRA olarak, bu konuda pilot uygulamalar yaparak İzmir geneline örnek olacak bir sistem kurabiliriz. Toplumsal farkındalık ve eğitim de çok önemli. Afet riskini azaltmak, sadece teknik bir konu değil. Davranış değişikliği ve toplumsal bilinç de gerekli. Bu amaçla öğrencilere, ailelere ya da işletmelere yönelik düzenli eğitimler, atölye çalışmaları ve saha uygulamaları yapılabilir. Tüm bunları, ne derece uygulayabiliriz diye düşünüp planlamayı yapacağız” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Kılıç ayrıca, dijital ikiz çalışmasına yönelik planlardan bahsederek, “Dijital ikiz; bir yerleşim yerinin fiziksel, çevresel ve işleyişsel unsurlarının analiz edilerek dijital ortamda bir kopyasının oluşturulması anlamına geliyor. Bu yaklaşım, afet meydana gelmeden önce risklerin görülmesini ve azaltılmasını hedefliyor. Bazı pilot bölgelerde bunu hayata geçirme fikrimiz var. Planlamalar sürüyor; bunu başarabilirsek İzmir geneli için de örnek bir model ortaya koymuş oluruz” dedi.




