Ev satın alırken tapu, yapı ruhsatı ve iskân belgelerini kontrol etmek tek başına yeterli olmayabilir. Üsküdar Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, bir binanın yasal olmasının afetlere karşı güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirterek özellikle sel ve taşkın riskine dikkat çekti. Karan, konut almadan önce taşkın haritalarının, geçmiş su baskınlarının ve bölgenin altyapı koşullarının incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Betonlaşma taşkın tehlikesini büyütüyor

Kentlerde artan betonlaşmanın yağmur suyunun doğal yollarla toprağa ulaşmasını engellediğini belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve doğal su yollarının kapatılmasının taşkın riskini artırdığını söyledi.

Karan, kent planlamasında suyun doğal hareketinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Son dönemde yaşanan sel ve taşkın olayları, kent planlamasında suyun doğal hareketinin yeterince dikkate alınmadığını gösteriyor. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının daraltılması veya kapatılması ve yeşil alanların betonlaşması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Normal koşullarda yağmur suyunun bir bölümü toprağa sızarken, beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerin artmasıyla su hızla yüzeysel akışa geçiyor. Artan yüzeysel akış, yağmur suyu altyapısının kapasitesinin aşılmasına ve taşkınlara neden olabiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca yağışın şiddeti değil, kentlerin yağmur suyunu toprağa sızdırabilecek, gerektiğinde tutabilecek ve güvenli biçimde uzaklaştırabilecek şekilde planlanıp planlanmadığıdır.”

Ev almadan önce taşkın haritalarını inceleyin

Konut almayı düşünenlerin yalnızca emlak belgeleriyle yetinmemesi gerektiğini belirten Karan, ilgili belediyelerden imar durumu belgesi, plan notları ve taşkınlara ilişkin kurum görüşlerinin istenmesini önerdi.

İzmir’in sanayi devinden konkordato hamlesi!
İzmir’in sanayi devinden konkordato hamlesi!
İçeriği Görüntüle

Devlet Su İşleri (DSİ), büyükşehir belediyeleri ve su ve kanalizasyon idarelerinin taşkın tehlikesine yönelik çalışmalarının incelenebileceğini ifade eden Karan, İstanbul'da İSKİ'nin dere koruma alanları ve taşkın sınırlarına ilişkin değerlendirmelerinin de önem taşıdığını söyledi.

Geçmiş su baskınlarına ilişkin kayıtların, eski haritaların, uydu görüntülerinin ve mahalle sakinlerinin deneyimlerinin yol gösterici olabileceğini belirten Karan, bir bölgenin mevcut haritalarda riskli görünmemesinin tamamen güvenli olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Tapu ve iskân sel güvenliğini garanti etmiyor

Bir binanın tapusunun, ruhsatının ve iskânının bulunmasının taşkın güvenliği açısından yeterli olmadığını kaydeden Karan, bu belgelerin farklı idari süreçleri gösterdiğini hatırlattı.

Karan, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Tapu mülkiyet durumunu, yapı ruhsatı inşaat için verilen izni, yapı kullanma izin belgesi yani iskân ise yapının kullanımına ilişkin idari uygunluğu gösterir. Ancak bu belgelerin hiçbiri tek başına binanın taşkın açısından güvenli olduğunu garanti etmez. Çünkü taşkın riski yalnızca yapının kendisiyle değil, bulunduğu arazinin özellikleri, drenaj altyapısı ve çevresel koşullarla da ilişkilidir. Uzun yıllardır yerleşim alanı olarak kullanılan bölgelerde bile artan betonlaşma, yetersiz altyapı ve değişen yağış koşulları nedeniyle taşkın riski büyüyebilir. Bir yapının yasal olması, afetler karşısında risksiz olduğu anlamına gelmez.”

Dereye yakınlık tek başına ölçüt değil

Taşkın riskini değerlendirirken yalnızca binanın dereye olan uzaklığına bakılmasının doğru olmadığını belirten Karan, arazinin eğimi, yüksekliği, zeminin geçirgenliği ve derenin su taşıma kapasitesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Karan, dereye uzak ancak düşük kotta bulunan bir binanın, dereye daha yakın fakat yüksek kotta bulunan bir binadan daha fazla risk taşıyabileceğine dikkat çekti. Olası bir taşkında suyun hangi alanlara ve ne seviyeye kadar ulaşabileceğinin belirlenmesinde taşkın tehlike haritaları ve bölgeye özgü teknik incelemelerin esas alınması gerektiğini ifade etti.

