Gelişen teknoloji ve salgınların ardından sağlıkla ilgili kaygıların farklı bir boyuta taşındığına dikkat çeken uzmanlar, internetten edinilen doğrulanmamış bilgilerin bireylerde gereksiz korku ve endişeye yol açabildiğini belirtiyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, özellikle “Pseudo-Corona” ve “Siberkondri” olarak tanımlanan durumların toplumsal kaygıyı artırdığını söyledi.

Virüslerin yalnızca fiziksel sağlık üzerinde değil, psikolojik açıdan da kalıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Çokaygil, güncel salgınların artık sadece hastalık korkusuyla sınırlı kalmadığını, kronik kaygı bozukluklarını da tetikleyebildiğini vurguladı.

En ufak bir boğaz ağrısı bile kaygıyı tetikleyebiliyor

Yeni varyantlar ve olası salgın haberlerinin toplumda ciddi bir duygusal yorgunluk oluşturduğunu belirten Çokaygil, sürekli tetikte olma halinin ve sağlık anksiyetesinin giderek kronikleştiğine dikkat çekti.

Çokaygil, bu durumun iki önemli sorunu beraberinde getirdiğini belirterek şöyle konuştu:

"İlki 'Pseudo-Corona' (Yalancı Korona) ile kişi en ufak bir boğaz ağrısı veya öksürükte fiziksel semptomları psikolojik olarak büyüterek aslında var olmayan bir hastalığın belirtilerini hissetmeye başlıyor. İkincisi ise belirsizliğe tahammülsüzlük. Virüslerin sürekli mutasyona uğraması ve 'Ne zaman bitecek?' sorusunun yanıtsız kalması, genel bir kaygı bozukluğunu körüklüyor."

Egeli akademisyenden dünya çapında ses getiren çalışma!
Egeli akademisyenden dünya çapında ses getiren çalışma!
İçeriği Görüntüle

Sosyal ilişkilerde güven ve mesafe ikilemi

Virüslerin insanları yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil, aynı zamanda potansiyel bir tehdit olarak görme eğilimini artırdığını dile getiren Çokaygil, bunun sosyal ilişkiler üzerinde de etkiler yarattığını söyledi.

Temel insani temasların yerini mesafe kontrolünün almaya başladığını ifade eden Çokaygil, bunun yalnızlık hissini artırdığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"El sıkışma ve sarılma gibi temel insani temaslar yerini 'güvenli mesafe' kontrolüne bıraktı. Bu durum yalnızlık hissini artırıyor. Daha da tehlikelisi, hafif bir grip belirtisi gösteren kişilerin sosyal çevreden dışlanması veya yargılanması anlamına gelen 'damgalama (stigmatizasyon)' süreci başladı. Bu da bireylerde sosyal fobi riskini ciddi şekilde tetikliyor."

Beyin sisi ve uyku sorunları yaygınlaşıyor

Uzun süreli stresin ve virüslerin bıraktığı etkilerin bilişsel sorunlara da yol açabildiğini belirten Çokaygil, son dönemde “Brain Fog” olarak adlandırılan beyin sisi tablosunun daha sık görüldüğünü söyledi.

Odaklanma güçlüğü ve unutkanlık şikayetlerinde artış yaşandığını kaydeden Çokaygil, gelecek kaygısı ve dijital ekranlara uzun süre maruz kalmanın da uyku problemlerini artırdığını ifade etti.

İnternetten kendi kendine teşhis koymak tehlikeli

Bilgiye erişimin hızlanmasının bazı durumlarda kaygıyı besleyebildiğine dikkat çeken Çokaygil, internet üzerindeki doğrulanmamış bilgilerin bireyleri yanlış yönlendirebildiğini söyledi.

"Siberkondri" olarak adlandırılan durumun kaygıyı tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşıyabildiğini belirten Çokaygil, şu ifadeleri kullandı:

"Kişilerin internetteki kirli bilgilerle kendi kendilerine teşhis koymaları, yani 'siberkondri', kaygı düzeyini tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşımaktadır. İnternetteki her bilgi doğru olmadığı gibi, kişiyi adeta bir panik sarmalına sürüklemektedir."

Ruh sağlığını korumak için üç öneri

Her gün karşılaşılan salgın haberlerinin psikolojik etkilerini azaltmak için bazı önlemler alınabileceğini belirten Çokaygil, şu önerilerde bulundu:

"Birincisi haber takibini sınırlandırın. Günde sadece bir kez ve yalnızca güvenilir, resmi kaynaklardan haberleri takip edin. İkincisi günlük rutinlerinize bağlı kalın; aynı saatte uyuyun, aynı saatte kalkın. Üçüncü olarak da sosyal ilişkilerinizi ertelemeyin. Sevdiklerinizle güvenli yollarla da olsa sosyal bağlarınızı mutlaka sürdürün."

Kaynak: Basın Bülteni