Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi uzmanları, otizmin yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığını belirterek erken tanının önemine, nöroçeşitlilik yaklaşımına ve toplumdaki yanlış inanışlara dikkat çekti.

Otizm yalnızca çocuklukla sınırlı değil

Şebnem Pırıldar Foto

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan akademisyenler, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) yaşam boyu devam eden nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurguladı. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Pırıldar, otizmin çoğunlukla çocukluk döneminde fark edilmesine rağmen erişkinlikte de tanı konulabildiğini ifade etti. Belirtilerin erken yaşlardan itibaren var olabileceğini ancak bazı bireylerde sosyal becerilerin gelişmiş olması nedeniyle bu durumun maskelenebileceğini belirtti. Ayrıca anksiyete, depresyon veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi eşlik eden durumların, otizme özgü belirtilerin gözden kaçmasına neden olabileceğine dikkat çekti.

Erken tanı süreci ve etkileri

Uzmanlara göre tanı süreci, klinik görüşmeler ve bireyin gelişim öyküsüne dayanıyor. Erken tanının; uygun eğitim programlarının planlanması, tetikleyici unsurların belirlenmesi ve eşlik eden sorunların yönetilmesi açısından kritik rol oynadığı ifade edildi. Tanının gecikmesi ise özellikle ergenlik ve gençlik döneminde bireyin özgüvenini ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu noktada nöroçeşitlilik kavramının önemine değinen uzmanlar, farklılıkların kabul edilmesinin toplumsal damgalamayı azaltabileceğini belirtti.

Ekran kullanımı ve otizm ilişkisi

Sezen Köse Foto

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse, dil gelişimindeki gecikmenin her zaman otizm anlamına gelmediğini ancak mutlaka uzman değerlendirmesi gerektirdiğini söyledi. Ekran kullanımına ilişkin yaygın inanışlara da açıklık getiren Köse, ekran maruziyetinin otizme neden olmadığını vurguladı. Otizmli çocukların sosyal uyaranlar yerine daha sınırlı ve tekrarlı uyaranlara yönelme eğiliminde olduğunu belirten Köse, tedavi sürecinde sosyal etkileşimin artırılmasının ve ekran süresinin azaltılmasının önerildiğini ifade etti. Ayrıca kaynaştırma eğitiminin bireyin uzun vadeli yaşam kalitesine katkı sağladığını dile getirdi.

Aşılarla otizm arasında bağlantı yok

Burcu Özbaran Foto

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran, erken tanı ve müdahalenin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Ailelerin çocuk gelişimine dair şüphe duyduklarında gecikmeden uzmanlara başvurması gerektiğini belirten Özbaran, erken müdahale ile bazı gelişimsel risklerin azaltılabileceğini ifade etti. Otizmin geniş bir spektrum olduğunu ve bireyler arasında farklılıklar görülebileceğini söyleyen Özbaran, aşılarla otizm arasında herhangi bir bilimsel bağlantı bulunmadığını da vurguladı. Aşılamanın ihmal edilmesinin ise çocuklarda ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ekledi.

EÜ’de yapay zeka eğitimleri başlıyor
EÜ’de yapay zeka eğitimleri başlıyor
İçeriği Görüntüle

Otizmli bireyler için sosyal ve mesleki yaşam

Cenan Hepdurgun

Psikiyatri Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cenan Hepdurgun, otizmli bireylerin doğru yönlendirme ve destekle sosyal yaşamda ve iş hayatında başarılı olabileceğini belirtti. Otizmin erişkinlikte başlamadığını ancak bu dönemde fark edilebildiğini ifade eden Hepdurgun, bireylerin güçlü ve zayıf yönlerini tanımasının önemine dikkat çekti. Özellikle belirli ilgi alanlarının bazı mesleklerde avantaj sağlayabileceğini belirterek, uygun alanlarda önemli başarılar elde edilebileceğini söyledi.

Otizm Spektrum Bozukluğu, bireylerin sosyal iletişim, davranış ve ilgi alanlarında farklılıklar göstermesine neden olan nörogelişimsel bir durum olarak tanımlanıyor. Toplumda yaygın olan yanlış inanışlar, tanı ve müdahale süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor.

Ege Üniversitesi uzmanları, otizmde erken tanı ve doğru bilgilendirmenin önemine dikkat çekerek, nöroçeşitlilik yaklaşımının benimsenmesinin bireylerin yaşam kalitesini artırabileceğini belirtiyor. Bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi ve yanlış inanışlardan uzak durulması, hem bireyler hem de toplum açısından kritik görülüyor.

Kaynak: Basın Bülteni