Üzeri kapatılan dereler de risk taşıyor

Kentlerde üzeri kapatılan veya güzergâhı değiştirilen dere yataklarının tehlikesinin ortadan kalkmadığını belirten Karan, şiddetli yağışlarda suyun eski doğal akış güzergâhına yönelebileceğini söyledi.

Özellikle kapalı dere kesitlerinin yetersiz kalması veya tıkanması durumunda caddelerde, otoparklarda ve konutlarda su baskınlarının yaşanabileceğini kaydeden Karan, şu uyarıda bulundu:

“Bir derenin üzerini kapatabilirsiniz, ancak suyun doğal akış ihtiyacını ortadan kaldıramazsınız.”

Bodrum ve kapalı otoparklara dikkat!

Konut seçiminde deprem dayanıklılığının yanı sıra sel riskinin de sorgulanması gerektiğini belirten Karan, bodrum, giriş ve bahçe katlarının su baskınlarından daha fazla etkilenebileceğini ifade etti.

Bu alanlarda elektrik tesisatının zarar görmesi, kanalizasyonun geri tepmesi ve insanların mahsur kalması gibi ciddi tehlikelerin ortaya çıkabileceğini belirten Karan, kapalı otoparklarda da giriş rampasının eğimi, yol ile bina arasındaki kot farkı, yağmur suyu giderleri ve tahliye pompalarının kontrol edilmesini önerdi.

Binaların su yalıtımı ve drenaj altyapısının da incelenmesi gerektiğini hatırlatan Karan, ani su baskınlarında bodrum katlara ve kapalı otoparklara inilmemesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Ev satın almadan önce bu beş noktayı kontrol edin

Konut alacak vatandaşların kapora vermeden önce sel ve taşkın riskini araştırması gerektiğini belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, dikkat edilmesi gereken beş temel noktayı şöyle sıraladı:

1. Arazinin konumu: Binanın eski dere yatağında, taşkın alanında veya su birikmesine elverişli düşük kotlu bir bölgede bulunup bulunmadığı araştırılmalı.
2. Resmî kayıtlar: Belediyenin imar planları, DSİ verileri ve taşkın tehlike haritaları incelenmeli.
3. Geçmiş su baskınları: Binada veya çevresinde daha önce su baskını yaşanıp yaşanmadığı komşulara ve site yönetimine sorulmalı.
4. Altyapı yeterliliği: Yağmur suyu drenajı, bodrum yalıtımı, otopark tahliye sistemi ve kanalizasyon geri tepme önlemleri kontrol edilmeli.
5. Teknik değerlendirme: Risk şüphesi bulunması durumunda taşkın konusunda yetkin bir uzmandan görüş alınmalı.
Bodrumdaki nem ve su izlerini göz ardı etmeyin
Bir binanın geçmişte su baskını yaşayıp yaşamadığının da satın alma kararında etkili olması gerektiğini belirten Karan, bodrum katlardaki su izleri, nem ve küf oluşumunun uyarı işareti olabileceğini söyledi.

Resmî kayıtlarda yüksek taşkın tehlikesi bulunması, tekrarlayan su baskınları ve giderilmemiş altyapı sorunlarının dikkate alınması gerektiğini ifade eden Karan, bina girişinin yol kotunun altında kalmasının da ayrıca araştırılmasını önerdi.

Karan, risklerin kabul edilebilir düzeye indirildiği teknik değerlendirmelerle ortaya konulamıyorsa konut satın alma kararının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Güvenli konut için arazi de önemli

Sağlam bir binanın tek başına güvenli yaşam alanı anlamına gelmediğini belirten Karan, konutun bulunduğu arazinin özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Karan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Güvenli bir konut yalnızca sağlam bir binadan ibaret değildir; binanın bulunduğu arazinin de güvenli olması gerekir. Bu nedenle konut satın alırken deprem dayanıklılığı kadar sel riskini de sorgulamalıyız. Çünkü kimi zaman asıl risk, binanın kendisinden çok bulunduğu alanın özelliklerinden kaynaklanır.”

Kaynak: Basın Bülteni